Alman felsefesinin kurucu dehaları arasında yer alan Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 tarihinde Almanya'nın Königsberg kentinde sekiz çocuklu bir ailenin dördüncü evladı olarak dünyaya gelmiştir. Orijinal adı Emanuel Kandt olan ünlü düşünür, transsendental epistemolojik idealizm kuramıyla felsefe tarihini kökten değiştirmiştir. Hem rasyonalizmi hem de empirizmi harmanlayan Kant, modern bilimin temellerini rasyonel bir ahlak anlayışıyla savunmuştur. Ömrünün son gününe kadar doğduğu bu kentten hiç ayrılmayan filozof, 12 Şubat 1804'te yine Königsberg'de seksen yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Zorluklarla Geçen Eğitim Yılları ve Akademik Yükseliş
Regina Dorothea adında dindar bir ev kadını ile Johann Georg adında İskoç kökenli bir saracın oğlu olan Kant, çocukluğunu disiplinli bir ortamda geçirmiştir. Sekiz yaşındayken Pietist bir eğitim kurumu olan Collegium Fridriciamum'a kaydolan genç Emanuel, burada sekiz yıl süren temel eğitimi boyunca Latinceyi kusursuz şekilde öğrenmiştir. 1740 yılında Königsberg Üniversitesi'ne adım atarak felsefe, fizik ve matematik eğitimi almaya başlamıştır. Ancak eğitim süreci büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Henüz on üç yaşındayken annesini kaybeden Kant, üniversite yıllarında babasının da vefatıyla derin bir sarsıntı yaşamıştır. Bu kayıpların ardından geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kalmış, yaklaşık altı yıl boyunca özel öğretmenlik yapmıştır.
Zorlu mücadelelerin ardından, 1755 senesinde mezun olduğu üniversitede doçentlik unvanını elde etmiştir. Üniversite bünyesinde sosyal bilimler alanında dersler vermeye başlayan Kant, kariyerinin ilk yıllarında fizik ve astronomi üzerine makaleler kaleme almıştır. Felsefi gelişiminde Leibniz ve Christian Wolff gibi düşünürlerin derin etkileri görülmüştür. Aynı yıl yayımladığı "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eseriyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Başarıları sayesinde 1770 yılında profesörlüğe yükselmiş, mantık ve metafizik kürsüsünün başına geçmiştir.
Felsefede Kopernik Devrimi ve Transsendental İdealizm
Kant, 1770 sonrasında David Hume ve Jean Jacques Rousseau'nun fikirleriyle tanışınca kendi eleştirel felsefesini şekillendirmeye başlamıştır. Felsefesinin temel amacını, bilimi sarsılmaz temellere oturtmak, ardından da din ve ahlakın rasyonel yönlerini savunmak olarak belirlemiştir. Bu hedefe ulaşmak adına Descartes'ın rasyonalizmi ile Hume'un empirizmini yaratıcı bir biçimde harmanlamıştır. Bu sentez sonucunda, transsendental epistemolojik idealizm adını verdiği özgün bilgi kuramını inşa etmiştir.
Geliştirdiği bu öğretiyle bilimsel bilginin mümkün olduğunu kanıtlayarak Isaac Newton fiziğine sağlam bir zemin hazırlamıştır. Modern felsefenin yönünü bilgi kuramına çeviren Kant, bilimi nesnel, yansız ve evrensel bir disiplin olarak tanımlamıştır. Bu disiplinin kesinliğini sorgulamanın ancak Hume tarzı felsefi kuşkuculukla mümkün olabileceğini belirtmiştir. Özgürlük ile ödev bilincine dayanan düşünceleriyle Hristiyan ahlakını da akılcı bir çerçevede koruma mücadelesi vermiştir.
Dakik Bir Yaşam, Eserleri ve Vedası
Hayatı boyunca son derece düzenli bir rutin takip eden ünlü filozof, adeta bir saat gibi dakik yaşamıştır. Hiç evlenmeyen ve oldukça mütevazı bir ömür süren Kant, sadece sabahları bir pipo tüttürmekten keyif alır, günlük konularda sohbet etmeyi çok severdi. Bu yalın yaşantı, ardında insanlık tarihini etkileyen muazzam eserler bırakmasını engellememiştir.
Düşünürün kaleme aldığı başlıca önemli eserler şunlardır:
- 1755 - Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi
- 1781 - Saf Aklın Eleştirisi (Kritik der reinen Vernunft)
- 1783 - Gelecekte Bir Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena (Prolegomena zu einer jeden künftigen Metaphysik)
- 1785 - Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi (Grundlegung zur Metaphysik der Sitten)
- 1788 - Pratik Aklın Eleştirisi (Kritik der praktischen Vernunft)
- 1790 - Yargı Gücünün Eleştirisi (Kritik der Urteilskraft)
- 1793 - Salt Aklın Sınırları İçinde Din (Religion innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft)
- 1797 - Ahlâk Metafiziği (Metaphysik der Sitten)
Felsefe dünyasını aydınlatan Kant'ın unutulmaz bazı sözleri ise şunlardır:
- "Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir."
- "Bilgi, deneyle başlar ama deneyden doğmaz."
- "Söylediklerimizden çok, söylemediklerimize pişman oluruz."
- "Böcek olmayı kabul edenler, ayaklar altında kalıp ezilmekten yakınmamalıdır."
- "İnsanın yaratıldığı böyle yamuk odundan, düzgün hiçbir şey yapılamaz."
Filozof, 12 Şubat 1804'te doğduğu şehirde hayata gözlerini yummuştur. Vefat ettiği dönemde havanın aşırı soğuk olması nedeniyle toprağın donması üzerine cenazesi tam on altı gün boyunca defnedilememiştir. Bu süre zarfında Königsberg halkı, kendisiyle özdeşleşmiş bu büyük dehayı son kez görmek için uzun kuyruklar oluşturmuştur. Müzik eşliğinde düzenlenen törenle toprağa verilen Kant'ın mezar taşına, insan ruhunun derinliklerine dokunan şu tarihi sözleri kazınmıştır: "Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası."
