Mimar Sinan, 15 Nisan 1489'da Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu ve yaklaşık elli yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun baş mimarı olarak üç padişaha hizmet etti. Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerini kapsayan bu uzun görev süresinde "Koca Sinan" lakabını hak edecek başyapıtlar inşa etti. 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da hayata gözlerini yumduğunda, geride üç yüz elliyi aşkın yapı bırakmıştı.
Askerlik Yılları ve Mimariye Adım
Yirmi iki yaşındayken Yavuz Sultan Selim döneminde İstanbul'a getirilen Sinan, Acemi Oğlanlar Ocağı'na girdi ve burada dülgerliği öğrendi. Çaldıran (1514) ile Mısır seferleri (1516–1520) ardından Yeniçeri Ocağı'na geçti; Belgrad (1521), Rodos (1522) ve Mohaç (1526) seferlerinde subay rütbesine yükseldi. Bu cephe deneyimleri ona yalnızca askeri değil, farklı kültürlerin mimari anlayışını yakından tanıma fırsatı da verdi.
1524 Irakeyn Seferi, yaşamının kırılma noktasıydı. Lütfü Paşa'nın isteğiyle Tatvan'da bir savaş gemisi inşa etti, silahlandırdı ve bizzat komuta etti. Son Bağdat seferinde Van Gölü üzerinden üç geminin geçişini başarıyla sağlayarak "haseki" unvanını kazandı. 1538 Moldova seferinde Prut Irmağı üstüne kurduğu köprü adından söz ettirdi. 1539'da Mimar Acem Ali'nin ölümünün ardından Saray Başmimarı olarak atandı; bu tarihten ölümüne dek bu görevi sürdürdü.
Çıraklıktan Ustalığa: Üç Dönemin Eserleri
Mimarbaşılığından önce bile dikkat çeken yapıları vardı: Halep'teki Hüsreviye Külliyesi, Gebze'deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Hürrem Sultan için İstanbul'da inşa edilen Haseki Külliyesi bunların başında gelir.
Göreve başlamasının ardından ilk büyük sınav, 1543–1548 arasında tamamlanan Şehzade Mehmed Camisi oldu. Sinan bu yapıyı kendi "çıraklık dönemi" eseri olarak tanımladı; dört ayak ve dört yarım kubbeyle taşınan ana kubbe, iç mekânda ferah ve aydınlık bir ortam yarattı.
Kanuni Sultan Süleyman'a ithaf edilen Süleymaniye Camisi ve Külliyesi, Sinan'ın "kalfalık" yapıtıdır. 1557'de tamamlanan bu külliye altı medresesi, darüşşifası, hamamı ve türbeleriyle İstanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birine yayılır. Kubbe ve yarım kubbeler, yüklerini uyumlu geçişlerle birbirlerine aktarır. Süleymaniye yedi yılda bitti; oysa aynı dönemde Roma'daki San Pietro Katedrali 160, Londra'daki St. Paul's Katedrali ise 40 yılda inşa edilebildi.
Edirne'deki Selimiye Camisi, Sinan'ın "ustalık dönemi" başyapıtıdır. Sekizgen bir taşıyıcı sistem üzerine oturan ve 31 metreyi aşan çapıyla döneminin en büyük kubbesini barındıran yapı, mekân kurgusu, oranları ve bezemeleriyle Osmanlı mimarisinin en olgun ifadesini sunar. Altı yılda tamamlandı.
Su Mühendisliği, Mirası ve Türbesi
Sinan'ın uzmanlığı camilerle sınırlı kalmadı. İstanbul'un kronik su sorununu çözmek amacıyla tasarlanan Kırkçeşme su yapılar sistemi, bentler, tüneller, su kemerleri ve dağıtım yapılarıyla 50 kilometreyi aşan bir altyapı ağını kapsar. Bu ağın bazı mühendislik çözümleri dönemin bilgi sınırlarının ötesine geçiyordu.
Yaşamı boyunca İstanbul, Edirne, Kayseri, Halep, Şam ve Sofya dahil imparatorluğun dört bir yanında eserler bırakan Sinan'ın sicili şu rakamlara ulaştı:
- 84 cami, 52 mescit, 57 medrese
- 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa
- 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 48 hamam
Dört yüz yıl sonra bile ayakta duran yapıları, hem mimari hem mühendislik titizliğinin en somut kanıtıdır. Davut Ağa, Ahmet Ağa ve Kemalettin başta olmak üzere kuşaklar boyu ustalar, onun kurduğu klasik anlayışı sürdürdü. Mustafa Kemal Atatürk, Sinan'ın bilimsel olarak araştırılmasını ve heykelinin yapılmasını istedi; 1982'de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne onun adı verildi.
Türbesini ölümünden kısa süre önce bizzat yaptı. Süleymaniye Külliyesi'nde Haliç duvarı yakınına konumlanan bu sade beyaz taşlı yapı, 1933'te Mimar Vasfi Egeli tarafından restore edildi. Altı sütunlu, üstü örtülü ve etrafı açık türbede mermer sandukanın ucunda burma kavuk yükselir.
