Türkiye sınırları içerisinde yakın dönem parlamento tarihinin en çalkantılı dönemlerine tanıklık etmiş siyasi figürlerden biri olan Nursel Aydoğan, gıda mühendisliğinden milletvekilliğine uzanan çizgisiyle dikkat çeker. 17 Kasım 1958 yılında Bursa'nın Yenişehir ilçesinde dünyaya gelen Aydoğan, TBMM dâhilinde 24, 25 ve 26. dönemlerde Diyarbakır milletvekili sıfatıyla görev yapmıştır. Gençlik yıllarından itibaren sendikal faaliyetlerde aktif rol üstlenen deneyimli isim, siyasi mücadelesini meclis çatısı altına taşımış ancak yaşadığı hukuki süreçlerin ardından milletvekilliğinin düşürülmesiyle karşı karşıya kalmıştır.
İlk Yılları, Ailesi ve Eğitim Hayatı
Resmi kayıtlarda Nursel Tükel adıyla da kayıtlı olan siyasetçi, günümüzde yaygın biçimde Nursel Aydoğan adıyla tanınmaktadır. Kendisinin soyağacı, farklı coğrafi ve kültürel kökenlerin bir araya geldiği çok çocuklu bir aile yapısına işaret eder. Bulgaristan göçmeni bir babanın ve Bursa kökenli Türk bir annenin dokuz evladından biri olarak Yenişehir'de hayata gözlerini açtı. Bu kalabalık hanenin sıcaklığında büyüyen Aydoğan, reşit olana dek yaşamını doğup büyüdüğü Bursa topraklarında geçirdi. On sekiz yaşına geldiğinde ise eğitim hedefleri doğrultusunda yeni bir şehre doğru yola çıktı.
Yükseköğrenimini gerçekleştirmek üzere Ankara'ya giden genç Nursel, Hacettepe Üniversitesi'nin sınavlarını kazanarak mühendislik eğitimi almaya hak kazandı. Buradaki akademik sürecini başarıyla tamamlayan Aydoğan, 1983 senesinde Gıda Mühendisliği bölümünden diplomayla mezun oldu. Üniversite yıllarının ardından mesleğini icra etmeye başlayarak sektörde gıda mühendisi unvanıyla görev yaptı. Ancak ülkenin içinden geçtiği siyasi çalkantılar onun da yaşam patikasını derinden etkileyecekti. Nitekim 12 Eylül Askeri Darbesi'nin gerçekleştiği o karanlık dönemde, günün sert siyasi koşulları altında bir süre boyunca gözaltında tutuldu. Bu zorlu tecrübe, onun ilerideki toplumsal ve siyasal mücadelesinin de şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Sendikal Mücadele ve Siyasete Adım Atışı
Mesleki yaşamının yanı sıra toplumsal düzenlemelerle de yakından ilgilenen Nursel Aydoğan, memur sendikacılığı alanında aktif roller oynamaya başladı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) çatısı altında örgütlenen sağlık sektöründe yöneticilik sorumlulukları aldı. Bu doğrultuda, hem Tüm Sağlık-Sen Sağlık Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası'nda hem de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) bünyesinde yönetici olarak çalıştı. Bu alanlardaki çalışmaları, Aydoğan'ın örgütlenme ve liderlik vasıflarını pekiştirerek onu aktif siyasetin önemli aktörlerinden biri hâline getirdi.
Sivil toplum arenasındaki bu yoğun birikim, zamanla yerini doğrudan siyasi partilerin kurucu kadrolarında yer almaya bıraktı. Takvimler 2005 yılını gösterdiğinde, Türk siyasi hayatına adım atan Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kuruluş sürecine imza atan kurucu kadro arasında yer buldu. DTP, daha sonra 2009 senesinde anayasa mahkemesi tarafından kapatılacak olan önemli bir siyasi oluşumdu. Aydoğan, partinin kuruluşundan itibaren üstlendiği bu kurucu misyonla siyasi çizgisini daha da netleştirdi.
Milletvekilliği Dönemi, Tutuklanması ve Meclise Veda
Parlamenter yaşama geçişi ise bağımsız adaylıkla başladı. Aydoğan, 2011 yılı genel seçimlerinde Diyarbakır'dan bağımsız olarak girdiği yarışı kazanarak meclise adım attı ve 24. dönem milletvekili oldu. Bu dönemdeki çalışmalarının ardından, Haziran 2015 seçimlerinde bu kez Halkların Demokratik Partisi (HDP) çatısı altında seçmen karşısına çıktı. HDP Diyarbakır milletvekili olarak seçilerek meclisteki yerini korumayı başardı. Aynı yılın Kasım ayında gerçekleştirilen erken genel seçimlerde de seçmenlerin güvenini tazeleyerek 26. dönem Diyarbakır milletvekili sıfatıyla yasama görevini sürdürdü.
Ancak bu yoğun parlamento dönemi, ülke genelinde yaşanan yargısal gelişmelerle yepyeni bir yöne evrildi. 4 Kasım 2016 günü, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir terör soruşturması çerçevesinde, Şırnak milletvekili Leyla Birlik ile birlikte gözaltına alınarak tutuklandı. Savcılık makamı, Aydoğan hakkında oldukça ağır iddialarla kamu davası açtı. Hazırlanan iddianamede, kendisi hakkında şu ithamlar yöneltildi:
- Terör örgütüne üye olmak ve terör örgütü propagandası yapmak
- Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek
- Suç ve suçluyu övme eylemlerinde bulunmak
- Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve kanunlara uymamaya sevk etmek
Tüm bu yöneltilen suçlamalardan ötürü savcılık tarafından toplamda 103 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanması talep edildi.
Hukuki süreçler Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ederken, 21 Nisan 2017 tarihindeki duruşmada mahkeme heyeti Aydoğan'ın tahliyesine hükmetti. Ancak bu karar uzun ömürlü olmadı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tahliye kararına yaptığı itiraz üzerine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi konuyu inceledi. Üst mahkeme, gerçekleştirilen eylemlerin bir bütün hâlinde örgüt üyeliği kapsamına girdiğine kanaat getirerek Aydoğan hakkında yeniden yakalama ve tutuklama kararı çıkardı.
Nihayetinde Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara bağlanan yargılamada mahkeme heyeti, Aydoğan'ı 'terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' fiilinden suçlu bularak 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Kesinleşen bu mahkûmiyet kararının ardından, Anayasa'nın 84. maddesinin gerektirdiği üzere ilgili tezkere 9 Mayıs 2017 günü TBMM Genel Kurulu'nda okundu. Bu işlemin ardından Nursel Aydoğan'ın milletvekilliği resmi olarak düşürülmüş oldu.