III. Gıyaseddin Keyhüsrev, 1259 yılında dünyaya gelen ve çocuk yaşta tahta çıkmak zorunda kalan 17. Anadolu Selçuklu Devleti sultanıdır. Henüz altı yaşındayken, 1265 yılında tahta çıkarak ülkeyi yönetmeye başladı. Babası IV. Kılıç Arslan'ın Moğollar tarafından bir ziyafet sırasında aniden ve beklenmedik bir şekilde öldürülmesi, çocuk yaştaki Keyhüsrev'in çok erken yaşta bu ağır taht yükünü üstlenmesine yol açmıştır. Bu durum, Selçuklu tahtının tamamen Moğol vesayetine girmesine neden oldu. Genç hükümdar, 1284 yılında henüz 25 yaşındayken yine Moğollar tarafından idam edilerek öldürüldü. Onun trajik yaşamı, İlhanlıların tahakkümü altındaki Selçuklu tarihinin en hüzünlü sayfalarından biridir.
Çocuk Yaşta Gelen Saltanat ve Naiblerin İdaresi
Genç sultanın tahta çıkış süreci, son derece sarsıcı ve beklenmedik bir cinayetle başlamıştır. Babası IV. Kılıç Arslan, 1265 senesinde henüz 28 yaşındayken katıldığı bir ziyafet sırasında Moğollar tarafından ansızın katledilmiştir. Cenazesi Konya'daki Sultanlar Türbesi'ne defnedilen babasının yerine, altı yaşındaki küçük oğlu tahta oturtulmuştur. Küçük hükümdar büyüyene kadar devleti Sahib Ata Fahreddin Ali ile Emir Süleyman Pervane birlikte idare etmiştir. Halk, bu iki tecrübeli devlet adamının uyumlu yönetiminden son derece memnundu. Aralarındaki fikir birliği sayesinde iç huzur korunmuştur. Buna rağmen, Selçuklu tahtı artık tamamen İlhanlı Moğollarının tahakkümü altına girmiş durumdaydı.
Taht Paylaşımı ve İlhanlı Sarayındaki İktidar Savaşları
İlhanlı tahtındaki değişimler, Anadolu'daki dengeleri de doğrudan etkilemiştir. Hükümdar Abaka Han'ın ölümünün ardından yönetime gelen Ahmed Teküder, Selçuklu topraklarını ikiye böldü. Bu yeni plana göre ülke toprakları 1282 yılında II. Gıyaseddin Mesud ile III. Gıyaseddin Keyhüsrev arasında paylaştırılacaktı. Ancak Keyhüsrev, bu ortak saltanat kararını kabul etmeyerek tek başına yönetme arzusunu ortaya koydu. Bu doğrultuda genç hükümdar, Moğolların Anadolu valisi olan Kongurtay ve sadık veziri Sahib Ata Fahreddin Ali'yi de yanına alarak durumu bizzat görüşmek üzere Ahmed Teküder'in huzuruna doğru yola koyuldu. Fakat bu kritik yolculuk, İlhanlı sarayındaki iç mücadeleler nedeniyle yarıda kaldı. Ahmed Teküder, rakibi Argun'un vali Kongurtay ile iş birliği yaparak kendi hükümdarlığına karşı gizli faaliyetler yürüttüğünü öğrenince onlara karşı ani ve sert bir askeri mücadele başlatmıştır. Saraydaki bu iktidar savaşı, Keyhüsrev'in diplomatik girişimlerini baltalamıştır.
Trajik Son ve Mesud'un Saltanatı
Genç sultan vazgeçmeyip uzun uğraşlar sonucunda nihayet hanın merkezine varmayı başarmıştır. Ancak bu defa da Ahmed Teküder'in savaşı kaybedip tahtı Argun Han'a kaptırması planları büsbütün bozdu. Yeni İlhanlı hükümdarı Argun Han, Tebriz'de bekleyen II. Gıyaseddin Mesud'u 1282 yılında Selçuklu tahtına tayin etti. Bu karar, III. Gıyaseddin Keyhüsrev'in saltanatının resmen son bulması anlamına geliyordu. Tebriz'den dönen Gıyaseddin Mesud önce Kayseri'de, ardından da Konya'da tahta çıkmıştır. Eski sultan Keyhüsrev ise 1284 yılında, henüz 25 yaşındayken Moğollar tarafından idam edildi. Onun yerine geçen Gıyaseddin Mesud, aynı zamanda Keyhüsrev'in amcasının oğluydu.
Sultanın kısa ve fırtınalı ömründe, devletin yönetim mekanizmalarında ve siyasi sahnede rol oynayan başlıca önemli figürler şunlardır:
- Sahib Ata Fahreddin Ali: Sultanın çocukluk yıllarında devleti büyük bir uyumla yöneten ve onunla birlikte İlhanlı sarayına giden Selçuklu veziri.
- Emir Süleyman Pervane: Devletin iç huzurunu sağlayan ve Sahib Ata ile iş birliği yapan önemli Selçuklu yöneticisi.
- Kongurtay: Moğolların Anadolu valisi olan ve Keyhüsrev ile birlikte hareket eden, ancak Ahmed Teküder tarafından rakip Argun ile iş birliği yapmakla suçlanan figür.
- Ahmed Teküder ve Argun Han: Selçuklu tahtının kaderini belirleyen kararlara imza atan ve kendi aralarında taht mücadelesine girişen İlhanlı (Moğol) hükümdarları.
- II. Gıyaseddin Mesud: Keyhüsrev'in amcasının oğlu olan ve Argun Han tarafından sultan tayin edilerek onun yerine tahta geçen Selçuklu sultanı.
