Malik Aksel, 1901 yılında Osmanlı Devleti'nin Selanik şehrinde, gümrük memuru Mehmet Şevket Bey'in oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitim yıllarını Serez'de geçirdikten sonra İstanbul'a taşınan Aksel, Beyazıt Numûne Mektebi'nde ilköğrenimini tamamladı. 1918'de girdiği Dârülmuallimîn'den 1921'de öğretmen olarak mezun olurken sanatçı kimliğini de aynı dönemde biçimlendirmeye başladı; hocası ressam Şevket Dağ aracılığıyla Galatasaray Sergileri ile tanıştı ve Cumhuriyet'in sanat ortamına adım attı.
Avrupa'da Sanat Eğitimi
1928 yılında Millî Eğitim Bakanlığı'nın düzenlediği sınavı kazanan Aksel, Avrupa'ya gönderilecek beş öğretmen adayından biri oldu. Berlin'de hem Yüksek Öğretmen Okulu'nda sanat pedagojisi ve iş eğitimi okudu hem de Berlin Yüksek Sanat Okulu'nda usta ressam Rudolf Grossmann'ın atölyesinde yağlı boya ve gravür tekniklerini öğrendi. Almanya'daki bu dört yıllık süreç, onun hem sanatçı hem de eğitimci kişiliğini kalıcı biçimde şekillendirdi.
Öğretmenlik ve Yurt Gezileri
1932'de Türkiye'ye döndüğünde Ankara'daki Resim Öğretmen Okulu'na — sonradan Gazi Eğitim Enstitüsü adını alacak olan kuruma — atandı; burada resim ve sanat tarihi dersleri verdi, pek çok öğretmen yetiştirdi. 1954'te Çapa Eğitim Enstitüsü'ne geçen Aksel, 1968'deki emekliliğine dek hem öğretmen hem yönetici sıfatıyla görev yaptı.
1938–1943 yılları arasında CHP halkevlerinin organize ettiği yurt gezileri programına katılan Aksel, Sivas ve Denizli'ye giderek bölgesel yaşamı doğrudan gözlemledi. Sivas gezisinden döndüğü sergide, Cevat Dereli'nin birincilik, Refik Fazıl Epikman'ın ikincilik aldığı değerlendirmede üçüncülük ödülü kazandı. Yurt gezilerinin ürünü olan Kale Mahallesi tablosu, dönemin toplumsal ve ekonomik dokusunu yansıtması bakımından Türk resim tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul görür.
Sanat Anlayışı ve Yapıtları
Aksel'in resimlerinde Anadolu köy yaşamı, yerel motifler ve halk figürleri öne çıkar. Halı dokuyan kızlar gibi gündelik sahneleri tuvale aktarırken folklorik ve dinî halk resmi geleneğini de akademik bir gözle inceledi. 1973'te 34. Devlet Sergisi'nde başarı ödülüne layık görülen Aksel, Varlık, Hisar ve Türk Edebiyatı dergilerinde deneme ve sohbet yazıları da kaleme aldı.
Araştırmacı kimliğiyle kaleme aldığı kitaplar, kendi alanlarında başvuru kaynağı niteliği taşır:
- Resim Sergisinde Otuz Gün (1943)
- İstanbul Mimarisinde Kuş Evleri (1959)
- Anadolu Halk Resimleri (1960)
- Türklerde Dinî Resimler (1967)
- Sanat ve Folklor (1971)
- İstanbul'un Ortası (1977)
Malik Aksel, 15 Şubat 1987'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Geride bıraktığı tablolar, oğlu Murat Aksel tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne bağışlandı. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan kültürel geçiş dönemini hem fırçasıyla hem kalemiyle belgeleyen Aksel, Türk sanat ve folklor yazımının kurucu figürlerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir.
