Türk edebiyatının usta kalemlerinden Necati Cumalı, 13 Ocak 1921 tarihinde o dönem Rumeli sınırlarında kalan Florina'da dünyaya gelmiş ve üretken yazarlık yaşamını 10 Ocak 2001'de İstanbul'da sonlandırmıştır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında derin izler bırakan yazar; şiir, tiyatro, roman ve hikaye gibi pek çok türde eserler kaleme almıştır. O, çok yönlü bir sanatçıdır. Edebiyat dünyasında Yaşar Kemal'in nitelendirmesiyle "Yaşlanmaz Şair Çocuk" olarak tanınan yazar, kişisel geçmişini ve gözlemlerini yazılarına taşımıştır. Ailesinin 1923 yılındaki nüfus mübadelesiyle Türkiye'ye gelerek Urla'ya yerleşmesi, onun sanat evreninin temel taşlarını döşemiştir. Ege kırsalındaki hayat, yazarlık kariyerinin ana kaynağı olmuştur.
Ege Topraklarından Hukuk ve Edebiyat Dünyasına
Altı çocuklu bir ailenin en büyük evladı olan Necati Cumalı, eğitim hayatının ilk dönemini İzmir'de geçirmiştir. Lise eğitimini 1938 yılında İzmir Atatürk Lisesi'nde bitirdikten sonra Ankara'ya giderek hukuk eğitimi almaya karar vermiştir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki yükseköğrenimini 1941 senesinde başarıyla tamamlamıştır. Sanatçının ilk şiir denemesi, henüz öğrencilik yıllarında, 1939'da Urla Halkevi dergisi Ocak bünyesinde "A. N. Acar" imzasıyla basılmıştır. Edebi niteliği yüksek olan ilk şiiri "Netice" ise 1940 yılında Varlık dergisi aracılığıyla okuyucularla buluşmuştur. Ankara'da geçirdiği bu dönemde Orhan Veli, Oktay Rıfat, Cahit Sıtkı Tarancı ve Nurullah Ataç gibi Türk edebiyatının yönünü belirleyen önemli isimlerle tanışarak şiir anlayışını onların etkisiyle şekillendirmiştir.
Mezuniyetinin ardından Toprak Mahsulleri Ofisi'nde çalışmaya başlayan şair, askerlik görevi nedeniyle Ezine yolunu tutmuştur. Askerlik sürecinde edebiyattan kopmamış ve ilk şiir kitabı Kızılçullu Yolu'nu 1943 yılında yayımlamıştır. Vatani görevini bitirdikten sonra 1945'te Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü kadrosuna girmiştir. Ordu yıllarında yazdığı şiirlerini ise aynı yıl Harbe Gidenin Şarkıları adı altında bir araya getirmiştir. Şiirleri bu dönemden sonra Varlık, Ülkü ve Ankara gibi dergilerde sürekli olarak yer almıştır. İlk öykü çalışması olan "Aysız Geceler" ise 1945'te Yücel dergisinde neşredilmiştir. Sanatçı, Ankara'da yaşadığı süre boyunca şair Cahit Sıtkı Tarancı ile aynı evi paylaşarak sanatsal etkileşimini sürdürmüştür.
İzmir Yılları, Tiyatro ve Paris Macerası
Yazarın 1949 yılında sahneye taşınan Boş Beşik adlı oyunu, onun tiyatro yazarlığında dikkat çekmesini sağlamıştır. Aynı sene Ankara'daki memuriyetinden istifa ederek İzmir'e yerleşme kararı almıştır. İzmir ve Urla bölgelerinde 1957 yılına kadar avukatlık ve memurluk yaparak yaşamını sürdürmüştür. Bu dönemde mesleği vesilesiyle edindiği gözlemler, eserlerinin şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur. Özellikle Ege yöresindeki taşra insanının sorunlarını ve tarım işçilerinin yaşamlarını yapıtlarına taşımıştır. İzmir'de bulunduğu sırada Güzel Aydınlık, İmbatla Gelen ve Güneş Çizgisi isimli şiir kitaplarını yayımlamıştır. İlk öykü kitabı olan Yalnız Kadın da yine bu verimli dönemde, 1955 yılında basılmıştır.
Sanatçı, 1956 yılında İzmir'de Ara Tiyatro isimli topluluğu kurarak sanat yönetmenliğini üstlenmiştir. Bir yıl sonra yayımladığı Değişik Gözle adlı hikaye kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'na değer görülmüştür. Bu ödülün ardından avukatlık mesleğini bırakarak kendi birikimleriyle Paris'e gitmiştir. Paris'te bulunduğu 1957-1959 yılları arasında Türkiye Büyükelçiliği Basın Ataşeliği bünyesinde çalışan yazar, buradaki zengin kültürel deneyimlerini ilerleyen yıllarda kaleme alacağı oyun ve hikayelerinde başarıyla değerlendirmiştir.
İstanbul Dönemeci: Susuz Yaz ve Seyahatler
Hayatını tamamen edebiyat çalışmalarından kazanmak amacıyla 1959'da yurda dönmüş ve İstanbul'a yerleşmiştir. İstanbul'da 1959-1963 yılları arasında İstanbul Radyosu'nda redaktörlük yaparak geçimini sağlamıştır. İlk romanı olan Tütün Zamanı, 1959 yılında tefrika edilerek okuyuculara sunulmuştur. Hukukçu olarak görev yaptığı yıllardaki gözlemlerinden esinlenerek 1960 yılında kaleme aldığı Susuz Yaz öyküsü, yazarın kendisi tarafından oyunlaştırıldıktan sonra ünlü yönetmen Metin Erksan tarafından sinemaya da uyarlanmıştır. Sinema uyarlaması, 1964 yılında 14. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde büyük başarı kazanmıştır. Film, festivalden Altın Ayı ödülüyle dönerek Türk sinemasında yeni bir çığır açmıştır.
Yazar, 1960 yılında dışişleri mensubu Berin Teksoy ile evlilik birliği kurmuştur. Eşinin diplomatik görevleri dolayısıyla 1963-1965 yıllarında sırasıyla Tel Aviv ve Paris şehirlerinde ikamet etmiştir. Eşinin görevden alınması üzerine 1966 yılında yeniden İstanbul'a yerleşen sanatçı, bu tarihten itibaren geçimini tamamen roman ve tiyatro oyunları yazarak idame ettireceği yeni bir sürece adım atmıştır. Sanatçı, 1967 yılından itibaren eserlerinin gelişiminde büyük rol oynayacak yurt dışı seyahatlerine çıkmıştır. Kültürel birikimini artıran bu geziler, onun uluslararası bir bakış açısı kazanmasına yardımcı olmuştur.
Gezdiği ülkeler yazarın yaratıcılığını beslemiştir. Seyahat ettiği başlıca ülkeler şunlardır:
- Makedonya
- Amerika Birleşik Devletleri
- Sovyetler Birliği
- Bulgaristan
- İran
- Yunanistan
- Almanya
- Çekoslovakya
- Finlandiya
Farklı coğrafyalara yaptığı bu ziyaretler, onun gözlem gücünü zenginleştirerek edebi eserlerine yeni pencereler açmıştır. Türk edebiyatına kazandırdığı özgün yapıtlarla tanınan Cumalı, arkasında silinmez izler bırakarak aramızdan ayrılmıştır.
