Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun önemli ticaret ve kültür merkezi olan Selanik'te, Ali Rıza Bey ve Zübeyde Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Sarı saçlı ve mavi gözlü olduğu aktarılan Mustafa, babasını yalnızca 7 yaşında yitirdi; bu erken kayıp, onu hem olgunlaştırdı hem de kendi ayakları üzerinde durmaya itti. Onlarca yıllık askerlik, mücadele ve yönetim deneyiminin ardından 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan etti. Yıllarca süren siroz hastalığına rağmen devlet işlerini bırakmayan Atatürk, 10 Kasım 1938 sabahı İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda yaşamını yitirdi.
Eğitim Yılları ve Askeri Kimliğin Oluşumu
Babasının vefatının ardından aile Langaza'ya taşındı; Mustafa bir süre dayısının çiftliğinde yaşadı. Annesi öğrenimini sürdürmesi için onu Selanik'teki halasının yanına gönderdi. Önce Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu; bir öğretmenin haksız davranışı üzerine oradan ayrıldı. Komşu çocuğunun üniforma giysisinden etkilenerek askerliğe özenen Mustafa, annesinin itirazlarına aldırmadan 1893'te Selanik Askeri Rüştiyesi'ne sınava girdi ve başardı. Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi, bu parlak öğrencisine "bilgi ve olgunluk" anlamına gelen Kemal adını ekledi; o günden itibaren Mustafa Kemal olarak anıldı.
1898'de Manastır Askeri İdadisi'ne geçen Mustafa Kemal, burada edebiyat ve hitabete ilgi duymaya başladı. Namık Kemal'in yapıtlarını derinden benimsedi, Voltaire ve Rousseau gibi Fransız düşünürleri okuma fırsatı buldu. Tatil dönemlerinde özel kurslara devam ederek Fransızcasını güçlendirdi. 54 kişilik sınıfın ikincisi olarak mezun oldu. 13 Mart 1899'da İstanbul Harp Okulu'na başladı; ardından Harp Akademisi'ni 1905'te tamamladı. Bu yıllarda hem askeri bilimlere yoğunlaştı hem de ülkenin içinde bulunduğu siyasi duruma kafa yordu; arkadaşlarıyla gizli el yazması gazeteler çıkardı.
Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na
İlk görev yeri Şam'da 30. Süvari Alayı'nda bölük komutanı olarak çalışan Mustafa Kemal, köylülere uygulanan ağır vergi baskısına açıkça karşı çıktı. 1907'de Kolağası rütbesiyle Şam'daki görevini noktaladı. 1911'de İtalyanların Trablusgarp'a saldırması üzerine bölgeye geçti; Tobruk ve Derne'de savaştı, 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığı'na atandı. Balkan Savaşları döneminde Gelibolu ve Bolayır cephelerinde hizmet gördü, Dimetoka ve Edirne'nin geri alınmasına katkı sağladı.
Birinci Dünya Savaşı, onun adını kalıcı biçimde tarihe yazdırdı. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan İtilaf kuvvetleri, komutasındaki 19. Tümen tarafından Conkbayırı'nda tutuldu. Ağustos 1915'teki Anafartalar Zaferi'nin ardından Kireçtepe ve ikinci Anafartalar harekâtları da zaferle kapandı; bu başarılar karşılığında albaylığa yükseldi. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe terfi ederek Muş ve Bitlis'in Ruslardan geri kazanılmasını sağladı.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının hemen ardından İstanbul'a dönen Mustafa Kemal, ülkenin işgal denetimine girdiğini yerinde gözlemledi. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak ulusal direniş hareketini örgütledi. Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayıp yönetti; milletin kendi kaderine sahip çıkması gerektiğini ilan etti. 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı. Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki zafer kendisine Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını kazandırdı. 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz, Türk ordusunun İzmir'e girişiyle tamamlandı. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması, yeni Türk devletini uluslararası alanda tanıttı.
Cumhurbaşkanlığı, Reformlar ve Son Yıllar
29 Ekim 1923'te oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, 1927, 1931 ve 1935 seçimlerinde de bu göreve getirildi. Cumhurbaşkanlığı yıllarında hukuk, eğitim, ekonomi ve toplumsal yaşamı kökten dönüştüren reformlar hayata geçirildi:
- 1928'de yeni Türk alfabesi kabul edildi
- 1931-32'de Türk Dil ve Tarih Kurumları kuruldu
- 1934'te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı
- Aynı yıl çıkarılan soyadı kanunuyla TBMM kendisine Atatürk soyadını verdi
Ekonomik kalkınma da bu dönemin öncelikleri arasındaydı. İş Bankası, Merkez Bankası, Sümerbank ve çeşitli sanayi tesisleri oluşturuldu. Matematiksel ilgisi ömür boyu sürdü; 1937'de kaleme aldığı Geometri kitabında onlarca Türkçe terim türetti ve bu terimlerin büyük çoğunluğu bugün de kullanılmaktadır. 1930'lu yıllarda eski Yunan Başbakanı Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi.
1937 sonundan itibaren belirginleşen siroz hastalığı, yıllarca süren ağır çalışma temposunun ve sağlığını hiç gözetmeme alışkanlığının bir yansımasıydı. Doktorların uyarılarına karşın devlet işlerini bırakmadı; Savarona yatında kabine toplantıları düzenledi, Dolmabahçe Sarayı'nda yabancı devlet başkanlarını ağırladı. 5 Eylül 1938'de vasiyetini kaleme aldı; mal varlığını Cumhuriyet Halk Partisi'ne bıraktı, manevi çocuklarına ve yakınlarına da pay ayırdı. 10 Kasım 1938 sabahı saat 09.05'te hayata veda etti. Naaşı 1953'e kadar Ankara Etnografya Müzesi'nde muhafaza edildi; ardından büyük bir törenle Anıtkabir'e taşındı.
