Türk diplomasisinin en fırtınalı dönemlerine şahitlik eden Zeki Kuneralp, 5 Ekim 1914 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Sürgün ülkesinde başlayan ve büyükelçilik makamına kadar uzanan bu yaşam mücadelesi, cumhuriyet tarihinin en önemli diplomasi yollarından biridir. Babası Ali Kemal'in ölümünün akabinde ailesiyle birlikte sınır dışı edilen Kuneralp, İsviçre'de hukuk eğitimi görerek kendisini en iyi şekilde yetiştirdi. Gerek ülke içindeki dönemin siyasi dışlamaları gerekse ailesinin geçmişi nedeniyle zorlu engelleri aşarak, nihayetinde 1941 yılında Dışişleri Bakanlığı bünyesine dahil olmayı başardı. Bu adım, Türkiye'nin kaderini şekillendirecek diplomatik zaferlerin de kapısını aralayacaktı. Zeki Kuneralp, diplomatik zekası ve devlet adamlığı ciddiyetiyle tanınır.
Sürgün Yıllarından Dışişleri Zirvesine
Zeki Kuneralp'in çocukluk ve gençlik yılları, babası Ali Kemal'in yürüttüğü siyasetin gölgesinde büyük acılarla şekillendi. Çerkes asıllı babaannesi ve diğer aile üyeleriyle birlikte, babasının trajik ölümünün akabinde Türkiye'den sınır dışı edildi. İsviçre'de aldığı hukuk eğitiminin ardından vatanına dönmek isteyen Kuneralp, babası Ali Kemal'in geçmişteki siyasi faaliyetleri sebebiyle bakanlık kadrolarına alınma sürecinde ciddi engellerle karşılaştı. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye durum aktarıldığında kendisi 'devlet kin tutmaz' diyerek bu engeli ortadan kaldırdı. İnönü'nün özel izniyle ülkeye dönen Kuneralp, 1941 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda görevine başladı. Necla Özdilci ile 1943 yılında hayatını birleştiren Kuneralp, emekli Büyükelçi Selim Kuneralp'in de babasıdır. Ayrıca, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın dedesi Osman Kemal'in üvey kardeşiydi.
Kıbrıs Anlaşmaları ve Yükselen Başarılar
Deneyimli diplomatın meslek yaşamı, Türkiye'nin uluslararası alandaki en hassas süreçleriyle iç içe geçti. Kuneralp, 1941-1960 yılları arasında Bükreş ve Prag Elçiliklerinde, merkezde ve NATO Daimi Temsilciliği'nde çeşitli görevler üstlendi. Kıbrıs Adası üzerinde Türkiye'nin garantörlük haklarını elde ettiği tarihi Zürih ve Londra Antlaşmaları'nın metin yazım aşamalarında aktif görev alarak, dönemin karar vericilerine kritik diplomatik raporlar sundu. Bu bağlamda dönemin Başbakanı Adnan Menderes'e ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'ya gerekli bilgileri aktardı. Kıbrıs sorunu çerçevesinde Türkiye-İngiltere ilişkilerinde önemli bir rol oynadı.
Başarılı diplomat şu başkentlerde büyükelçi olarak görev yaptı:
- 1956-1957 yıllarında Paris
- 1960-1964 arasında Bern
- 1964-1966 ve 1969-1972 yılları arasında Londra
- 1972-1979 yılları arasında Madrid
Bunun yanı sıra 1960 yılında kısa bir süre, 1966-1968 yılları arasında ise Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği yaptı.
Madrid Suikastı ve Trajik Kayıplar
Zeki Kuneralp'in Madrid Büyükelçiliği yürüttüğü 1978 yılı, hayatının en acı hatırasını barındırır. Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları (JCAG) üyesi üç terörist makam aracına ateş açtı. Madrid'de gerçekleşen hain terör eyleminde hayat arkadaşı Necla Kuneralp'i, emekli büyükelçi eniştesi Beşir Balcıoğlu'nu ve makam şoförü Antonio Torres'i kaybetmenin derin acısını hayatı boyunca yüreğinde taşıdı. Aynı terör saldırısında, o esnada araçta bulunan emekli büyükelçi eniştesi Beşir Balcıoğlu ile makam şoförü Antonio Torres de olay yerinde hayatlarını kaybetmişlerdir. Zeki Kuneralp, menfur saldırı sırasında olay yerinde bulunmadığı için suikasttan yara almadan kurtulmayı başardı.
1979 yılında yaş haddinden emekli oldu. Deneyimli diplomat, 26 Temmuz 1998'de İstanbul'da vefat etti. Öldüğünde 84 yaşındaydı. Zeki Kuneralp, diplomatik alandaki başarıları ve zorluklara karşı duruşuyla cumhuriyet tarihinin simge isimleri arasında yer alır.