Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Başbakanı olan Mehmet Şemsettin Günaltay, 1883 senesinde Erzincan'ın tarihi ilçesi Kemaliye'de (o dönemki adıyla Eğin) dünyaya gözlerini açtı. Müderris İbrahim Edhem Efendi ile Sâliha Hanım'ın evladı olan Günaltay, ülkenin en kritik dönemlerinde hem akademiye hem de siyasete yön veren isimler arasında yer aldı. İlköğrenim adımlarını İstanbul'da atan genç Şemsettin, sırasıyla şu eğitim kurumlarında eğitim gördü:
- Üsküdar Ravza-i Terakki Mektebi
- Vefa İdadisi
- Cumhuriyet devrinde adı Yüksek Öğretmen Okulu olarak değiştirilecek olan Darülmuallimin-i Aliye
Eğitime ve bilime karşı büyük bir ilgi besleyen genç Mehmet Şemsettin, 1905 yılında Darülmuallimin-i Aliye'nin Fen Şubesi'nden birincilik derecesiyle mezun olarak gelecekteki parlak kariyerinin ilk büyük adımını attı. Eğitime olan bu sarsılmaz tutkusu onu okul dışındaki saatlerde de kendisini durmaksızın geliştirmeye yönlendirdi. Dini ilimlerde derinleşmek adına özel dersler almaya başlayan Günaltay, bu süreçte Arapça ve Farsça dillerine tamamen hakim oldu. Bununla yetinmeyerek dönemin entelektüel gerekliliği sayılan Fransızcayı da başarıyla haznesine ekledi.
Eğitimcilikten Lozan'a Uzanan Yolculuk
Diplomasını aldıktan hemen sonra meslek hayatına atılan Mehmet Şemsettin, İstanbul'un köklü kurumu Darüşşafaka okulunda geometri öğretmenliği görevini üstlendi. Bu ilk mesleki tecrübe, onun eğitim alanındaki üstün yeteneğini ortaya çıkardı. Kısa süre sonra Kıbrıs İdadisi bünyesinde müdür yardımcılığı ve müdürlük mevkilerine getirilerek idari becerilerini kanıtladı. Eğitimdeki bu üstün başarısı ve başarılı yöneticiliği, dönemin Maarif Nezareti tarafından fark edilmesini sağladı. Devlet desteğiyle 1909 yılında İsviçre'ye gönderilen Şemsettin Günaltay, Lozan Üniversitesi'nde tabii ilimler (doğa bilimleri) eğitimi aldı. Bir yıllık Avrupa deneyiminin ardından vatanına dönerek sırasıyla Midilli İdadisi ve ardından İstanbul Gelenbevi İdadisi müdürlüklerini yürüttü. Eğitim dünyasında kazandığı bu büyük saygınlık, onu yükseköğretim kadrolarına taşıyacaktı.
Akademide Yükseliş ve Profesörlük Unvanı
İstanbul Darülfünunu bünyesinde 1915 yılında gerçekleştirilen büyük reform dalgası, Günaltay için akademik alanda yeni bir dönemin kapısını araladı. Edebiyat Fakültesi'nde Türk Tarihi ile Medeniyet Tarihi alanında müderrislik yapmaya başladı. Aynı yıllarda dönemin en yüksek dini eğitim kurumu olan Süleymaniye Medresesi'nde Dinler Tarihi dersleri verdi. 1919 yılına gelindiğinde ise Edebiyat Fakültesi İslâm Kavimleri Tarihi müderrisliğine getirildi. Aynı süreçte Süleymaniye Medresesi bünyesinde İslâm Felsefesi dersleri vermeyi de sürdürdü. 1924 senesinde Darülfünun İlahiyat Fakültesi'nde İslam Tarihi ile Fıkıh Tarihi alanlarında müderris olarak atandı. Bu kurumda fakülte sekreterliği vazifesini de üstlenen Günaltay, bir sonraki yıl dekanlık makamına seçildi. 1933 yılındaki büyük Üniversite Reformu öncesinde Darülfünun çatısı altında tarih dersleri vermeye devam ediyordu.
Siyaset ve Akademi Arasındaki Kritik Seçim
Üniversite sisteminin köklü bir değişimle İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürülmesinin ardından, akademik kariyerine Ordinaryüs Profesör unvanıyla devam etti. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde Orta Çağ Tarihi derslerini yürütmekle görevlendirildi. Bu süreçte yeni açılan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde de dersler vererek başkentteki akademik hayata katkı sağladı. Ancak Cumhuriyet tarihinin önemli isimlerinden Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının ardından şartlar değişti. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, 1938-1941 yılları arasında hocaların hem milletvekili hem de akademisyen olmasını yasakladı. Bu katı kural karşısında Günaltay, meslektaşları Mehmed Fuad Köprülü ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı ile birlikte zor bir kararla akademiden istifa etti. Bu tarihten sonra kendisini tamamen ülke siyasetine adadı.
Mehmet Şemsettin Günaltay, akademik birikimiyle devlet idaresinde aktif roller almayı başarmış çok yönlü bir aydındır. Cumhuriyet'in 8. Başbakanı sıfatıyla yürüttüğü siyasi görevlerin yanında, Türk Tarih Kurumu başkanlığı gibi önemli kurumsal sorumluluklar da üstlenmiştir. 19 Ekim 1961 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman Günaltay, hem kaleme aldığı tarihi eserleri hem de devlet adamlığı kimliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu nesilleri arasında unutulmaz bir yer edinmiştir.
