Celaleddin Karatay, Anadolu Selçuklu Devleti'nin en kritik dönemlerinde görev yapmış, kardeş kavgalarını siyasi bir uzlaşıya dönüştürme başarısını göstermiş köklü bir devlet adamıdır. Hayatının ilk yıllarına dair kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte, 1254 yılında Kayseri'de hayatını kaybettiğinde altmış yaşının üzerindeydi. Kemaleddin Rumtaş ve Seyfeddin Karasungur adlarında iki kardeşi vardı; üçlü bir aile içinde büyüdüğü anlaşılmaktadır. Rum asıllı bir köleci geçmişten geldiği de rivayet edilir.
Selçuklu Sarayındaki Yükselişi
Karatay'ın devlet hizmetindeki yolculuğu, I. İzzeddin Keykavus döneminde (1211–1220) başladı. Bu süreçte yaklaşık dört yıl boyunca devât emirliği yürüttü; söz konusu görev, divandaki gizli yazışmaları kaleme almak ve korumak anlamına geliyordu. Aynı dönemde ordu komutanlığını karşılayan sipehsâlârlık makamını da üstlendi. Ardından I. Alaaddin Keykubad'ın 1220'de tahta oturmasıyla birlikte saraydaki taşthane emirliğine —yani leğencibaşılığına— atandı ve bu konumu on sekiz yıl kesintisiz sürdürdü.
Ancak I. Alaaddin Keykubad'ın 30 Mayıs 1237'de ölümünün ardından tahta geçen II. Gıyaseddin Keyhusrev, emirlerden Sadeddin Köpek'in yönlendirmeleriyle pek çok devlet adamını idam ettirdi; Karatay ise bu dönemde sürgünle cezalandırılanlar arasına girdi. Sadeddin Köpek'in öldürülmesinin ardından saraya dönebildi, taşthane emirliğini yeniden üstlendi ve üzerine bir de hazine-i hassa emirliği eklendi.
Şehzadeler Arasında Ortak Saltanat
II. Gıyaseddin Keyhusrev 1246'da vefat ettiğinde geride küçük yaşlarda üç oğul bıraktı. Tahta veliaht olarak yedi yaşındaki küçük oğul belirlenmiş olsa da, vezir Şemseddin Muhammed, Şemseddin Hasoğuz, Esededdin Ruzbe ve Celaleddin Karatay büyük oğlun daha uygun aday olduğu görüşünde birleşti. Bu kararla II. İzzeddin Keykavus tahta çıkarıldı; Karatay da onun saltanat naibi sıfatını edindi.
Vezir Şemseddin Muhammed'in iktidarı tek başına ele geçirmeye kalkışması üzerine Karatay onu ortadan kaldırarak yönetimi doğrudan üstlendi. Ardından Selçuklu tarihine geçecek bir adım attı: II. İzzeddin Keykavus, IV. Kılıç Arslan ve II. Alaaddin Keykubad'ı 1249–1254 yılları arasında birlikte hükümdar konumuna getirerek taht çatışmalarının önünü kesti. Selçuklu hanedanının aynı çatı altında ortak yönetim sergilemesi, doğrudan bu siyasi zekânın ürünüdür.
Mirası ve Yapıtları
Celaleddin Karatay, 1254 yılında Kayseri'de hayatını kaybetti ve daha önceden kendi isteğiyle hazırlattığı türbesine, Karatay Medresesi'nin sol kanadına defnedildi. Cami, medrese ve kervansaray gibi pek çok yapı inşa ettirdiği bilinmekle birlikte, günümüze ulaşan en çarpıcı eseri 1251 yılında Konya'da yaptırdığı Karatay Medresesi'dir. Veliler listesinde de adı geçen Karatay, Selçuklu vezirlerinin dindar olanları arasında sayılır. Ferman ve menşurlarda unvanı "Yeryüzünde Allah'ın Velisi", vakfiyelerde ise "Ebü'l-mülûk ve's-selâtin" —hükümdar ve sultanların babası— biçiminde kayıtlıdır. Dönemin önemli kaynağı İbn-i Bibi de ondan takdirle söz etmektedir.
