Nuri İyem, Cumhuriyet döneminin getirdiği köklü değişimleri tuvallerine taşıyan, Anadolu insanının derin hikâyelerini resmederek modern Türk sanatında silinmez izler bırakan, 1915 İstanbul doğumlu efsanevi bir ressamdır. Sanatçı, yaşamı boyunca durmaksızın üreterek toplumun geçirdiği siyasi, kültürel ve sosyolojik dönüşümleri fırçasıyla kayıt altına almıştır. Usta sanatçı, 19 Haziran 2005'te vefat etti. Geride ise binlerce kıymetli eser bıraktı. Eserlerinde özellikle köyden kente göçenlerin, gecekondu mahallelerinin ve hüznü gözlerinde taşıyan Anadolu kadınlarının hayatını yansıtmıştır.
Akademiden Doğan Tutku ve İlk Çizgiler
Sanat yolculuğuna henüz küçük bir çocukken duvarlara kömür parçalarıyla çizimler yaparak başlayan ressam, babasının sağlık memurluğu görevi nedeniyle çocukluk yıllarında Anadolu coğrafyasını yakından tanıma fırsatı buldu. İlköğrenimini Mardin sınırlarında tamamladı. Ardından eğitimine devam etmek üzere yeniden doğduğu şehir olan İstanbul'a geri döndü. Sırasıyla Vefa ve Pertevniyal liselerinde okudu. Okul yıllarında resim tutkusu daha da büyüdü. Ailesinin tıp eğitimi alması yönündeki ısrarlarına rağmen, içindeki resim aşkına yenik düşerek Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmeyi hedefledi. Dönemin prestijli sanat etkinlikleri arasında yer alan Galatasaray sergilerinde çalışmalarını hayran olduğu Nazmi Ziya'ya gösterdi. Usta sanatçıdan büyük bir destek aldı. Bu teşvikin ardından akademideki derslerine başladı.
Akademide Hikmet Onat, Çallı, Nazmi Ziya ve Levy gibi devrin en saygın isimlerinden dersler alan sanatçı, Feyhaman Duran ve Namık İsmail gibi değerli hocaların entelektüel birikimlerinden de faydalandı. Özellikle sanat tarihi ve estetik dersleri veren ünlü yazar Ahmet Hamdi Tanpınar, onun zihinsel dünyasında bambaşka pencereler açtı. Tanpınar'ın özgür sanat ve toplum ilişkisine dair geliştirdiği felsefe, Nuri İyem'in sanat anlayışının temel taşını oluşturdu. Eğitimini tamamladıktan sonra askerlik vazifesini yerine getiren ve Giresun'da görev yapan İyem, 1940 yılında akademinin yeni açılan yüksek bölümüne kaydolarak buradaki ileri düzey eğitimini de dört yıl sonra tamamladı.
Toplumsal Gerçekçilik ve Yeniler Grubu
İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı kasvetli ve zorlu atmosferde genç sanatçıların seslerini duyurmaları oldukça güçtü. Bürokratik engellerin ve kısıtlı imkânların gölgesinde, yirmili yaşlarındaki bir grup idealist ressam tarihi bir adım attı. Mayıs 1941'de Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü salonlarında açılan sergi, Türk resim tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Bu hareketin öncü kadrosunda şu isimler yer alıyordu:
- Nuri İyem
- Avni Arbaş ve Selim Turan
- Fethi Karakaş ve Mümtaz Yener
- Turgut Atalay ve Haşmet Akal
- Ferruh Başağa ile Agop Arad
Söz konusu birliktelik, D Grubu'nun Anadolu'dan uzak ve şekilci olarak nitelendirilen sanat tarzına açılan bir başkaldırı niteliğindeydi. "Liman Sergisi" olarak adlandırılan bu etkinlik sonrasında Yeniler Grubu adını alan topluluk, halkın gerçek yaşantısını eserlerine yansıtmayı amaç edindi. Nuri İyem, grubun tüm etkinliklerinde aktif olarak yer alırken bir taraftan da Resim ve Heykel Müzesi bünyesinde Halil Dikmen'in yardımcılığını üstlendi. Burada klasik ustaları inceleme fđrsatı yakalayan sanatçı, halka ulaşma gayretinden ötürü Hoca Ali Rıza'ya karşı büyük bir saygı duydu.
Anadolu'nun Çehresi ve Fırçanın Gücü
Topluma sanatı sevdirmeyi temel gaye edinen ressam, 1946 yılında Beyoğlu'ndaki bir mobilya mağazasında ilk kişisel sergisini açtı. Ardından 1950'li yıllarda Maya Sanat Galerisi'ndeki sergileriyle adından söz ettirmeyi sürdürdü. Aynı dönemde soyut resim tarzını deneyimleyen sanatçı, 1960 yılından itibaren asıl ününü kazanacağı figüratif üsluba kesin bir dönüş yaptı. Bu dönemden sonra ürettiği eserlerde köyden kente göçün getirdiği yalnızlığı, gecekondularda süren zorlu hayatları ve Anadolu insanının içsel dünyasını tuvaline aktardı. Bereketli toprakları temsil eden Anadolu'yu bir kadın imgesiyle özdeşleştiren usta, kadın portrelerindeki iri ve hüznlü gözlerle toplumsal gerçekleri izleyiciye doğrudan aktardı. Yaşamı boyunca altı binden fazla esere imza atan sanatçı, Türk sanat tarihinin en üretken isimlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
