Selim Turan, 9 Haziran 1915 tarihinde İstanbul Cağaloğlu'nda bulunan Fehmi Paşa Konağı'nda gözlerini hayata açtı. Azerbaycan kökenli bu değerli ressam ve heykeltıraş, modernist çizgisiyle Türk resim sanatı tarihinde son derece önemli bir yere sahiptir. Sanat serüvenini İstanbul ve Paris hattında sürdüren Turan, Batı dünyasında adı duyulan ilk Türk sanatçılar arasında kabul edilir. O, yalnızca tuvallerle sınırlı kalmamıştır. Sanatçı, Fransa'nın çeşitli şehirlerinde yükselen heykeller, göz alıcı freskler, mozaikler ve seramik yapıtlar da üretmiştir. 13 Ekim 1994'te Paris'te hayata veda eden Turan, arkasında silinmez izler ve Balıkesir Edremit'teki Tahtakuşlar köyü etnoğrafya müzesinin temellerini bıraktı.
Fikir Dünyası ve Çocukluk Yılları
Genç Selim, entelektüel derinliği son derece yüksek bir aile ortamında çocukluğunu geçirme şansına erişti. Onun babası Hüseyinzade Ali Turan, tıp doktorluğunun ve ressamlığın yanı sıra Turancılık ile Türkçülük akımlarının da fikir babalarındandı. Annesi Edhiye Hanım ise Çerkez Süvari Zabiti Şemsettin Bey'in kızı olarak bu yuvaya zarafet katıyordu. Saide ve Feyzaver adında iki kız kardeşiyle birlikte büyüyen değerli sanatçı, aile evinde çok dilli konuşmaların ve felsefi sohbetlerin eksik olmadığı oldukça zengin bir havayı soludu. Babasının yürüttüğü yoğun siyasi mücadeleler zaman zaman evden uzak kalmasına yol açsa da konaktaki hararetli fikir tartışmaları genç Selim'in zihinsel gelişimini durmaksızın besleyen en önemli unsurdu. Babası, onun içindeki yaratıcı yeteneği erkenden fark etti ve onu resme yönlendirdi. Babasının bu yakın ilgisi sayesinde Selim'in sanat yolculuğu çocuk yaşlarda aile ortamında başladı. Eğitim hayatına ilk adımı Beyazıt Numune Zükur İlkokulu'nda atan Turan, burada değerli sanatçı Malik Aksel'in öğrencisi olma fırsatını yakaladı. Ardından 1925 yılında, henüz ilkokul üçüncü sınıftayken tarihi Galatasaray Lisesi'ne kaydolarak yeni bir dünyaya adım attı. Bu prestijli eğitim kurumunda, ilerleyen yıllarda yollarının hep kesişeceği Cihat Burak ve Avni Arbaş gibi isimlerle dostluklar kurdu. Lise yıllarının sonuna yaklaştığında, geleceğini güzel sanatlar alanında şekillendirme kararı artık zihninde tamamen kesinleşmişti.
Akademi ve Avrupa Seyahatleri
Turan, 1935 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin giriş sınavlarını başarıyla geçerek Resim Bölümü'nde yükseköğrenimine başladı. Kız kardeşi Feyzaver de aynı dönemde akademinin tezyinat bölümünde eğitim görüyordu. Geleneksel Türk sanatlarına karşı büyük bir ilgi duyan sanatçı, bu alanda da yetkinleşmek istedi. Bu amaçla hat ve süsleme derslerine de katıldı. Akademide Türk resminin duayen isimlerinden dersler aldı:
Dönemin hat ve süsleme ustaları olan İsmail Hakkı Altunbezer, Necmettin Okyay ve Kamil Akdik gibi isimlerin derslerine katıldı. Ustalardan aldığı hat ve süsleme dersleri sayesinde geleneksel estetiğin inceliklerini tutkuyla kavradı. Aynı dönemde resim çalışmalarının yanı sıra heykel sanatına da yoğun ilgi göstererek atölye çalışmalarını sürdürdü. Akademideki üstün başarısını prestijli diploma konkurunu kazanarak taçlandıran genç ressam, 1937 yılında kıtadaki önemli müzeleri yakından incelemek amacıyla çeşitli Avrupa ülkelerini kapsayan geniş bir seyahate çıktı. Avrupa'daki sanat akımlarını yerinde inceledi. Ardından 1938 yılında akademiden başarıyla mezun oldu. Mezuniyetin ardından öğretmenlik kariyerine adım attı. Üsküdar'daki ortaokullarda ve Moda Kız Sanat Okulu'nda dersler verdi. Bu sırada minyatür sanatı üzerine araştırmalar yaptı. Topkapı Sarayı'ndaki atölyelerde çalışmalarını durmaksızın sürdürdü.
Yeniler Grubu ve Liman Sergisi
1940 yılına gelindiğinde akademi bünyesinde yeni açılan Yüksek Resim Bölümü'ne kaydolarak eğitimine kaldığı yerden devam etme kararı aldı. Bu atölyelerde Nuri İyem, Ferruh Başağa, Turgut Atalay, Agop Arad, Mümtaz Yener, Avni Arbaş, Fethi Karakaş ve Haşmet Akal gibi dönemdaşlarıyla birlikte omuz omuza çalıştı. Bu atölyelerde omuz omuza çalıştığı dönemdaşlarından bazıları şunlardır:
- Nuri İyem
- Ferruh Başağa
- Turgut Atalay
- Agop Arad
- Avni Arbaş
- Mümtaz Yener
- Fethi Karakaş
- Haşmet Akal
Sonra aralarına Abidin Dino da katıldı. Bu sanatçılar bir araya gelerek, Türk sanatında toplumsal gerçekçi bir dil kurmayı amaçlayan Yeniler Grubu'nu kurdular. Her ne kadar Selim Turan 1941 yılından sonra bu gruptan ayrılmış olsa da grubun kuruluşundakı katkıları son derece büyüktür. Sanatçının adını geniş kitlelere duyuran ilk büyük çıkışı ise 10 Mayıs 1941 tarihinde gerçekleşti. Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü Salonu'nda düzenlenen Liman Şehri İstanbul sergisi, onun bir profesyonel olarak rüştünü ispatladığı yer oldu. Bu sergide, şehrin arka sokaklarında yaşayan sıradan insanların yaşam mücadelesini yansıtan desenleri sanatseverlerle buluştu. Dilenciler, Balıkçılar ve Esrarkeşler gibi eserleri, onun gözlem gücünü ve toplumsal duyarlılığını sergileyen ilk önemli çalışmaları olarak tarihe geçti.