Türk halk müziğinin unutulmaz seslerinden Nuray Hafiftaş, 8 Ağustos 1964'te Kars'ın Çıldır ilçesinde, saz sesleriyle yankılanan ve âşıklık geleneğini yaşatan bir ailede dünyaya gözlerini açtı. Sazların evlerin duvarlarını süslediği bu köklü kültürel iklimde yoğrulan sanatçı, babası Sevdakâr Hafiftaş'ın ve müzisyen ailesinin desteğiyle küçük yaşlardan itibaren notalarla tanıştı. Henüz bir buçuk yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşınarak yaşamının büyük kısmını geçireceği bu mega kentte müzikal yolculuğuna ilk adımlarını attı. Taksim'de tamamladığı ilkokul eğitiminin ardından, müziğe olan üstün yeteneği onu Türkiye'nin en saygın sanat okullarından birine taşıyacaktı.
Eğitim Hayatı ve İlk Profesyonel Adımlar
İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'na adım atan Nuray Hafiftaş, burada akademik düzeyde derinlemesine bir eğitim aldı. Konservatuvar sıralarında sadece Türk halk müziğiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda Türk sanat müziği ve Batñ müziği teorileri üzerine de kendini yetiştirdi. Bu çok yönlü akademik altyapı, onun ilerleyen yıllardaki özgün yorumculuğunun en sağlam temelini oluşturdu. Henüz eğitimi sürerken sergilediği yetenek, ona profesyonel kapıları erkenden araladı. Mezuniyetinin ardından İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti bünyesinde dört yıl boyunca kadrolu devlet sanatçısı olarak görev üstlendi. Bu yoğun çalışma dönemine paralel olarak, dönemin en önemli radyo kurumlarından biri kabul edilen İstanbul Radyosu bünyesinde de yine dört yıl boyunca sözleşmeli sanatçı sıfatıyla mikrofon başına geçti.
Sanat Üretimi ve Albüm Arşivi
Müzik dünyasında yalnızca güçlü sesiyle değil, üretken besteci kimliğiyle de haklı bir saygınlık kazanan sanatçı, ardında 100'den fazla söz ve bestesi kendine ait eser bıraktı. Nuray Hafiftaş'ın ürettiği bu değerli ezgiler, Türk müziğinin dev sesleri tarafından kitlelere ulaştırıldı. Müzikseverlerin hafızalarına kazınan "Ayrılık Nikahı", "Yalan Dünya" ve "İsyan Ediyorum" gibi unutulmaz eserler ünlü yorumcu Kibariye tarafından seslendirilirken; "Hasret" ve "Gurbet" isimli duygusal parçalar ise İzzet Yıldızhan'ın sesiyle hayat buldu. Sektördeki muazzam başarısına ve üretim gücüne rağmen alçakgönüllü tavrıyla bilinen Hafiftaş, meslektaşlarına vokal yapmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Sanat dünyasındaki rekabetçi havaya inat, ürettiği melodileri dostlarıyla cömertçe paylaşarak Türk halk müziği camiasında derin izler bıraktı.
Kariyeri boyunca müzik marketlerde yerini alan çok sayıda başarılı çalışmaya imza atan Nuray Hafiftaş, geniş bir diskografi oluşturdu. Sanatçının müzikal mirasını taçlandıran albüm çalışmaları kronolojik olarak şu şekildedir:
- 1987 - Asker Mektubu (Arabesk)
- 1988 - Yaradan Aşkına
- 1989 - Dön İki Gözüm
- 1990 - Dilanım
- 1990 - Divane Gönlüm
- 1991 - Turquie Aşık
- 1991 - Atılmaz Sevda
- 1992 - Arada Bir
- 1993 - Dinle
- 1994 - Şimdi Oldu
- 1996 - Eline Düştüm
- 2000 - Eyvah Gönül
- 2002 - Leyli Leyli
- 2005 - Sılayı Ver
- 2007 - Yıllarım
- 2014 - Arada Bir (Yeniden Basım)
- 2014 - Dinle (Yeniden Basım)
- 2014 - Eyvah Gönül (Yeniden Basım)
- 2014 - Dön İki Gözüm (Yeniden Basım)
- 2014 - Yaradan Aşkına (Yeniden Basım)
- 2014 - Atılmaz Sevda (Yeniden Basım)
- 2016 - İstanbul ve Sen
- 2017 - Düet Arabesk 2018 (Yunus Bülbül ile birlikte)
Ayrıca sanatçının kendisi gibi müzisyen olan ve bağlama çalan 1966 doğumlu erkek kardeşi Güray Hafiftaş da aileden gelen bu değerli enstrüman geleneğini sürdüren bir diğer isim oldu.
Hastalık Süreci ve Erken Veda
Türk halk müziğinin bu güler yüzlü ve samimi ismi, ömrünün son döneminde amansız bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldı. 2017 yılının temmuz ayında geçirdiği kalın bağırsak operasyonunun ardından, hastalığın karaciğerine de yayıldığı anlaşıldı. Özel bir sağlık kuruluşunda derhal tedavisine başlanan Nuray Hafiftaş'a, aynı yılın 30 Kasım tarihinde kolon ve karaciğer kanseri teşhişi resmen konuldu. Mücadelesini büyük bir metanetle sürdüren sanatçı, maalesef bu amansız savaşı kazanamadı. Tedavi gördüğü Emsey Hospital bünyesindeki onkoloji bölümünde yoğun bakım altındayken, 14 Şubat 2018 tarihinde henüz 54 yaşındayken İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Geride doldurulamaz bir boşluk ve dillerden düşmeyen onlarca ölümsüz türkü bırakan Hafiftaş, sanat camiasını ve tüm sevenlerini derin bir yasa boğdu.
