Türk resim sanatına hacimsel, heykelsi ve yeni bir boyut kazandıran Ahmet Zeki Kocamemi, 1900 yılında İstanbul'un tarihi semti Fatih'te dünyaya geldi. Eğitim hayatını Sanayi-i Nefise Mektebi çatısı altında taçlandırdıktan sonra Münih yollarına düşen ve burada Hans Hofmann'ın atölyesindeki öncü kübist eğilimlerle tanışan usta ressam, kendi benzersiz fırça üslubuyla çağdaş Türk resim sanatında yepyeni bir çığır açmayı başarmıştır. 3 Mayıs 1959'da ani bir rahatsızlık sonucu aramızdan ayrılan Kocamemi, modern Türk resim tarihinin mihenk taşlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Sanayi-i Nefise'den Münih Atölyelerine
İlköğrenimini Hadika-i Meşferet Mektebi'nde tamamlayan sanatçı, 1916'da Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi. Burada önce Hikmet Onat'ın talebesi oldu. Sonra İbrahim Çallı'nın derslerine devam etti. 1918'de askerlik vazifesi nedeniyle okuldan uzaklaştı. Bir yıl sonra eğitimine kaldığı yerden devam etti. Akademiden 1922 yılında başarıyla mezun oldu. Öğrencilik yıllarında katıldığı 2. Galatasaray Sergisi, onun hocalarıyla birlikte aynı çatı altında eser sergilemesine olanak sağladı.
Mezuniyetinin hemen akabinde Yeni Resim Cemiyeti kurucuları arasında yer alarak sanat dünyasında kendine sağlam bir yer edindi. Bu önemli adım, ilerleyen yıllarda kurulacak olan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin de ilk harcını kardı. Fakat Cumhuriyet coşkusunu yansıtmayı hedefleyen bu oluşum, üyelerinin yurt dışı bursları kazanmasıyla tek bir sergiyle sınırlı kaldı. Genç ressam da 1922 yılının son ayında Türk Ocağı bursunu alarak Münih'e doğru yola koyuldu.
Münih'te kendisinden aylar önce bu kente giden dostları Ali Avni Çelebi, Ratip Aşir Acudoğlu ve Kenan Yontunç'un yaptığı gibi Heinemann'ın özel atölyesinde çalışmalarına başlayarak ilk yurt dışı deneyimini kazandı. Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nin sınavlarında aradığı başarıya ulaşamayınca pes etmeyerek yönünü modernizmin öncüsü Hans Hofmann'a çevirdi. Hofmann atölyesinde modern sanat akımlarının yenilikçi dinamiklerini soluyan Zeki Kocamemi, bu verimli süreçte Türk sanat tarihine damga vuracak birçok önemli eseri başarıyla üretti. Hofmann atölyesinde ve o dönemde şekillenen önemli çalışmalarından bazıları şunlardır:
- Saksılı Tabure
- Poz Veren Çıplak
- Otakçılar
- Gazete Okuyan Çıplak (1926 tarihli bu karakalem çalışması, sanatçının hacimli nü figürlerine olan ilgisinin erken dönem örneklerinden biridir ve günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda sergilenmektedir.)
Trabzon Yılları ve Bedri Rahmi'nin Hatıraları
Takvimler 1928'i gösterdiğinde resim öğretmeni olarak Trabzon Lisesi'ne atanan sanatçı, bu görevde yaklaşık bir yıl kaldı. Trabzon'daki lise öğretmenliği esnasında onun derslerine katılma ve ufkunu genişletme şansına erişen ünlü şair ve ressamımız Bedri Rahmi Eyüpoğlu, usta sanatçının öğretim tarzına ve sınıftaki asil duruşuna dair son derece kıymetli hatıralar paylaşmıştır. Eyüpoğlu, Kocamemi'nin ilk derse elinde bir Cezanne kitabıyla geldiğini ve reprodüksiyonları göstererek resimdeki dairesel hareketi anlattığını belirtir. Lise son sınıf öğrencilerinin sahnelediği Eşber Piyesi için hocasının tasarladığı dekorları gören öğrenciler, bu felsefeyi tam anlamıyla idrak etmişlerdir.
Kocamemi'nin hazırladığı kale burçları ve dekor elemanları adeta fırıl fırıl dönüyordu. Sanatçının fırçasından dökülen bütün ögelerin önü, arkası, yanları ve üstü tüm ağırlığıyla boşlukta yer almaktaydı. Tuvallerine yansıyan bu görkemli anlayış, resimde adeta dört başı mamur heykelsi bir dilin en yetkin örneğini oluşturuyordu.
Yurt Gezileri, Birincilik Ödülü ve Son Yılları
Devletin düzenlediği Yurt Gezileri programı kapsamında 1938'de Rize'ye giden ressam, oradaki çay tarımını gözlemledi. Bu seyahatten ilhamla çizdiği Rize'de Çay Ziraati tablosu, teknik olarak Cezanne manzara resimlerinin esintilerini taşır. Gezilerde toplanan yapıtların Anadolu'da sergilenmesi vesilesiyle 1944 yılında da Konya topraklarını ziyaret etti.
Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği ile katıldığı I. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde büyük bir başarı elde etti. Ressam, Atatürk'ün Cenaze Töreni (diğer bilinen adıyla Atatürk'ün Naşı'nın Gülhane Parkı'ndan Sarayburnu'na Götürülüşü) isimli şaheseriyle birincilik ödülünü kucakladı. Sanatçının o dönem büyük ilgi gören Mekkare Erleri adlı çalışmasıyla mukayese edildiğinde bu ödüllü tablosunun arka planındaki derinlikli perspektif kurgusu ve mekân kurgulanışı, izleyicide 15. yüzyılın İtalyan Rönesans ustalarının klasik eserlerine benzer mistik ve akademik bir etki uyandırmaktadır.
Müstakiller grubuyla sayısız etkinliğe katılan sanatçı, 1947 yılında ise D Grubu çatısı altına girdi. 1951 yılından itibaren fırçasını elinden bıraktı. Tam sekiz yıl boyunca sanatsal faaliyetlerine ara verdi. Vefatından kısa bir müddet evvel yeniden çalışmaya başlasa da, 3 Mayıs 1959'da ansızın yakalandığı bir rahatsızlık neticesinde vefat etti.
