Fransız resim dünyasının önde gelen isimlerinden ressam ve akademisyen Leopold Levy, 1882 yılında Paris'te hepsi müzisyen olan beş kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiş ve modern sanatın gelişiminde silinmez izler bırakmıştır. Lise yıllarında evlerinde asılı duran Gustave Courbet tablosunun kopyasını yaparak ilk çalışmasını gerçekleştirdi. Paris Dekoratif Sanatlar Okulu'ndaki eğitimini 1897'de tamamladı. Ardından serbest öğrenci sıfatıyla Güzel Sanatlar Yüksekokuluna girdi. Bu dönemde canlı model kullanan özel akademilerde de deneyim kazandı. Yolu Henri Matisse, Albert Marquet ve Andre Derain gibi büyük ustalarla bu yıllarda kesişti. Sanatçı ve yazar çevrelerine 1898 yılında dahil olarak ömür boyu sürecek bağlar kurdu. Genç ressamı ünlü yapacak olan meşhur Kapı (La Porte) isimli tablosunu ise 1899 yılında tamamladı. Matisse, bu eseri 1900'de düzenlenen Bağımsızlar Sergisi'nin onur köşesine asarak genç yeteneği taçlandırdı.
Paris Sanat Çevreleri ve İlk Başarılar
Hayatını kazanmak amacıyla mizah dergilerine çeşitli desenler çizen sanatçı, resim çalışmalarına ara vermedi. Ayrıca 1909 yılında Heiman Dullaart ile tanışarak, ondan gravür sanatının tüm detaylarını ve inceliklerini öğrendi. Bu tanışlığın ardından Güzel Sanatlar Derneği üyeliğine kabul edildi. Sanatçı, 1910 ile 1913 seneleri arasında ağırlıklı olarak gravür alanına yönelmeyi tercih etmiştir. Ulusal Derneğin Gravür Bölümü'nde sürekli sergiler açtı. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle cephede görev alan ressam, daha sonra geri hizmete çekildi. Zorlu savaş şartlarında bile fırçasını elinden düşürmedi. Oturan Kadın adlı tablosunu bu yıllarda boyayarak, izlenimci akıma karşı kendi özgün sanat duruşunu ortaya koydu. Aynı zamanda, izlenimciliğin zirvede olduğu 1914 civarında kübistlerle paralellik gösteren denemeler yaptığı da bilinmektedir.
Gravür Sanatı, Savaş Dönemi ve Olgunluk Çağı
Savaşın ardından, 1920-1922 yıllarında Cassis'de Şenlik, Topuzlu Kadın ve Cassis Manzarası gibi önemli yapıtlarını üretti. Daha sonra düzenlenen Salon d'Automne ve Salon des Tuileries sergilerinde yakın dostlarıyla birlikte eserlerini sergiledi. Bu dostlar arasında Charles Despiau, Charles Georges Dufresne, Othon Friesz, André Dunoyer de Segonzac ve Henry de Waroquier bulunuyordu. Sanat dünyasındaki asıl tanınırlığı, çok sayıda sergiye imza attığı 1923 yılından sonra gerçekleşti. Aix-en-Provence bölgesine 1927'de yerleşerek geniş doğa peyzajlarına yöneldi ve meşhur Margot Şatosunun Görünüşü tablosunu resmetti. Kış aylarında ise Paris'e dönerek Montparnasse ile Saint-Germain çevrelerindeki entelektüel yaşama dahil olmaya devam etti. Sanatçı, Lucretius'un Rerum Natura eserini de kırk bir adet gravürle süslemiş ve Normandiya Şilebi'nin iç tasarımında çalışmıştır. Uzun yıllar süren bu başarılı çalışma hayatı, 1936 yılında aldığı Legion D'Honneur şövalyelik nişanı ile taçlandı. Bu dönemde, soyut sanatın gelişiminde önemli bir yer tutan Kapı tablosu, sanat tarihçisi Charles Estienne tarafından da övgüyle anıldı. Sanat eleştirmeni Charles Estienne, 1951 yılında kaleme aldığı bir yazıda, Batı dünyasında soyut resmin başlangıcının herkesin iddia ettiği gibi 1907'de Frantisek Kupka ile değil, Levy'nin 1900 tarihli Kapı tablosuyla başladığını savunmuştur.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bölüm Başkanlığı
Türk hükümeyetinin daveti üzerine 1937 yılının Ocak ayında Türkiye'ye gelen Leopold Levy, 1949 yılına kadar burada büyük hizmetlerde bulundu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Başkanlığı görevini üstlenen ve başlangıçta üç yıllık bir anlaşmayla Türkiye'ye gelen Leopold Levy, tam on üç sene boyunca bu önemli vazifeyi başarıyla yürütmüştür. Akademide kendisine asistan olarak Sabri Berkel, Cemal Tollu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurullah Berk ve Şefik Bursalı gibi isimleri seçti.
- Sabri Berkel
- Cemal Tollu
- Bedri Rahmi Eyüboğlu
- Nurullah Berk
- Şefik Bursalı
Levy, asistanı Sabri Berkel ile birlikte İstanbul'da bir gravür atölyesinin hayata geçirilmesini sağladı. Bu özel atölyede eğitim görerek Türk resminde kalıcı izler bırakan Neşet Günal, Fethi Karakaş ve Fethi Kayaalp gibi değerli sanatçılar yetişti.
- Neşet Günal
- Fethi Karakaş
- Fethi Kayaalp
Bursa'da resim atölyesi açılmasına önayak oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün emri doğrultusunda akademide bir kitap bölümü açılması için yoğun çabalar harcadı. Beşiktaş'ta konumlanan Resim ve Heykel Müzesi'nin tanzim edilmesini gerçekleştirdi. İstanbul'un doğal yapısı bozulmamış yörelerinde peyzaj çalşmalara imza atan sanatçı, 1947'de Ankara Operası için Boğaziçi temalı bir gravür hazırladı. Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Yahya Kemal Beyatlı, Sabahattin Ali, Fikret Adil, Arif Dino, Abidin Dino, Güzin Dino, Nadir Nadi ve Berin Nadi gibi dönemin önde gelen aydınlarıyla yakın ilişkiler kurdu.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1949 yılında görevinden istifa ederek Paris'e geri dönen usta ressam, ülkemizle olan bağlarını hiçbir zaman koparmadı. Fransa'da yaşadığı yıllarda oraya yolu düşen Türk öğrencilere ve sanatçılara her zaman destek olmaya devam etti. Öğrencilerine hiçbir sanat görüşünü zorla benimsetmediğini, sadece kendi yeteneklerini keşfetmelerine rehberlik ettiğini yıllar sonra ifade etmiştir. Gitmeden önce atölyesini ve eserlerinin çoğunu en sevdiği öğrencilerinden ressam Tiraje Dikmen'e miras bıraktı. Fransa, Türkiye ve Cezayir'deki müzelerin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonlarda değerli eserleri sergilenmektedir. Değerli ressam, 1966 yılının Aralık ayında Paris'te vefat etti.
