Türk spor tarihinin altın sayfalarında adı bulunan ve olimpiyat ikinciliği unvanıyla tarihe geçen Malik Beyleroğlu, 21 Ocak 1970 tarihinde Azerbaycan'ın Beylegan kentinde dünyaya gözlerini açmıştır. Gençlik yıllarında Sovyet boks ekolüyle tanışan sporcu, kısa sürede yeteneğini göstererek Sovyetler Birliği milli takımına seçilmeyi başarmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılması, boksörün yaşamında dönüm noktası oldu. Türkiye'ye gelip vatandaşlık alan boksör, kariyerine ülkemizde devam etmiştir. Eldivenlerini Türkiye adına kuşanarak kulüp düzeyinde Fenerbahçe çatısı altında ringe çıkmaya başlamıştır. Olimpiyat ringlerinde ulaştığı tarihi başarı, onu ülkenin en saygın sporcuları arasına sokmuştur.
Türkiye'ye Geliş ve Kulüp Kariyeri
Başarılı boksörün Türkiye macerası, 1992 yılı itibarıyla sarı-lacivertli renklerin temsilcisi olarak ringe çıkmasıyla hız kazanmıştır. Aynı yıl Kütahya kentinde organize edilen Türkiye Ferdi Boks Şampiyonası'na katılım göstermiştir. Burada üstün bir performans sergileyerek kariyerinin ilk Türkiye şampiyonluğu unvanını elde etmiştir. Milli formayı giydiği ilk büyük turnuvalardan biri 1993 Akdeniz Oyunları olmuştur. Bu organizasyonda 71 kiloda mücadele veren Beyleroğlu, turnuvayı gümüş madalya kazanarak tamamlamıştır. Bundan dört yıl sonra düzenlenen Bari 1997 Akdeniz Oyunları'nda ise 75 kiloda bronz madalyayı boynuna takmıştır.
Efsanevi Atlanta Olimpiyatları ve Tarihi Final
Malik Beyleroğlu'nu dünya spor sahnesine taşıyan en büyük parlaması 1996 Atlanta Yaz Olimpiyatları'nda gerçekleşmiştir. Atlanta'da düzenlenen şampiyonada 75 kilo kategorisinde mücadele veren milli boksörümüz ilk turu maç yapmadan geçerken, ikinci turda karşılaştığı Macaristan'ın güçlü ismi Zsolt Erdei karşısında 9-8 galip gelerek bir üst tura tırmanmıştır. Bu kritik galibiyet, sporcuya büyük bir özgüven kazandırmıştır. Çeyrek finalde Polonya vatandaşı Tomasz Borowski ile karşılaşan Beyleroğlu, zorlu mücadeleden 16-12 galip ayrılarak yarı finale adını yazdırmıştır. Yarı final maçı ise adeta nefes kesen anlara sahne olmuştur. Cezayirli rakibi Mohamed Bahari karşısında ringe çıkan milli sporcumuz, 11-11 berabere biten müsabakayı hakem kararıyla kazanarak finale yükselmiştir. Final müsabakasında ise Küba ekolünün güçlü boksörü Ariel Hernández ile altın madalya mücadelesine çıkmıştır. Bu zorlu karşılaşmada rakibine 11-3 yenilerek olimpiyat ikincisi olmuş ve gümüş madalyanın sahibi unvanını almıştır. Bu gümüş madalya, Türk boks tarihinin olimpiyatlarda ulaştığı ilk final başarısı olarak kayıtlara geçmiştir. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, elde edilen bu devasa başarının ardından onu ülkenin en seçkin 59 sporcusundan biri ilan etmiştir.
Deprem, Profesyonel Dönem ve Akademik Yaşam
Hayatın getirdiği zorluklar olimpiyat kahramanımızın da kapısını çalmıştır. Türkiye'yi yasa boğan büyük Marmara depremi esnasında Adapazarı bölgesindeki evi tamamen yıkılan sporcu, bu trajik dönüm noktasından sonra hem moral bulmak hem de kariyerini canlandırmak amacıyla rotasını profesyonel boks dünyasına çevirmiştir. Kısa süren profesyonel boks deneyiminin sonrasında, aktif sporculuk yaşamını tamamen noktalamaya karar vermiştir. Ringlere veda etse de spordan hiçbir zaman kopmamıştır. Antrenörlük görevlerinin yanı sıra akademik çalışmalara yönelerek birikimini genç nesillere aktarmayı vizyon edinmiştir. Deneyimli boksör, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde yer alan Spor Bilimleri Fakültesi'nde görev yapmaktadır. Buradaki Antrenörlük Eğitimi Bölümü çatısı altında öğretim üyesi sıfatıyla geleceğin şampiyonlarını ve spor insanlarını yetiştirmektedir.
Kariyerinin Önemli Kilometre Taşları
- 1992 - Kütahya'da düzenlenen şampiyonada elde ettiği ilk Türkiye Boks Şampiyonluğu
- 1993 - Akdeniz Oyunları 71 kilo kategorisinde kazandığı gümüş madalya
- 1996 - Atlanta Yaz Olimpiyatları 75 kiloda ulaştığı tarihi gümüş madalya ve olimpiyat ikinciliği
- 1997 - Bari'de organize edilen Akdeniz Oyunları 75 kiloda kazandığı bronz madalya
