Osmanlı İmparatorluğu'nun on dokuzuncu hükümdarı ve seksen dördüncü İslam halifesi olan IV. Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra devletin başında en uzun süre kalan padişah olarak tarihe geçmiştir. 2 Ocak 1642 gecesi İstanbul'da doğan bu şehzade, Sultan I. İbrahim ile Hatice Turhan Sultan'ın evladıdır. Henüz yedi yaşındayken, babasının tahttan indirilmesi üzerine saray içi mücadelelerin ortasında 1648 yılında tahta çıkarılmıştır. Padişahlık makamına bu denli erken yaşta getirilmesi, onun uzun saltanat yıllarının başlangıcı olmuştur. şehzadeliği boyunca İmam-ı Şâmi Yusuf Efendi ve Şâmi Hüseyin Efendi gibi kıymetli hocalardan tahsil ve terbiye dersleri almıştır. Tahtının ilk yıllarında ise ninesi Kösem Sultan'ın vesayeti altında kalmıştır.
Saray çatışmaları ve Vaka-i Vakvakiye
Çocuk yaştaki padişahın yetki sınırları devlet kademelerinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Nüfuz sahibi kişilerin artmasıyla alevlenen bu siyasi mücadeleler, 25 Ekim 1648'de At Meydanı İsyanı'nın patlak vermesine neden olmuştur. Saraydaki güç dengeleri zamanla değişmiş ve Kösem Sultan, 1651 yılında Turhan Sultan'ın adamları tarafından öldürülmüştür. 1652 yılında sadrazamlığa getirilen Tarhuncu Mehmet Paşa, bütçe giderlerini kısmaya ve padişahın rakiplerini yok etmeye çalışsa da etkili olamamıştır. Devlet işleri iyice bozulmuştu.
Asker ödemelerinin aksaması ve paranın değerinin düşürülmesi üzerine 1656 yılında büyük bir ayaklanma çıkmıştır. İsyancıların talebiyle otuz devlet görevlisi idam edilerek Sultanahmet Meydanı'ndaki çınar ağacına asılmıştır. Tarihe Vaka-i Vakvakiye (Çınar Olayı) adıyla geçen bu olay, tahtı derinden sarsmıştır. Aynı yıl Çanakkale önlerinde Venedik Donanması ile yapılan savaşta ağır yenilgi alınmıştır. Bozcaada ve Limni elden çıkmış, bu deniz bozgunu tarihte Baştankaralar Vakası adıyla anılmıştır. İç karışıklıklar durmak bilmiyordu. Anadolu'da asayişsizlikten beslenen Celali İsyanları baş göstermiştir. 1658 yılında Halep Valisi Abaza Kara Hasan Paşa önderliğindeki vali ve sancak beyleri isyan etmiş, ancak 1659'da Serdar Murtaza Paşa tarafından kandırılarak idam edilmişlerdir.
Köprülüler Devri ve Askeri Hamleler
Devletteki büyük düzensizlik, 15 Eylül 1656 tarihinde Köprülü Mehmet Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesiyle son bulmuştur. Onun kararlı adımlarıyla asayiş yeniden sağlanmıştır. 1657'de Venedik Donanması bozguna uğratılarak Bozcaada ve Limni kurtarılmıştır. Erdel üzerine düzenlenen seferle 1658'de Yanova Kalesi alınmış, Erdel Beyi vergi ödemeyi kabul etmiştir. Kırım Hanı Mehmet Giray ise 1659'da Konokop'ta Rus ordusuyla büyük bir savaşa tutuşarak yenilgiye uğratmıştır. Köprülü Mehmet Paşa'nın 31 Ekim 1661'deki vefatının ardından yerine oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa getirilmiştir.
Fazıl Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ile Montecuculi liderliğindeki müttefik orduların 1 Ağustos 1664 tarihinde karşı karşıya geldiği Saint Gothard Savaşı'nda Osmanlı tarafı son derece ağır kayıplar vermiştir. 1663 yılında Avusturya üzerine sefere çıkılarak stratejik öneme sahip Uyvar Kalesi teslim alınmıştır. Kanije yakınlarındaki Yenikale'nin fethinden sonra, Avusturya ile 10 Ağustos 1664'te imzalanan Vasvar Antlaşması'nın ardından 1666 yılında Girit Seferi'ne çıkılarak Kandiye Kalesi kuşatılmıştır. Ukrayna Kazakları'nı korumak amacıyla 1672 yılında çıkılan Lehistan Seferi'nde Kamaniçe Kalesi alınmış ve Bucaş Antlaşması ile Podolya Osmanlı idaresine geçmiştir. Lehistan'ın uymaması üzerine yapılan ikinci sefer, 1676 tarihli Zorawno Antlaşması ile zaferle sonuçlanmıştır.
Kuşatmalar, Kayıplar ve Av Tutkusuyla Gelen Son
Fazıl Ahmet Paşa'nın 1676 yılındaki vefatının ardından sadrazamlığa Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirilmiştir. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması üzerine çıkılan seferde Çehrin Kalesi 21 Ağustos 1677'de fethedilmiştir. 1680'de düzenlenen ikinci Rusya seferinin ardından 11 Şubat 1681'de Özi Nehri sınır kabul edilerek anlaşma yapılmıştır. Avusturya Kralı'nın Macar milliyetçilerini yok etme hareketine karşı yapılan yardım çağrısıyla 9 Ocak 1682'de Tökeli İmre Orta Macaristan Kralı olarak tanınmış ve düzenlenen seferle Kaşa Kalesi fethedilerek tahta geçmesi sağlanmıştır. Sakız Adası'na Fransız gemilerinin girmesi üzerine sefere çıkılmış, Fransa'nın ittifak arayışları karşısında 27 Haziran 1683'te Viyana Kuşatması'na karar verilmiştir. 14 Temmuz 1684'te gerçekleştirilen İkinci Viyana Kuşatması, Alamandağı Savaşı'nın kaybedilmesi ve Kara Mustafa Paşa'nın çekilmesiyle kaldırılmıştır.
Yenilgi askeri isyanı tetikledi. Kara İbrahim Paşa sadrazamlığa getirilse de son yıllarda Macaristan toprakları kaybedilmiş, Budin Kalesi düşmüş, Dalmaçya ve Yunanistan kıyıları Venedik kontrolüne geçmiştir. Mohaç bozgunu bardağı taşırdı. Peş peşe gelen başarısızlıklar orduda büyük bir isyana neden olmuştur. Askerlerin saray üzerindeki baskısı artarken, padişahın devlet işleri yerine sürekli avlanmaya vakit ayırması tepki çekmiştir. Sadrazam kaymakamı Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 8 Kasım 1687 tarihinde 39 yıllık hükümdarı kansız bir şekilde tahttan indirmiştir. Yeni padişah II. Süleyman oldu.
Ömrünün son yıllarını Edirne'de geçiren IV. Mehmet, 6 Ocak 1693'te vefat etmiştir. Naaşı İstanbul'a getirilerek Yeni Cami yakınındaki Turhan Valide Sultan Türbesi'ne defnedilmiştir. Padişah ava son derece düşkündü. Avcı lakabıyla da bilinen padişah; edebiyat, tarih ve din ilimlerine büyük ilgi duymuş, içkiyi yasaklayıp kahvehaneleri kapattırmıştır. Onun döneminde Yeni Cami ve Mısır Çarşısı tamamlanmıştır.
IV. Mehmet devrinde bilim, sanat, tıp, tarih ve edebiyat alanında pek çok kıymetli şahsiyet önemli eserler üretmiştir. Bu dönemde öne çıkan isimlerden bazıları şunlardır:
- Kâtib Çelebi ve Peçevî İbrahim (Tarih ve coğrafya)
- Hâfız Osman ve Derviş Ali (Hattatlık)
- Nâilî-i Kadim ve Neşatî Ahmed Dede (Edebiyat)
- Hayâtizâde Mustafa Feyzi ve Salih bin Nasrullah (Tıp)
.jpg?width=640)