I. İzzeddin Keykavus, Anadolu Selçuklu Devleti'nin on birinci sultanıdır. 6 Kasım 1180'de dünyaya gelen Keykavus, 7. Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in en büyük oğludur; kardeşleri I. Alaaddin Keykubad ve Celaleddin Keyferidun'dir. 1211'de Alaşehir Muharebesi'nde babasını kaybeden şehzade aynı yıl tahta çıktı ve dokuz yıllık saltanatında Sinop ile Antalya gibi stratejik liman kentlerini fethederek Anadolu'yu hem Karadeniz'e hem Akdeniz'e bağladı; devleti coğrafi ve ticari açıdan dışa açma sürecini hızlandırdı.
Sürgün Yılları ve Taht Mücadelesi
Keykavus'un gençliği, babasının tahttan indirilmesiyle başlayan sürgün döneminde şekillendi. Aile, 1200-1204 yılları arasında Bizans'ın İstanbul'unda yaşadı. Baba yeniden sultanlığa kavuşmak üzere harekete geçtiğinde İznik Rum İmparatoru I. Teodor Laskaris'e bazı kaleler karşılığında Keykavus ile Keykubad'ı rehin bırakmak zorunda kaldı. İki kardeş Hacib Zekeriya'nın yardımıyla kaçmayı başardı.
Babası 1205'te Keykavus'u Malatya melikliğine atadı. Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1211'deki ölümünün ardından devlet erkânı Keykavus'u Kayseri'ye davet etti; 21 Temmuz 1211'de düzenlenen törenle sultanı ilan etti. Ancak kardeşi Keykubad, amcası Tuğrul Şah ve Ermeni Kontu Leon'un desteğiyle Kayseri'yi kuşattı. Keykavus diplomatik hamleyle Ermeni desteğini geri çektirdi, kuşatma dağıldı. Ankara'ya sığınan Keykubad'a karşı yaklaşık iki yıl süren bir karşı kuşatma başlatıldı; 1213 ilkbaharında kıtlık nedeniyle teslim olan Keykubad önce Malatya Minşar Kalesi'ne, ardından Gezerpit'e gönderildi.
Sinop ve Antalya'nın Fethi
Keykavus saltanatının en kalıcı izlerini denizcilik alanında bıraktı. 1214'te Sinop'a yönelik sefer beklenmedik bir fırsatla sonuçlandı: Trabzon Rum Hükümdarı Kyr Aleksios bir av sırasında esir düştü. Sultan bu avantajı kullanarak kenti teslim aldı, Aleksios'u her yıl belirli miktarda vergi, hayvan ve asker gönderme koşuluyla serbest bıraktı. Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk tersanesi Sinop'ta bu dönemde kuruldu. Şehir Türk ve Müslüman nüfusla hızla iskân edildi.
1216'da sıra Antalya'ya geldi. Babasının ölümünü fırsat bilen Antalya Rumları şehirdeki tüm Türkleri öldürerek kenti Kıbrıs Frank Krallığı'na teslim etmişti. Keykavus 13 kişinin aynı anda tırmanabileceği büyük kuşatma merdivenleri yaptırdı; yoğun okçu desteğiyle sürdürülen taarruz kenti düşürdü. Fethin ardından halk yerinde bırakıldı, yalnızca Müslüman ve Hristiyan mahalleleri duvarlarla birbirinden ayrıldı. Bu zaferle Selçuklular Akdeniz'e doğrudan liman kazandı.
Ermeni Seferleri, Suriye Harekâtı ve Son Yıllar
Keykavus 1216-1218 arasında Ermeniler üzerine birden fazla sefer düzenledi. Çinçin ve Kançin kaleleri ele geçirildi; Keban yakınlarında verilen büyük çarpışmada komutan Behramşah Ermeni ordusunu büyük ölçüde dağıttı ve pek çok komutanı esir aldı. Ermeni Kontu Leon af dileyerek vergiyi iki katına çıkarmayı, Selçuklulara asker göndermeyi ve saldırılardan vazgeçmeyi kabul etti. Böylece güney ticaret yolları Ermeni tehlikesinden arındırıldı.
1218'deki Suriye seferi karmaşık bir tablo çizdi. Merzban, Ra'ban ve Tell Başir kaleleri fethedildi. Ancak müttefik Melik Efdal taraf değiştirdi, Mısır Eyyübileri Halep'e büyük destek akıttı. Keykavus sahte bir komplo düzeneğiyle kandırılarak bir grup komutanını haksız yere idam ettirdi. Gerçeği anlayınca derin bir üzüntüye kapıldı ve hayatını kaybedenlerin anısına Yakılanlar Mescidi adıyla bir mescid yaptırdı. Bu acı onu ömrünün sonuna kadar terk etmedi.
Dış politikada Keykavus yalnızca silahlı güce dayanmadı. Bizans ile kalıcı bir barış antlaşması imzaladı; babasının naşı Alaşehir'den alınarak Konya'ya nakledildi. Kıbrıs Frank Krallığı ile serbest ticaret, gemi kazası tazminatı ve karşılıklı tüccar güvencesini kapsayan bir ticaret antlaşması hayata geçirildi. Abbasi Halifesi'nin fütüvvet teşkilatına katılınmasıyla birlikte Anadolu'da ilerleyen dönemde Ahilik'e dönüşecek hareketin temelleri bu saltanatta atıldı.
İkinci Halep seferi hazırlıkları sürerken vereme yakalanan Keykavus, hekimlerin önerisiyle Malatya yakınlarındaki Viranşehir'e götürüldü. 7 Ocak 1220'de kırk yaşında hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, 1217'de kendi yaptırdığı Sivas Darüşşifası'ndaki türbesine nakledildi. Yerine, Gezerpit kalesinde tutuklu bulunan kardeşi I. Alaaddin Keykubad sultan olarak geçti.
