Türk sanat müziğinin unutulmaz simalarından olan ud virtüözü ve besteci Şekip Ayhan Özışık, 2 Şubat 1932 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Nevşehir kökenli bir ailenin evladı olan sanatçı, babasının yönlendirmesiyle başladığı müzik serüveninde Türk musikisine yön veren figürlerden biri haline dönüştü. Sanatçı, kariyeri boyunca ürettiği yüzlerce eserle Türk sinemasının ve radyoculuğunun en verimli dönemlerine altın harflerle imzasını attı.
Müziğe İlk Adımlar ve Konservatuvar Yılları
Aslen Nevşehirli olan Raşit ve Şaziye Özışık çiftinin çocukları olarak Ankara'da dünyaya gelen Şekip Ayhan, henüz altı yaşındayken müzik dersleri almaya başlamış ve gönlünü uda kaptırmıştır. Fakat babasının ısrarlı isteği üzerine keman dersleri almaya yönlendirildi. Bu duruma rağmen içindeki ud sevgisi sönmeyen genç yetenek, enstrümanı kendi çabalarıyla öğrenmeyi başardı. İlköğrenim eğitimini doğduğu şehirde tamamladı. Ardından, 1942 senesinde ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Ortaokul eğitimini bu tarihi şehirde alan Özışık, ardından köklü eğitim kurumlarından Haydarpaşa Lisesi'nden mezun oldu.
Lise yıllarının ardından müzik kariyerine akademik bir temel kazandırmak isteyen Şekip Ayhan Özışık, İleri Türk Musikisi Konservatuvarı'na girdi. Buradaki nitelikli eğitimini 1955 yılında başarıyla tamamlayarak mezun oldu. Mezuniyetinin akabinde, ülkenin en saygın müzik cemiyetlerinden biri olan Ücsküdar Musiki Cemiyeti bünyesinde çalışmalar yürüttü. Askerlik vazifesini 1952 ile 1954 yılları arasında Mamak Muhabere Okulu bünyesinde yedek subay olarak yerine getiren genç müzisyen, vatan görevini tamamlarken bile içindeki musiki aşkını canlı tuttu.
Radyo Günleri ve Altın Plak Başarısı
Konservatuvar eğitimini tamamlayan Özışık, profesyonel müzik hayatına radyo çatısı altında devam etti. Sanatçı, 1958 yılında sınavlarını kazanarak Ankara Radyosu kadrosuna dahil oldu. Burada görev yaptığı 1966 yılına kadar geçen süreç, onun sanat hayatının en üretken dönemlerinden biri oldu. Radyo yıllarında çok sayıda unutulmaz melodiye hayat veren usta müzisyen, Türk sanat müziği repertuvarına büyük katkılar sundu. Bu zengin üretim sürecinin en kıymetli meyvelerinden biri ise geniş kitlelerin diline pelesenk olan meşhur "Belki bir sabah geleceksin" isimli eserdir. Ankara'daki başarılı hizmetlerinin ardından 1966 yılında tayinini isteyen sanatçı, ömrünün sonuna kadar çalışacağı İstanbul Radyosu'na geçiş yaptı.
Şekip Ayhan Özışık, müziğinde klasik ekolün dev isimleri Yesari Asım Arsoy ve Sadettin Kaynak gibi üstatların izinden giderek onlardan ilham aldı. 1950'li yıllardan itibaren beste üretimine odaklanan usta isim, özellikle 1970'li yılların sonlarında muazzam bir verimliliğe ulaştı. Kendi yazdığı derinlikli şiirleri besteleyecek kadar güçlü bir şairlik yönü de bulunan Özışık, bu sayede söz ve müziğin eşsiz uyumunu yakaladı. Bestelediği eserlerin pek çoğu, o dönemin Yeşilçam sinemasında fon müziği olarak kullanılarak hafızalara kazındı. Sanatçının bu alandaki başarısı, Grafson şirketi tarafından Muhayyerkürdi makamındaki "İçin için yanıyor" adlı unutulmaz şarkısına layık görülen Türkiye'nin ilk altın plak ödülü ile taçlandırılmıştır.
Özel Yaşamı, Hastalık Süreci ve Vefatı
Usta sanatçı, Şengül Özışık ile evlendi. Bu mutlu beraberlikten Ayşen, Hakan ve babasıyla aynı ismi taşıyan Raşit adında üç çocukları dünyaya geldi. Başarıların en olgun dönemlerini süren Özışık, maalesef hayatının son yıllarında ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Sanatçı, 1979 yılında gırtlak kanseri teşhisi aldıktan sonra tedavi amacıyla Londra'ya giderek ameliyat oldu. Bu zorlu operasyonun ardından yaşamının son döneminde konuşma yetisini tamamen yitiren büyük usta, derin bir sessizliğe gömüldü. Şekip Ayhan Özışık, 17 Nisan 1981 tarihinde, henüz 49 yaşındayken İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi'nde yaşama gözlerini yumdu.
Şekip Ayhan Özışık'ın Unutulmaz Eserleri
Klasik Türk müziğine eşsiz eserler kazandıran sanatçının farklı makamlarda bestelediği öne çıkan şarkılar şunlardır:
- Belki bir sabah geleceksin (Rast Makamı)
- İçin için yanıyor (Muhayyerkürdi Makamı)
- Seni çok seviyorum her zaman seveceğim (Acemkürdi Makamı)
- Senede bir gün (Hicaz Makamı)
- Seviyorsam seni kabahat bende değil (Hicazkar Makamı)
- Yine hazan mevsimi geldi (Nihavend Makamı)
