Refik Koraltan, 1889 yılında Divriği'de dünyaya gelmiş, hukukçu kimliğiyle başladığı kariyerinde meclis başkanlığına kadar yükselmiş önemli bir Türk siyasetçidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin çok partili hayata geçiş sürecinin en aktif figürlerindendir. Demokrat Parti döneminde, 1950 ile 1960 yılları arasında aralıksız on yıl boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak görev yapmıştır. Gençlik yıllarında milli mücadeleye katılarak Konya'da Kuvâ-yi Milliye saflarında yer alan tecrübeli devlet adamı, çok partili döneme geçiş sürecinin de ve TBMM çatısı altında üstlendiği tarihi rollerle Türk siyasi hayatında derin izler bırakmıştır.
Kurtuluş Mücadelesi ve İlk Meclis Yılları
İlk ve orta öğrenimini memleketi Divriği'de tamamlayan Koraltan, lise eğitimi için İstanbul'daki Mercan İdadisi'ne gitmiştir. Yükseköğrenimini ise 1910 senesinde Dâru'l-Fünun Hukuk Şubesi'ni bitirerek tamamlamış ve hukuk dünyasına adım atmıştır. Devlet hizmetine 1914 yılında giren genç hukukçu; Bursa, Gelibolu ve Karaman'da savcılık ile savcı yardımcılığı görevlerini yürütmüştür. Emniyet müfettişliğinin ardından Trabzon'da polis müdürlüğü vazifesinde bulunmuştur. Mondros Mütarekesi sonrasında Pontus Rum Cemiyeti'ne karşı mücadele eden vatansever cemiyetlere katıldığı gerekçesiyle Damat Ferit Paşa hükûmetince görevinden uzaklaştırılmıştır.
Memuriyet hayatı kesintiye uğrayınca İstanbul'da kısa süre avukatlık yapan Koraltan, daha sonra Anadolu'ya geçmiştir. Konya'ya giderek ulusal bağımsızlık savaşına katılmış ve Kuvâ-yi Milliye bünyesinde çalışmıştır. Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı 23 Nisan 1920 tarihinde Konya milletvekili olarak meclise girmiştir. Bu ilk meclis döneminde, 1921 ile 1922 yılları arasında Yozgat İstiklal Mahkemesi Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Yasama çalşmalarına ara vermeden ikinci dönemde de Konya milletvekili olarak mecliste yer almıştır. Bu süreçte İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde üye olarak görev yapmıştır. Meclisteki varlığını üçüncü ve dördüncü dönemlerde de sürdüren Koraltan, 1935 yılına kadar milletvekilliğini devam ettirmiştir.
Bürokrasiden Demokrat Parti Kuruculuğuna Ulaşan Yol
İdari kadrolara dönünce Artvin, Trabzon ve Bursa illerinde valilik yapmıştır. Valilik görevlerinin ardından 1939 yılında İçel milletvekili seçilerek yeniden meclise girmiştir. Mecliste VI., VII. ve VIII. dönemlerde İçel milletvekilliğini sürdürmüştür. 1945 yılında Türk siyasi hayatını kökten değiştirecek tarihi bir imzanın sahibi olmuştur. Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü ile birlikte meclis grubuna sundukları tarihi Dörtlü Takrir belgesi, iktidar partisiyle yollarının tamamen ayrılmasına yol açmıştır. Önergeye imza attığı gerekçesiyle üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden resmen ihraç edilmiştir.
Bu kopuşun ardından, 1946 yılında Türkiye'nin siyasi yaşamında yeni bir dönem başlatan Demokrat Parti'nin dört kurucusundan biri olmuştur. Demokrat Parti'nin kurucu kadrosu şu isimlerden oluşmaktadır:
- Celal Bayar
- Adnan Menderes
- Fuad Köprülü
- Refik Koraltan
Demokrat Parti çatısı altında katıldığı seçimlerde üst üste İçel milletvekili seçilmeyi başarmıştır. 22 Mayıs 1950 tarihinde ise meclis genel kurulunca yeni TBMM Başkanı seçilmiştir. Bu önemli vazifeyi, Demokrat Parti iktidarının sürdüğü on yıllık kesintisiz dönem boyunca yürütmüştür. Meclis kürsüsündeki uzlaşmacı ve dirayetli duruşu, onu dönemin en çok konuşulan ve saygı duyulan liderlerinden biri haline getirmeyi başarmıştır.
27 Mayıs Darbesi, Yassıada ve Son Yılları
Demokrat Parti iktidarına son veren 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi, Koraltan'ın hayatında da son derece zorlu bir sürecin kapısını aralamıştır. İhtilalin ardından tutuklanıp Yassıada'ya nakledilmiştir. Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanarak ölüm cezasına çarptırılmıştır. Daha sonra cezası ömür boyu hapse dönüştürülmüştür. Yaklaşık altı yıl cezaevinde kalan Koraltan, 3 Ağustos 1966 tarihinde çıkarılan genel af yasasıyla özgürlüğüne yeniden kavuşmuştur.
Siyasi hakları uzun süre kısıtlanan tecrübeli devlet adamına, 16 Nisan 1974 tarihinde kabul edilen yasal düzenleme ile diğer eski Demokrat Partililerle birlikte tüm siyasi hakları iade edilmiştir. Ancak ilerleyen yaşı ve yıpranan sağlığı nedeniyle aktif politikaya bir daha geri dönmemeyi tercih etmiştir. Uzun yıllardır mücadele ettiği gut hastalığına bağlı böbrek rahatsızlığı şiddetlenince, 3 Haziran 1974 tarihinde hastaneye kaldırılmıştır. Hastanedeki tedavi süresince durumunun giderek ağırlaşması sonucu böbrek yetmezliğine bağlı üremi ve ardından gelişen kanama nedeniyle 17 Haziran 1974 tarihinde Amerikan Hastanesi'nde vefat etmiştir. Cenazesi, başkent Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verilerek son yolculuğuna uğurlanmıştır.
