İçeriğe Atla
II. Selim fotoğrafı
Anasayfa Varlık

II. Selim Kimdir?

II. Selim, 1524 İstanbul doğumlu Osmanlı padişahıdır. Kıbrıs'ın fethi ve Açe yardımı gibi deniz seferleriyle imparatorluğun gücünü pekiştirmiştir.

Diğer adlar: Selimî

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

II. Selim Hakkında

Osmanlı İmparatorluğu'nun on birinci padişahı ve İslam dünyasının yetmiş altıncı halifesi olan II. Selim, 28 Mayıs 1524 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelerek, cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın oğlu olarak devletin zirvesinde yerini almıştır. Gençlik yıllarını sarayda seçkin alimlerden dersler alarak geçiren şehzade, idari ve askeri kabiliyetlerini pekiştirmek amacıyla Anadolu'daki eyaletlerde sancak beyliği vazifelerini üstlenmiştir. Babasının vefatı üzerine tecrübeli devlet adamı Sokollu Mehmed Paşa'nın diplomatik hamleleriyle 30 Eylül 1566'da tahta çıkan hükümdar, devrin güçlü bürokratik kadroları sayesinde imparatorluğun ihtışamlı günlerini başarıyla devam ettirmiştir.

Şehzadelik Yılları ve Tahta Geçiş Süreci

Saray bünyesinde üst düzey bir eğitimle yetişen II. Selim, devlet yönetiminde tecrübe kazanması adına Anadolu sancaklarında görevlendirilmiştir. Askeri idareyi bizzat yerinde öğrenmesi hedeflenen şehzade, uzun yıllar bu eyaletlerde sancağı yöneterek gelecekteki hükümdarlık yıllarına hazırlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ın ömrünün son demlerinde veziriazamlık makamında bulunan Sokollu Mehmed Paşa, padişahın vefat haberini bir süre gizli tutmuştur. Bu esnada Kütahya Sancakbeyi olarak görev yapan Selim'e haber yollanmıştır. Böylece şehzadenin başkente hızlıca ulaşması sağlanmıştır. Bu kritik idari operasyon neticesinde II. Selim, 30 Eylül 1566 günü cülus töreniyle Osmanlı tahtının yeni sahibi olmuştur. Hükümdarlık döneminin ilk diplomatik hamlesi olarak Avusturya ve Macaristan elçilerini huzuruna kabul etmiş, Zigetvar Kuşatması sonrası kazanılan toprakların güvenliğini sağlamak için müzakerelere girişmiştir. Yapılan sekiz senelik antlaşma uyarınca fethedilen kaleler Osmanlı idaresinde kalırken, Avusturya'nın devlete yıllık vergi ödemesi kararlaştırılmıştır.

Denizlerde Yükselen Hilal ve Kıbrıs'ın Fethi

Hükümdarlığı boyunca deniz aşırı stratejik hamlelere büyük ehemmiyet veren padişah, Osmanlı donanmasının gücünü Akdeniz'den Uzak Doğu'ya kadar hissettirmiştir. Bu minvalde atılan ilk adımlardan biri, Cenevizlilerin kontrolündeki Sakız Adası'nın fethi olmuştur. Piyale Paşa komutasındaki güçlü donanma 1568 senesinde adayı ele geçirmiştir. Bu sayede bölgedeki korsanlık faaliyetlerine de son verilmiştir. Aynı dönemde donanma, Endonezya coğrafyasındaki Müslüman Açe Devleti'nin yardım çağrısına karşılık vermek üzere Hızır Hayrettin önderliğinde Hint Okyanusu seferine çıkmıştır.

Doğu Akdeniz'in en stratejik noktalarından biri olan Kıbrıs Adası, Mısır'ın fethinden beri vergi ödemesine rağmen ticaret gemilerine saldıran korsanların üssü haline gelmişti. Nil nehrinden hareket eden İskenderiye gemilerinin yollarını kesen bu haydutların ortadan kaldırılması amacıyla padişah, Lala Mustafa Paşa'yı serdarlık makamına tayin ederek seferi başlatmıştır. Yoğun askeri harekat neticesinde 8 Eylül 1570 tarihinde Lefkoşe, ardından 1 Ağustos 1571'de ise Magosa Kalesi düşürülerek adanın fethi tamamlanmıştır. Osmanlı'nın bu Akdeniz zaferi Avrupa devletlerini telaşa sürüklemiştir. İspanya, Venedik ve Malta Şövalyeleri'nin öncülüğünde büyük bir ittifak kurulmuştur. Bu birleşik kuvvetler 6 Ekim 1571'de gerçekleşen İnebahtı Savaşı'nda Osmanlı donanmasını mağlup etmiştir. Ancak bu mağlubiyete rağmen Kılıç Ali Paşa kısa sürede donanmayı yeniden inşa edip denize açılmıştır. Venedikliler yeni bir savaşa cesaret edemeyerek 7 Mart 1573'te barış anlaşmasının imzalamak zorunda kalmıştır. Bu tarihi vesika ile Venedik, Kıbrıs'ın Osmanlı toprağı olduğunu kabul ederken yüklü miktarda savaş tazminatı ödemeyi de üstlenmiştir.

Kıbrıs seferi sırasında ve sonrasında donanmanın diğer mühim faaliyetleri şunlardır:

  • Sakız Adası'nın Cenevizlilerden alınarak korsan yataklarının kurutulması
  • Uzak Doğu'da yer alan Müslüman Açe Krallığı'na askeri ve teknik lojistik desteğin ulaştırılması
  • Uluç Ali Paşa idaresinde Tunus sahillerinin İspanyol işgalinden kurtarılması

Kara Seferleri, İsyanlar ve Diplomatik Zaferler

Padişahın hükümdarlığı döneminde iç karışıklıklar ve sınır boylarındaki tehditler de kararlı adımlarla çözülmüştür. Kanuni devrinden miras kalan Yemen'deki huzursuzluklar, 1570 yılında Zeydi İmamı Topal Mutahhar'ın isyanıyla zirveye ulaşmıştır. Bunun üzerine padişah, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Koca Sinan Paşa'yı görevlendirmiştir. İki serdarın harekatıyla bölgede asayiş yeniden tesis edilmiştir. Benzer şekilde 1574 yılında Boğdan Voyvodası'nın isyan etmesi üzerine, Vezir Ahmet Paşa ile Kırım Hanı kuvvetleri birleşerek Tuna boylarında harekat düzenlemiştir. 9 Haziran 1574 tarihinde isyan bastırılmış ve asiler cezalandırılmıştır.

Kuzey sınırlarında ise Astrahan Seferi'nin olumsuz sonuçlanmasının ardından Rusların akınlarını önlemek amacıyla Kırım Hanı'na ordu ve finansal yardım gönderilmiştir. Moskova önlerine kadar ilerleyen Kırım ordusu, Rus Çarı'nı yıllık 60.000 altın vergi vermeye mecbur bırakmıştır. Dönemin son büyük diplomatik başarısı ise 4 Aralık 1574'te Almanya ile imzalanan ve Zigetvar sonrası sınırları koruyan barış antlaşmasının yenilenmesi olmuştur.

Kültürel Mirası, İmar İşleri ve Vefatı

II. Selim, sadece askeri ve idari sahalarda değil, kültürel ve sanatsal alanda da iz bırakmış bir devlet adamıdır. İyi bir saray eğitimi alan ve ok atma sanatında ustalaşan hükümdar, edebiyatta "Selimî" mahlasıyla şiirler kaleme almıştır. Alimlere ve sanatkarlara daima kol kanat germiştir. Ayrıca döneminin büyük mimari hamlelerini desteklemiştir. Mimar Sinan'ın başyapıtlarından olan eserlerin yanı sıra Lefkoşe'de yükselen Selimiye Camii, su yollarının restorasyonu ve Navarin Limanı'ndaki kuleler onun döneminde vücut bulmuştur. Almanya antlaşmasının yenilenmesinden kısa bir süre sonra rahatsızlanan padişah, 15 Aralık 1574 tarihinde İstanbul'da elli yaşında hayata gözlerini yummuştur.