Osmanlı tarihinin en dramatik figürlerinden biri olan Şehzade Mustafa, 6 Ağustos 1515'te Kanuni Sultan Süleyman'in şehzadelik döneminde, annesi Mahidevran Sultan'ın ikinci evladı olarak Manisa'da dünyaya gözlerini açtı. Devletin veliaht adayı olarak kabul edilen Mustafa, babasının tahta çıkışıyla birlikte başkente giderek saray terbiyesiyle yetişti. Ancak parlak askeri yetenekleri ve halk ile ordu nezdindeki sevgisi, onu taht mücadelesinin en hüzünlü kurbanlarından biri haline getirdi. 6 Ekim 1553 tarihinde Konya'da trajik bir biçimde hayatını kaybeden bu güçlü şehzade, ardında derin izler bıraktı.
Sancak Beyliği Dönemi ve Veliahtlık Yılları
Dedesi Yavuz Sultan Selim'in 1520'deki vefatı üzerine babasının tahta geçmesiyle başkente giden Şehzade Mustafa, genç yaşta üstün askeri kabiliyetiyle parladı. 1534-1541 yılları arasında imparatorluğun en kritik yönetim merkezlerinden olan Saruhan Sancak Beyliği görevini yürüttü. Aydın sancağının da eklenmesiyle gücü pekişen Mustafa, veliahtların görev yeri olan Manisa'da tahtın en kuvvetli adayı konumundaydı.
Ancak 16 Haziran 1541 tarihinde sürpriz bir kararla Amasya Sancak Beyliği görevine atandı ve Manisa'ya kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Bu atama halk ve yeniçeriler arasında tepki çekse de, padişah doğu sınırlarının güvenliği için bu hamlenin yapıldığını ve Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı. 1543'te Şehzade Mehmed'in ani ölümüyle Manisa'ya Şehzade Selim getirilirken, Mustafa ise 1549'da Konya Sancak Beyliği'ne tayin edildi. Böylece o, 1533-1541 yılları arasında Manisa, ardından 1553'e kadar Amasya valisi olarak görev yaptı.
Siyasi İhtiraslar ve Otağ-ı Hümayundaki Trajedi
Şehzade Mustafa'nın yükselişi ve yeniçerilerin sevgisi, saraydaki taht yarışını kızıştırdı. Sadrazam Damat Rüstem Paşa önderliğindeki muhalif klik, şehzadenin babası hayattayken tahta göz diktiğini iddia eden sahte mektuplar üretti. Bu sırada çevresindeki hırslı devlet adamları tarafından kandırılan Mustafa, padişahlık alametlerinden sayılan sakal bırakma ve tuğ dikme eylemlerini gerçekleştirdi. Dedesi Yavuz Sultan Selim'in babasıyla yaptığı mücadeleyi örnek alan tecrübesiz şehzade, bu ölümcül oyuna kanarak padişahın gözünde kendi sonunu hazırladı.
Oğlunun bu hareketlerini isyan olarak gören Kanuni, Şeyhülislam Mehmet Ebussuud Efendi'den aldığı dolaylı fetvayla katlin meşruiyetini sağladı. 1553 yılında çıkılan İran Seferi sırasında, Konya Ereğli yakınlarındaki Akhüyük köyünde babasını karşılayan bahtsız şehzade, el öpmek için girdiği otağ-ı hümayunda yedi dilsiz cellatla karşılaştı. Boğuşma esnasında kaçmaya çalışsa da, saray hademelerinden Zal Mahmud Ağa tarafından yere düşürülerek boğuldu.
Yaralanan Vicdanlar ve Şehzadenin Ebedi Uykusu
Bu infaz, ordu ve halk üzerinde derin bir infial yarattı. Duruma isyan eden yeniçeriler, olaydan sorumlu tuttukları Rüstem Paşa'nın azlini talep etti. Tepkileri dindirmek isteyen Kanuni Sultan Süleyman, sadrazamı azledip yerine Kara Ahmet Paşa'yı getirdi. Ancak taht iddialarının sürmesinden çekinen padişah, Şehzade Mustafa'nın henüz yedi yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed'in de boğdurulmasını emretti ve küçük şehzade babasının yanına defnedildi.
Askeri kimliğinin yanı sıra Manisa Bozdağ'da yaptırdığı cami, saray ve çeşmelerle de bilinen Mustafa, eşi Rumeysa Sultan ile evliydi. Çiftin geride kalan çocuklarının isimleri şöyledir:
- Şehzade Orhan
- Şehzade Mehmed
- Şehzade Ahmed
- Nergisşah Sultan
- Mihrişah Sultan
- Şah Sultan
Yaşamı 38 yaşında son bulan talihsiz şehzadenin Bursa'daki türbesi, vefatından sonra kardeşi II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Şehzade Mustafa'nın bu trajik öyküsü, modern kültürde de geniş yankı uyandırarak "Muhteşem Yüzyıl" dizisinde Mehmet Günsür, "Üç Bin Yıllık Bekleyiş" filminde ise Matteo Bocelli tarafından canlandırılmıştır.
