Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in inşasına uzanan süreçte, milli mimari kimliğin oluşmasına öncülük eden Mimar Kemaleddin Bey, 1870 yılında İstanbul’un Acıbadem semtinde dünyaya geldi. O, bir Osmanlı subayının oğluydu. Girit ve İstanbul’da tamamladığı ortaöğreniminin ardından, Hendese-i Mülkiye’de mühendislik eğitimi alırken hocası August Jachmund’un etkisiyle mimarlığa yöneldi. Tasarımlarında geleneksel motifleri modern batı teknikleriyle harmanlayarak Birinci Millî Mimarlık Akımı’nın öncülerinden biri oldu. İstanbul'un tarihi dokusunu koruyan restorasyon çalışmalarına öncülük eden Mimar Kemaleddin Bey, ömrünün son yıllarında yeni başkent Ankara'nın modern çehresini şekillendiren anıtsal yapıların mimarı olarak da tarihe geçti.
Girit’ten Berlin’e Uzanan Eğitim Yılları
Ali Bey ve Sadberk Hanım'ın tek çocuğu olan Kemaleddin, babasının bahriye subayı olması sebebiyle çocukluğunu farklı şehirlerde geçirdi. İlköğrenimine 1875 yılında İstanbul'daki İbrahim Ağa İbtidai Mektebi'nde başlayan genç yetenek, ortaöğrenimine ise babasının görevi nedeniyle gittikleri Girit'te devam etti. Suda'daki tersane kumandanlığında subay çocukları için açılan özel okulda matematik, coğrafya ve hıfzıssıhha dersleri alan yetenekli genç, aynı zamanda Arapça ve Fransızca dillerinde de kendisini geliştirme fırsatı buldu. İstanbul'a döndükten sonra ortaöğrenimini tamamlayan Kemaleddin, mühendislik eğitimi için Hendese-i Mülkiye'ye kaydoldu. Bu okulda, Sirkeci Garı'nı tasarlayan ünlü Alman mimar August Jachmund'un derslerine büyük bir özen gösterdi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra Prof. August Jachmund'un asistanı olarak göreve başladı. Bu görevi dört yıl sürdürürken, okul dışında kendi özel bürosunu açarak ilk tasarımlarını hazırladı. Devlet bursuyla 1895 yılında Berlin'e gitmeye hak kazandı. Charlottenburg Technische Hochschule bünyesinde iki yıl süresince mimarlık eğitimi gördü.
Osmanlı Mimarisine Yön Veren Vakıf Çalışmaları
Yurda döndükten sonra, Jachmund'un Türkiye'den ayrılmasıyla Hendese-i Mülkiye'deki mimari tasarım derslerini üstlendi. Aynı dönemde Sanayi-i Nefise Mektebi'nde dersler verdi. Mesleki başarılarının yanı sıra 1900 yılında Halil Bey'in kızı Behire Hanım ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten Mehlika adında bir kızı ve Sinan adında bir oğlu dünyaya geldi. Ancak bu evlilik uzun ömüllü olmadı ve çift 1918 yılında yollarını ayırdı. Evkaf Nezareti'nin inşaat dairesinin başına geçtiği 1909 yılından itibaren Kemaleddin Bey, ecdat yadigari anıtsal eserlerin bilimsel yöntemlerle restorasyonunu gerçekleştirirken, İstanbul sokaklarına kimlik kazandıran çok sayıda kamu binası ve vakıf hanı inşa etti. Ayrıca Mimar Vedat Tek ve Giulio Mongeri ile birlikte ulusal mimarlık akımının öncülüğünü üstlendi. Meslektaşlarıyla bir araya gelerek Osmanlı Mimar ve Mühendis Cemiyeti'ni kurdu. Şark Demiryolları Şirketi adına Filibe, Sofya, Selanik ve Edirne garlarını tasarlayarak demiryolu mimarisine de imzasını attı.
Kudüs’ten Ankara’ya Uzanan Restorasyon ve İmar Hamlesi
İngiliz yönetimindeki Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'nın kapsamlı onarımı için 1922 yılında Kudüs Müftüsü tarafından bu kutsal şehre çağrıldı. Mukaddes mabedin restorasyonunda sergiledişi olağanüstü başarı sayesinde, İngiliz Kraliyet Mimarlar Akademisi (RIBA) şeref üyeliğine layık görüldü. Kudüs'te bulunduğu bu yıllarda, kısa süreliğine geldiği İstanbul'da öğretmen Sabiha Hanım ile ikinci evliliğini yaptı. Çiftin Kudüs'te doğan ilk bebekleri Kasım, doğumundan yalnızca bir hafta sonra hayata veda etti. Büyük mimar, çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Daha sonra Ankara'ya yerleşen çiftin, 1926 yılında İlhan adını verdikleri ikinci oğulları dünyaya gözlerini açtı. 1925 yılının sıcak yaz aylarında, yarım kalan Ankara Palas projesini tamamlamak üzere Kudüs'ten başkente davet edildi. Ankara için genel bir kitaplık, Gazi Çiftliği'nde inşa edilecek bir çiftlik evi ve konut projeleri üzerinde yoğunlaştı. Konutların bir kısmı gerçekleştirilmiş olsa da kitaplık ve çiftlik evi projelerinden sonradan vazgeçildi. Birinci Millî Mimarlık Akımı'nın öncülerinden olan usta sanatçı, 1925 yılında tamamlanması için canla başla çalıştığı Ankara Palas şantiyesindeki küçük odasında geçirdiği beyin kanaması sonucunda henüz 57 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Naaşı, İstanbul'daki Bayezid Camii haziresine defnedildi. Tarihe adını kazıyan dehanın anısı, 2009 yılından bu yana 20 Türk Lirası banknotunun arka yüzünde yaşatılmaktadır.
Önemli Eserleri ve Restorasyonları
Kısa ömrüne yüzlerce kalıcı eser sığdıran büyük mimarın tasarladığı ve restorasyonunu üstlendiği en önemli yapılar şunlardır:
- İstanbul Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Vakıf Hanları
- Laleli Tayyare Apartmanları
- Ankara Palas (Vedat Tek'in başlattığı projenin tamamlanması)
- Ankara Evkaf Apartmanı
- Bostancı, Bebek ve Yeşilköy Camileri
- Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası ve Gazi Eğitim Enstitüsü
- Kudüs Mescid-i Aksa restorasyonu
- Filibe, Sofya, Selanik ve Edirne Gar Binaları
