İçeriğe Atla
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Kimdir?

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa (1635, Vezirköprü), 26 yaşında sadrazam olan Osmanlı devlet adamı; Girit'i fethetti, Avrupa'yı titretti.

Diğer adlar: Fazıl Ahmet Paşa, Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, Girit Fatihi

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Hakkında

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, 1635 yılında Samsun'un Vezirköprü ilçesinde dünyaya geldi. Osmanlı tarihinin en uzun soluklu sadrazamlarından biri olan Fazıl Ahmet Paşa, IV. Mehmet döneminde 30 Ekim 1661'den 3 Kasım 1676'ya dek tam on beş yıl bu makamı elinde tuttu. Babası, dönemin ünlü sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa'dır; annesi ise Ayşe Hanım. Yalnızca 41 yıllık kısa ömrüne büyük fetihler, diplomatik zaferler ve Avrupa'yı derinden etkileyen seferler sığdırdı.

Erken Kariyer ve Olağanüstü Yükseliş

Fazıl Ahmet Paşa, yedi yaşında babası tarafından İstanbul'a götürülerek dönemin önde gelen hocalarından ders aldı. On altı yaşında müderrislik payesine ulaşması, akademik çevrelerde rekor olarak kayıtlara geçti; İstanbul medreselerinde paşazade unvanıyla görev yaptı. Yirmi dört yaşında Erzurum valiliğine, ertesi yıl Şam valiliğine atandı. Şam'dayken Dürzilerin çıkardığı isyanları bastırdı, Sayda, Beyrut ve Safed çevresindeki düzensizlikleri ortadan kaldırarak bölgeyi merkeze bağladı.

1660'ta babası ağır hasta düşünce padişah onu Edirne'ye çağırıp Sadaret Kaymakamlığı'na getirdi; yirmi beş yaşında bu göreve atanan ilk diplomat oldu. Köprülü Mehmet Paşa, ölüm döşeğinde padişaha oğlunu sadrazam olarak tavsiye etti. IV. Mehmet bu isteği uygun buldu; 31 Ekim 1661'de babasının vefatıyla birlikte Fazıl Ahmet Paşa, yirmi altı yaşında Osmanlı tarihinin en genç sadrazamı sıfatını kazandı.

Batı Cephesindeki Seferler

Sadrazamlığının hemen ardından Avusturya üzerine harekete geçti. Zitvatorok Anlaşması'nı çiğneyen Avusturya'ya karşı 120 bin kişilik ordu ve 200 top ile yola çıktı. Avusturya elçisine kaleler boşaltılsın, Müslüman esirler serbest bırakılsın ve yıllık 30 bin altın vergi ödensin koşullarını iletti; elçi bu şartları ağır bularak geri döndü. Müzakereler sonuçsuz kalınca ordu, Kanuni Sultan Süleyman'ın dahi fethedemediği Uyvar Kalesi'ni kuşatma altına aldı. Kırım kuvvetlerinin Viyana önlerine kadar uzanan akınları ve yoğun yağmurların bataklığa çevirdiği zeminde bile askerlere karşı sergilediği hoşgörü ve yardımseverlik, Avrupa'da ona derin bir saygınlık kazandırdı.

Uyvar'ın fethinin ardından Viyana yönünde ilerledi; bu hareket kıtada büyük bir paniğe yol açtı. Papalık, İspanya, Saksonya, Brandenburg ve hatta Fransa Kralı XIV. Louis beş bin kişiyle Avusturya'ya destek gönderdi. Fransız elçisini huzuruna çağıran Fazıl Ahmet Paşa, Osmanlı-Fransız dostluğuna zarar verdiği gerekçesiyle bu adımı sert biçimde kınadı. 1664'teki Vasvar Anlaşması ile Avusturya yeniden Osmanlı üstünlüğünü resmen kabul etmek zorunda kaldı.

Fransızca'daki «Fort comme un Turc» — yani «Türk gibi güçlü» — deyiminin ortaya çıkışı Uyvar kuşatması dönemine dayandırılır; bu deyim bugün hâlâ güç ve dayanıklılığın simgesi olarak kullanılmaktadır.

Girit'in Fethi ve Kuzey Seferleri

Avusturya cephesini kapattıktan sonra gözünü yirmi bir yıldır Osmanlı'ya direnen Girit'e çevirdi. 15 Mayıs 1666'da Edirne'den hareket etti; ada alınmadan geri dönmeyeceğine ve fetih müjdesini vermeden padişaha mektup yazmayacağına yemin ettiği rivayet edilir. Üç yılını Girit'te geçirerek sadaretten uzak kaldı; bu süre, bir sadrazamın seferde geçirdiği en uzun kesintisiz dönem olarak Osmanlı tarihine geçti.

Venedik, Papalık, Floransa ve Malta'nın birleşik direnişine rağmen Kandiye Kalesi'nin altına tüneller kazarak kuşatmayı sürdürdü; aylarca yer altındaki dar hücrelerde kaldı. Venedik'in sunduğu yıllık 24 bin altın vergi teklifini ve çeşitli kale devri önerilerini geri çevirdi. Padişahın kuşatmanın uzamasından duyduğu kaygıyı bildiren mektubuna yalnızca «Fetih gerçekleşmeden Girit'ten ayrılmayacağım» yanıtını verdi. 5 Eylül 1669'da Kandiye teslim alındı; on sekiz maddelik anlaşmayla Girit resmen Osmanlı topraklarına katıldı. Bu fetih, Osmanlı'nın Akdeniz'deki en büyük zaferlerinden biri sayılır.

Girit'ten döner dönmez Lehistan (Polonya) sorununu ele aldı. Ukrayna Kazaklarını himayesine alan Osmanlı Devleti, Lehistan'ın bölgedeki müdahalelerinden rahatsızlık duyuyordu. IV. Mehmet ile birlikte 4 Haziran 1672'de sefere çıktı; Kamaniçe başta birçok kaleyi fethederek Bucaş Anlaşması'yla Lehistan'a 220 bin duka altın vergi yükledi ve ülkenin Osmanlı üstünlüğünü tanımasını sağladı. 1674'te yeniden kuzeye yürüdü, Rusları Ukrayna'dan çıkardı; bu seferler Osmanlı kara harekâtının ulaştığı en uzak noktalardandır.

Lehistan dönüşünde sağlığı ciddi biçimde bozulmuştu. Divana başkanlık edemeyecek duruma gelen Fazıl Ahmet Paşa, 3 Kasım 1676'da İstanbul'dan Edirne'ye hareket ederken Çorlu yakınlarında Karabiber Çiftliği'nde kırk bir yaşında hayatını kaybetti. Naaşı, İstanbul Çemberlitaş'taki babasının türbesine defnedildi. On beş yıllık sadrazamlığının dokuz yılını fiilen seferde geçirmişti. Çağdaş ve sonraki tarihçiler onu iyi huylu, sabırlı, azimli ve ileri görüşlü bir devlet adamı olarak nitelendirdi; Fazıl lakabı da bu fazilet ve anlayışından ötürü kendisine verildi.

İlgili Kişiler

Meslek, coğrafya, dönem ve ilgi alanı benzerliğine göre önerilen profiller.

Benzerlik skorları meslek, coğrafya, dönem ve Wikidata bağlantılarına göre otomatik hesaplanır.
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Kimdir? Osmanlı'nın En Genç Sadrazamı | Haberlendin