Osmanlı İmparatorluğu'nun en buhranlı dönemlerinden birinde sadrazamlık makamına gelen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, devletin bozulan otoritesini yeniden tesis etmek amacıyla 1689 ile 1691 yılları arasında radikal reformlara imza atmış büyük bir asker ve devlet adamıdır. Samsun'un Vezirköprü ilçesinde 1637 yılında dünyaya gelen Fazıl Mustafa Paşa, babası ve ağabeyinin ardından ailenin devlet idaresinde iz bırakan üçüncü büyük temsilcisi olmuştur. Genç yaşta adım attığı devlet kademelerinde basamakları hızla tırmanmış ve özellikle ordu ile maliye alanında yaptığı köklü düzenlemelerle Osmanlı idaresine taze bir soluk kazandırmıştır.
Henüz dört yaşındayken ailesiyle birlikte payitaht İstanbul'a getirilen Fazıl Mustafa Paşa, burada dönemin en prestijli eğitim kurumlarında yetişti. Medresenin tüm kademelerini başarıyla tamamlayarak çağınñn seçkin alimleri arasına girmeyi başaradı. Eğitim hayatının ardından ağabeyi Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın yanında askeri ve idari tecrübeler kazanmaya başladı. Ağabeyinin adeta bir hami gibi kendisini yetiştirmesi, gelecekteki devlet adamlığının temel taşlarını oluşturdu. Savaş meydanlarını yakından gözlemleme fırsatı bulan genç devlet adamı, askeri stratejiler konusunda kendini geliştirdi.
Devlet Hizmetinde Yükselişi ve Tarihi Müdahale
Devlet kademelerindeki yükselişi, eniştesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın tavsiyesi üzerine 1680 yılında yedinci vezir olarak Divan-ı Hümayun'a girmesiyle hız kazanan Fazıl Mustafa Paşa, sonrasında altıncı vezirliğe yükselmiştir. Ardından Viyana kuşatması sırasında Edirne'de sadaret kaymakamlığı yaptı. Silistre beylerbeyliği ve serdarlığı gibi mühim vazifeleri üstlenmesinin peşi sıra kubbe vezirliği ile tekrar İstanbul'a döndü. Çanakkale, Hanya, Sakız ve Kandiye gibi stratejik öneme sahip kalelerde muhafızlık yaparak askeri tecrübesini pekiştirdi. Bu dönemde imparatorluk, Viyana bozgununun ardından Budin ve Atina'nın elden çıkmasıyla büyük bir çöküşün eşiğine gelmişti. Devlet otoritesinin tamamen kaybolduğu bu kritik evrede sadaret kaymakamlığına getirilen Fazıl Mustafa Paşa, 8 Kasım 1687 tarihinde 39 yıllık padişah IV. Mehmed'i kansız bir darbeyle tahttan indirerek yerine kardeşi II. Süleyman'ın geçmesini sağladı.
Sadrazamlık Yılları ve Büyük Reformlar
Tarihler 25 Ekim 1689'u gösterdiğinde Edirne'de toplanan saltanat şurası, orduyu ve halkı derleyip toplayabilecek yegâne lider olarak Fazıl Mustafa Paşa'yı gördü. Kendisine babası ve ağabeyi gibi geniş yetkiler verilmesi şartıyla sadrazamlığı kabul eden Paşa, göreve gelir gelmez köklü yeniliklere girişti. İlk olarak adaletsiz vergi sistemini düzeltti. Rumeli bölgesindeki gayrimüslim halkın üzerindeki fahiş vergileri hafifleterek iç huzuru sağladı. Ticarete serbestlik getirdi. Yolsuzlukla elde edilmiş servetleri devlet hazinesine aktardı. Kendi aile sarayındaki altın ve gümüş eşyaları dahi darphanede erittirip para kestirerek devlete bağışladı. Padişahı da bu yönde teşvik ederek zayıflamış hazineyi hızla ayağa kaldırdı. Bu güçlü iktisadi ve askeri hazırlıkların ardından 13 Temmuz 1690'da sefer yoluna çıktı. Vidin, Niş ve Semendire'yi süratle geri aldı. En büyük başarısı ise Avusturyalıların elindeki Belgrad Kalesi'ni sadece bir hafta gibi kısa bir sürede fethetmesi oldu. Bu zafer tüm Avrupa'da büyük yankı uyandırırken, 60 bin kilometrekarelik Osmanlı toprağı düşman işgalinden kurtarıldı.
Salankamen Savaşı ve Şehadeti
Ordunun eksiklerini tamamlamak amacıyla kışı İstanbul'da geçiren sadrazam, 13 Haziran 1691 tarihinde Erdel'i kurtarmak üzere yeni bir sefere çıkmadan önce, padişah II. Süleyman'ın durumundan faydalanıp eski padişah IV. Mehmed'i tahta geçirmek isteyen muhalifleri bertaraf etti. Padişah II. Süleyman ordunun hareketinden sekiz gün sonra Edirne'de vefat edince, acı haberi Filibe'de alan Fazıl Mustafa Paşa, orduyu sevk ve idare etmeye devam ederek hiçbir aksamaya mahal vermeden hedefine ilerledi. Anadolu beylerbeyi Bekir Paşa ve Macar Kralı Tökeli'nin kuvvetlerinin kendisine katılmasıyla güçlenen Osmanlı ordusu Belgrad'a ulaştı. Kırım kuvvetlerinin henüz gelmemiş olmasına rağmen Paşa, askeri cesaretle orduyu Sava Nehri'nin karşı kıyısına geçirdi. Tarihler 19 Ağustos 1691'i gösterdiğinde, Tuna kıyısındaki Salankamen köyünde Baden Prensi komutasındaki Avusturya ordusuyla amansız bir muharebeye girişildi. Savaş meydanında kahramanca çarpışan 53 yaşındaki sadrazam, burada şehit düştü. Naaşı tüm aramalara rağmen bulunamadı. Onun kaybı, Osmanlı Devleti için işleri yoluna koymak üzere olan dirayetli bir liderin kaybı anlamına geliyordu.
Kişiliği, İlmi Derinliği ve Mirası
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, devlet adamlığının yanı sıra ilme ve araştırmaya düşkünlüğüyle tanınan entelektüel bir şahsiyetti. Özellikle hadis ilminde uzmanlaşmış olan Paşa, en yoğun savaş günlerinde dahi kitap okumayı ihmal etmezdi. İstanbul'da Süleymaniye ile Vefa arasındaki konağının hemen yanına yaptırdığı kütüphane, devrin pek çok aliminin faydalandığı önemli bir bilim yuvası haline geldi. Gösteriş ve lüksten hoşlanmayan sadrazam, oldukça cömert ve cesur bir mizaca sahipti. Seferler sırasında askerlerin gönlünü hoş tutmak için kendi şahsi birikiminden bol miktarda bahşiş dağıtırdı. Belgrad fethinin ardından askerlerine kendi malından 70 bin kuruş bahşiş vermesi, onun bu cömert yapısının en bariz örneklerinden biridir. Arkasında Numan, Abdullah ve Esad adlarında üç oğul bırakan Paşa, dürüst ve adil yönetim anlayışıyla tarihteki saygın yerini almıştır.
