İçeriğe Atla
II. Süleyman fotoğrafı
Anasayfa Varlık

II. Süleyman Kimdir?

Osmanlı padişahı II. Süleyman, 1642'de İstanbul'da doğdu. 39 yıl kafes hayatı yaşayan sultan, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa reformlarıyla Belgrad'ı geri aldı.

Diğer adlar: Süleyman II, Sultan II. Süleyman, Süleyman-ı Sani

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

II. Süleyman Hakkında

Osmanlı İmparatorluğu'nun yirminci padişahı ve İslam dünyasının seksen beşinci halifesi olan II. Süleyman, devletin askeri ve mali buhranlar içinde çırpındığı 15 Nisan 1642 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Sultan I. İbrahim'in Saliha Dilaşub Sultan'dan doğan bu talihsiz oğlu, henüz altı yaşındayken kardeşi IV. Mehmet'in tahta çıkışına şahitlik etti. Bu dönem, onun saraydaki özgürlüğünün sonuydu. Saray entrikaları ve taht kavgalarının ortasında şekillenen bu kader, onu otuz dokuz yıl sürecek kesintisiz bir kafes hayatına sürükledi. Tarih yaprakları 9 Kasım 1687'yi gösterdiğinde ise askeri bir darbe ve sadrazamın ittifakıyla kendisini bir anda tahtta buldu. Dört yıllık kısa saltanatında, hem iç isyanlarla boğuştu hem de sınırları korumaya çalıştı.

Kafesten Tahta Uzanan Zorlu Yolculuk

Şehzadelik yıllarında, sarayın gözetim altındaki odalarında seçkin alimlerden ders alarak kendisini yetiştiren II. Süleyman, Hattat Tokatlı Ahmet gibi devrin büyük ustalarından da eğitimler gördü. Ancak amansız saltanat hırsı ve iktidar mücadelesi, onun gençlik yıllarını tamamen gölgeledi. IV. Mehmet'in validesi Hatice Turhan Sultan, şehzadelerin devlet işlerine karışmasını önlemek amacıyla gözetim şartlarını aşırı derecede sıkılaştırmıştı. Bu ağır baskı altında geçen otuz dokuz yıllık kafes ömrü, Süleyman'ın dış dünyayla bağını tamamen kopardı. Zamanla biriken askeri hoşnutsuzluklar ve Viyana bozgununun getirdiği felaketler, taht değişikliğini kaçınılmaz kıldı. Ocak ağaları ve Sadrazam Siyavuş Paşa'nın gizli ittifakı neticesinde IV. Mehmet tahttan indirildi. Böylece II. Süleyman, ömrünün neredeyse tamamını geçirdiği o dar odadan çıkarılarak Osmanlı tahtına oturtuldu.

İsyanlar, İç Karışıklıklar ve Cephe Mücadeleleri

Yeni padişah tahta çıktığında, devlet adeta uçurumun kenarındaydı. Viyana yenilgisinin ardından Avusturya orduları Budin, Uyvar ve Estergon gibi stratejik kaleleri ele geçirmişti. Venedikliler ise Mora Yarımadası'nı işgal ederek güneyi tehdit ediyordu. Macaristan topraklarındaki köklü Türk hakimiyeti büyük yara almış, devlet hazinesi ise tamamen boşalmıştı. Sınır boylarındaki hezimetler, Anadolu'da asayişin bozulmasına ve eşkıyalık faaliyetlerinin artmasına yol açtı. Vergi sisteminin yozlaşması halkı canından bezdirirken, bağlı beyler de vergi ödemeyi reddederek isyan bayrağını çekti. Bu kargaşa ortamında, ulufe miktarını az bulan askerler İstanbul'da büyük bir ayaklanma başlattı. Cebeci Ayaklanması olarak tarihe geçen bu hadisede, isyancılar Sultanahmet Meydanı'nda toplanarak terör estirdiler. Sadrazam Siyavuş Paşa'nın çabaları asileri durdurmaya yetmedi. Yeniçeriler ve sipahiler birleşerek sadrazamın idamını ve askeri kadroda değişiklikler yapılmasını talep ettiler. Şehirdeki dükkanlar yağmalandı ve asayiş tamamen ortadan kalktı. Olayların yatışmasının ardından sadarete getirilen İsmail Paşa, isyanın elebaşlarını tek tek tespit ederek ortadan kaldırdı.

Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Reformları ve Son Sefer

Devletin kurtuluşunu askeri ve mali reformlarda gören II. Süleyman, 1690 yılında Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa atadı. Yeni sadrazam, boşalan hazineyi doldurmak amacıyla ek vergiler koydu. Bu vergiler halk arasında ciddi huzursuzluklara sebebiyet verse de ordunun ve maliyenin düzeltilmesi için gerekliydi. Köprülü'nün disiplinli yönetimi sayesinde ordu hızla toparlandı. Tarihler 30 Ekim 1688'i gösterdiğinde Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Avusturya seferi nihayet büyük bir zaferle neticelendi. Aynı zamanda Kırım'a saldıran Rus orduları, Kırım Hanı Giray Han'ın destansı direnişiyle bozguna uğratıldı. 1690 senesinde ise Sarı Hüseyin Paşa, Gladova ve Orsova kalelerini düşmandan geri almayı başardı. Osmanlı kuvvetleri Vişegrad topraklarında düşman ordularını hezimete uğratırken, her ne kadar Kanije kaybedilmiş olsa da stratejik öneme sahip Belgrad Kalesi büyük bir askeri harekatla yeniden fethedildi. Bu sayede Tuna savunma hattı yeniden güvenli hale getirildi. Güneyde ise Mora Serdarı Koca Halil Paşa, otuz bir günlük kuşatmanın ardından Avlonya Kalesi'ni Venediklilerden geri aldı.

II. Süleyman döneminde gerçekleşen başlıca askeri başarılar şunlardır:

  • Belgrad Kalesi'nin Avusturya ordularından geri alınmasıyla Tuna hattının yeniden güvenli hale getirilmesi
  • Avlonya Kalesi'nin otuz bir günlük zorlu kuşatma neticesinde Venedik işgalinden tamamen kurtarılması
  • Kırım topraklarına taarruz eden kalabalık Rus ordularının Giray Han'ın üstün gayretiyle bozguna uğratılması

II. Süleyman, ordusuna olan inancıyla 13 Mayıs 1691 tarihinde kutsal sancağı Sadrazam Fazıl Mustafa Paşa'ya teslim etti. Uzun süredir devam eden amansız rahatsızlığı Avusturya seferi yolunda şiddetlenen talihsiz padişah, 22 Haziran 1691 tarihinde Edirne'de kırk dokuz yaşında hayata gözlerini yumdu. Naaşı İstanbul'a nakledilerek Süleymaniye Camii haziresindeki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne defnedildi. Kendisi yardımsever mizacıyla tanınan, zor şartlar altında cami ve Fener Kulesi gibi mimari eserler kazandıran bir liderdi. Kafes hayatının katı kuralları sebebiyle arkasında bir şehzade bırakamayan padişahın yerine, kardeşi II. Ahmet tahta cülus etti.