Osmanlı İmparatorluğu'nun en ihtişamlı ve hareketli yüzyılında, saray koridorlarında aldığı kararlarla devletin geleceğini şekillendiren Nurbanu Sultan, yaklaşık 1525 yılında Venedik idaresi altında bulunan Paros veya Korfu adasında soylu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Güzelliği kadar keskin zekasıyla da tanınan bu efsanevi figür, saray hiyerarşisinde hızla yükseldi. Manisa'da başlayan bu hikaye, onu II. Selim'in eşi ve III. Murat'ın güçlü annesi yaparak devletin zirvesine taşıdı. Yönetimdeki üstün yeteneğiyle Kadınlar Saltanatı dönemini başlatan valide sultan, 7 Aralık 1583 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. O, saltanat naibi gibi çalışarak imparatorluğun kaderini tayin etti.
Haremden İktidarın Zirvesine Uzanan Yolculuk
Asıl adı Cecilia Venier-Baffo olan genç kız, esaret altındaki yolculuğunun ardından Osmanlı sarayına adım attı. Buradaki nitelikli eğitim, onun kaderini baştan aşağı değiştirdi. Henüz çok genç bir yaşta esir düşerek başkente getirilen ve burada aldığı üstün haremiçi eğitim sayesinde kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Cecilia, zekası ve zarafetiyle Haseki Hürrem Sultan'ın en güvendiği isimlerden biri haline geldi. Geleceğin güçlü kadını olacağını sezen Hürrem Sultan, ona "namuslu" ve "Tanrı'nın ışığını saçan" anlamlarına gelen Afife Nurbanu adını verdi. Nurbanu, 1543 yılında Şehzade Selim'in haremiyle birlikte Manisa Sarayı'na gönderildiğinde hayatında yepyeni bir sayfa açılıyordu. Süratle Şehzade Selim'in en gözde cariyesi olmayı başardı. 1571 yılında resmen evlenerek Haseki Sultan unvanını aldı ve saraydaki yerini sağlamlaştırdı. Bu evlilikten III. Murat, Esmehan Sultan, Şah Sultan, Gevherhan Sultan ve Fatma Sultan adlarında çocukları dünyaya geldi. Nurbanu Sultan, bu süreçte eşi II. Selim üzerindeki nüfuzunu giderek artırdı. Venedik kaynaklarına göre, devlet işlerinde Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa ile kurduğu ortaklık sayesinde siyasi kararlarda belirleyici bir rol üstlendi. Eşinin 1574 yılındaki vefatından sonra oğlu III. Murat tahta geçti and Nurbanu için Valide Sultan dönemi başladı. Bu yeni unvan, ona saraydaki en yüksek mertebeyi ve geniş yetkileri beraberinde getirdi. Kendisi, oğlunun hükümdarlığı süresince Valide-i Atik Sultan unvanıyla onurlandırıldı. Siyasi zekası sayesinde dış politikada Venedik Cumhuriyeti ile barışçıl ilişkilerin sürdürülmesini kararlılıkla destekledi.
Safiye Sultan ile Rekabet ve Saray Savaşları
Nurbanu Sultan'ın iktidarı tek başına elinde tutma arzusu, saray içinde büyük fırtınaların kopmasına zemin hazırladı. Oğlu III. Murat'ın tek bir kadına, yani Safiye Sultan'a aşırı bağlılığı Nurbanu'yu tedirgin ediyordu. Genç haseki Safiye, yönetimde söz sahibi olmak istiyor ve padişahı kendi çizgisine çekmeye çalışıyordu. Bu durum, iki güçlü kadın arasında amansız bir liderlik mücadelesinin fitilini ateşledi. Haremdeki gizli çekişmeler 1582 yılında doruğa ulaştı. Hanedanın geleceğini tehlikeye atan çocuksuzluk krizi, Nurbanu Sultan'ın eline beklediği kozu verdi. Safiye Sultan'ın hamilelik süreçlerinde yaşadığı ardı arkası kesilmeyen kayıpları fırsat bilen Nurbanu Sultan, rakibinin padişahı kara büyü yoluyla tesiri altına alıp iktidarsızlaştırdığı yönünde sarayda hızla yayılan büyük bir dedikodu dalgası başlattı. Nurbanu Sultan, oğlunu korumak ve rakibini uzaklaştırmak adına sıra dışı bir saray entrikası hazırladı. Bu doğrultuda Safiye Sultan'ı padişaha büyü yapmakla itham ederek sarayda büyük bir infial yarattı. Bu baskılara dayanamayan III. Murat, çok sevdiği Safiye Sultan'ı Eski Saray'a sürgün etmek zorunda kaldı. Hekimlerin uyguladığı tedavilerin ardından padişah yeniden çocuk sahibi oldu ve hanedanın devamlılığı güvence altına alındı. Nurbanu Sultan, bu hamlesiyle haremdeki mutlak otoritesini bir kez daha kanıtlamış oldu.
İmar Faaliyetleri ve Geleceğe Bırakılan Miras
Sadece siyasi başarılarıyla yetinmeyen Nurbanu Sultan, İstanbul'un çehresini değiştiren büyük vakıflar kurarak hayır işlerine yöneldi. Ünlü başmimar Mimar Sinan'a Üsküdar'da inşa ettirdiği Atik Valide Camii ve geniş külliyesi, onun en görkemli eseri olarak tarihe geçti. Bir dönem Yahudi hamamının yer aldığı bu alanda yükselen külliye, Nurbanu'nun vefat ettiği 1583 yılının sonlarında kapılarını açtı. Bu anıtsal külliye, şu ünitelerden oluşmaktaydı:
- Atik Valide Camii, medrese ve sıbyan mektebi,
- Kur'an ve hadis okulları ile tekke,
- Aşevi, hastane ve hamam.
Büyük Osmanlı mimarı Mimar Sinan'ın ellerinde yükselen ve vefatından hemen önce tamamlanan Atik Valide Külliyesi'nin inşası için gerekli olan ahşap malzemeler Sapanca ile İznik'ten temin edilirken, taş bloklar ise Gelibolu gibi İstanbul'a yakın limanlardan gemilerle başkente getirilmiştir. Ayrıca o, Osmanlı tarihinde bir külliye içerisine kütüphane yaptıran ilk kadın olarak kültürel gelişime öncülük etti. İstanbul'un Mercan, Alemdağ ve Langa semtlerinde de çeşitli hamam ve imaretler yaptırarak halkın hizmetine sundu. Bugün bile varlığını sürdüren meşhur Karacaahmet Mezarlığı'nın sınırları da onun bağışladığı 124 dönümlük arazi sayesinde resmiyet kazanmıştır. Nurbanu Sultan, diktirdiği servilerle bu alanı koruma altına aldırmıştır. Hayatını kaybettiğinde, Ayasofya Camii avlusundaki türbede eşi II. Selim'in yanına defnedilen ilk padişah karısı olma ayrıcalığına erişti. Bu görkemli yaşam hikayesi, popüler bir televizyon dizisinde de canlandırılmıştır.
