Edebiyat dünyasında dizeleriyle tanınan, tıp camiasında ise fizyoloji çalışmalarıyla saygı uyandıran şair Prof. Dr. Nuran Harirî, 25 Aralık 1931'de İzmir'de doğdu. O, yaşamı boyunca bilim ile sanatı başarıyla harmanladı. Tıp eğitiminin ardından akademik basamakları tırmanırken, ruhundaki edebi coşkuyu da korumayı bildi. Bugün İzmir'de yaşamını sürdürüyor. Hem hücrelerin ve sistemlerin işleyişini inceledi hem de kelimelerin gizemli dünyasında yolculuklar yaptı. Usta kalem, tıp literatürüne sunduğu katkılar ve Türk şiirine kazandırdığu eserlerle iki farklı alanda kalıcı izler bıraktı.
Ege'den Heidelberg'e Uzanan Akademik Yolculuk
Nuran Harirî, ilk öğrenimini 1942 yılında mezun olduğu Dumlupınar İlkokulu'nda tamamladı. Ardından eğitimine İzmir Kız Lisesi'nde devam eden Harirî, mezuniyet sonrası tıp eğitimi için İstanbul Tıp Fakültesi'ne gitti. Gençlik yıllarında tıp bilimine yönelerek bu prestijli okuldan başarıyla mezun oldu. Fakat onun asıl hedefi tıp alanında derinleşmek olduğu için hekimlikten ziyade bilim kariyerini seçti. 1956 senesinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesindeki Fizyoloji Kürsüsü'nde asistanlık görevine adım atan genç bilim insanı, aynı yıl içinde tıp alanındaki uzmanlık eğitimini tamamlamak amacıyla Almanya'nın Heidelberg Üniversitesi'ne gitti. Heidelberg bünyesinde aldığı nitelikli uzmanlık eğitiminin ardından vatanına geri dönerek, Ege Üniversitesi'nde uzman asistan olarak göreve başladı. Akademik alanda gösterdiği üstün başarılar neticesinde 1964 yılında doçentliğe, 1971 senesinde ise profesörlüğe yükseldi. Bilim dünyasındaki bu parlak kariyerine karşın o, sanatla olan bağını hiçbir dönem koparmadı.
Küresel Araştırmalar ve Bilimsel Miras
Prof. Dr. Nuran Harirî, kariyeri boyunca yerel sınırlar içinde kalmayıp araştırmalarını uluslararası boyuta taşıdı. Bilimsel merakı onu dünyanın dört bir yanına yönlendirdi. Uluslararası vizyonuyla hareket eden usta akademisyen; ABD, Yugoslavya, İtalya, İspanya, Macaristan, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Fransa, Japonya, Kanada ve İsrail gibi dünyanın pek çok farklı ülkesinde bilimsel araştırma ve incelemeler gerçekleştirdi. Fizyoloji biliminin gelişimine adanmış hayatında Harirî, sadece bireysel araştırmalarla yetinmeyerek geniş kapsamlı adımlar attı. Ülkemizde nörobilim alanının kurumsallaşması amacıyla Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinir Bilimleri Derneği'nin kurucu üyeleri arasında aktif olarak rol aldı. Ayrıca bu önemli derneğin başkanlık görevini de başarıyla yürüttü. Fizyoloji dalındaki derin birikimini yazılı kaynaklara da aktaran profesörün, bu alanda basılmış dört adet bilimsel kitabı bulunmaktadır. 1978 yılına gelindiğinde ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı. Bu emeklilik, onu asla yavaşlatmadı.
Laboratuvardan Dökülen Mısralar
Fizyoloji laboratuvarlarının rasyonel ve deneysel dünyası ile şiirin duygu yüklü, soyut evrenini kendi kişiliğinde eriten Harirî, zihnin labirentlerinde bilimsel gerçekleri ararken kalbinin derinliklerinden süzülen hisleri de her zaman satırlara döktü. Edebiyattaki ilk önemli dönüm noktası 1977 yılında gerçekleşti. Bu tarihte ilk şiiri, saygın bir yayın organı olan Türk Dili Dergisi'nde okuyucuyla buluştu. Akademik hayatının en yoğun dönemlerinde dahi dizeler üretmekten vazgeçmeyen sanatçı, edebi üretkenliğini her dönem korumayı bildi. Emekliliğinin ardından doğup büyüdüğü şehir olan İzmir'e yerleşen Nuran Harirî, halen bu güzel kentte yaşamını sürdürüyor. Günümüzde de en büyük tutkusu olan şiir yazmaya aktif bir şekilde devam etmektedir. Bilim insanı ve şair kimliklerinin birbirini nasıl beslediği sorulduğunda, her iki alanın da insanı ve doğayı anlama çabası olduğunu gösterdi. Akademisyen kimliğiyle insan vücudunun sırlarını çözerken, şair kimliğiyle de ruhun derinliklerine indi. O, genç kuşak bilim insanlarına ve edebiyatçılara çok yönlü olmanın eşsiz bir örneğini sundu.