Doris Lessing, 22 Ekim 1919'da İran'ın Kermanşah şehrinde dünyaya geldi. Gerçek adı Doris May Tayler olan yazar, her ikisi de İngiliz olan bir ailenin kızıydı. Babası Alfred Tayler, I. Dünya Savaşı gazisi olarak İran Kraliyet Bankası'nda görev yapıyordu; annesi Emily Maude Tayler ise hemşireydi. Lessing'in adını sonradan dünyaya duyuracağı edebi ses, işte bu kültürler arası coğrafyada filizlendi.
Erken Yaşam ve Rodezya Yılları
1925'te baba Alfred Tayler, Güney Rodezya'da — bugünkü Zimbabwe'de — bir mısır tarlası satın aldı ve aile İngiliz sömürge topraklarına yerleşti. Tarladan beklenen gelir hiçbir zaman gelmedi; maddi sıkıntılar aile üzerinde ağır bir gölge bıraktı. Doris, Harare'de Dominik Katolik Lisesi'ne kaydoldu; ancak rahibelerin sert ve katı tutumuna katlanamayarak okulu terk etti. Henüz on beş yaşındayken çocuk bakıcısı olarak çalışmak üzere evden ayrıldı. Elinde ders kitapları değil, politika ve sosyoloji kitapları vardı — boş zamanlarını bu okumalarla geçiriyor, ilk yazı denemelerini de o dönemde kaleme alıyordu.
1937'de Rodezya'nın başkenti Salisbury'e taşınan Lessing, telefon operatörü olarak çalışmaya başladı ve kısa süre içinde Rodezya parlamentosunda bir pozisyon edindi. Irkçılık karşıtı sol bir parti kuruluşunda da etkin rol üstlendi. Kadınların görünmez kılındığı o dönemde, evlenerek ev kadını olmayı reddediyor, bu duruşunu her fırsatta dile getiriyordu. Buna karşın 19 yaşında ilk eşi Frank Wisdom ile evlendi; bu birliktelik 1943'e kadar sürdü ve iki çocuğu oldu. Ardından Alman kökenli Komünist Parti üyesi Gottfried Lessing ile ikinci evliliğini yaptı; bu evlilik de altı yılla sınırlı kaldı.
Londra'ya Yerleşme ve Yazın Hayatı
1949'da oğluyla birlikte Londra'ya geçen Lessing, bu tarihin ardından yaşamını profesyonel bir yazar olarak sürdürdü. Aynı yıl nükleer silahlara karşı yürüttüğü kampanyalar nedeniyle Rodezya'ya girişi yasaklandı; uzun yıllar ülkesine adım atamadı. Londra'ya döner dönmez ilk romanı Türkü Söylüyor Otlar (The Grass is Singing) yayımlandı. Roman, bastırılmış kadın cinselliğini ve beyaz bir kadın ile siyah uşağı arasındaki gerilimli ilişkiyi ele alıyordu. 1951'de Afrika Öyküleri (This Was the Old Chief's Country) adlı öykü kitabı bu çıkışı pekiştirdi.
1956'ya gelindiğinde Güney Rodezya yetkilileri Lessing'i istenmeyen kişi ilan etti. Sürgündeki bu yıllar yaratıcılığını kırmak bir yana, onu daha da keskinleştirdi. 1962'de yayımlanan Altın Defter (The Golden Notebook), feminist edebiyatın başvuru yapıtlarından biri olarak kabul gördü. 1984'te ise Jane Somers takma adıyla iki kitabını yayımlatmayı denedi; İngiliz yayıncılar reddedince Amerikalı yayınevi Alfred A. Knopf ile anlaşma sağladı.
Lessing'in yazın yaşamı üç belirgin evreyle tanımlanır. 1944-1956 arasında Komünist ve toplumsal temalar öne çıktı. 1956-1969 döneminde psikolojik iç dünyaya yöneldi. Son evresinde ise mistik ve Mısır kültüründen beslenen gizemci bir anlatı diline geçiş yaptı.
Nobel Ödülü ve Mirası
İngiltere Başbakanı Tony Blair, Lessing'i Kraliçe adına asalet ünvanı verilecekler listesine almıştı; Lessing bu ünvanı açıkça reddetti. 11 Ekim 2007'de, 87 yaşında, Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü; bu ödülü kazanan en yaşlı yazar unvanını da beraberinde taşıdı. Türkçeye çevrilen kitapları arasında şunlar yer alır:
- Altın Defter — Mitos Yayınları
- Türkü Söylüyor Otlar — Can Yayınları
- Tenimin Altında (1919-1949) — Dünya Aktüel
- Beşinci Çocuk — Afa Yayınları
- Kedilere Dair — Metis Yayınları
- Cehenneme İniş için Açıklama — Öteki Yayınları
- Mara ile Dann — Can Yayınları
Doris Lessing, 17 Kasım 2013'te Londra'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Kadın deneyimini, sömürge gerçekliğini ve iç dünyanın karmaşasını bu denli katmanlı işleyen az sayıda yazardan biri olarak edebiyat tarihindeki yerini koruyor.