İstanbul Aksaray'da 1915 yılında doğan Cihat Burak, mimarlık eğitimi almış olmasına rağmen resimden seramiğe ve edebiyata kadar uzanan geniş bir yelpazede eserler veren çok yönlü bir sanatçıdır. Kendine has üslubuyla Türk resim sanatı içerisinde apayrı bir yer edinen sanatçı, tasarımlarını ve edebi eserlerini ömrünü adadığı İstanbul'da 13 Mart 1994 yılındaki vefatına kadar sürdürmüştür. Geçimini sağlamak adına mimarlık yapan Burak, gönül verdiği resim alanında ise toplumsal gerçekçi ve fantastik unsurları başarıyla harmanlamıştır. Sanat hayatında sürekli yenilik arayan Burak, yurt içi ve yurt dışındaki çalışmalarıyla modern Türk sanatının gelişimine büyük katkılar sunmuştur.
Mimarlık ve Kamu Hizmetiyle Şekillenen Yıllar
Gençlik yıllarında nitelikli bir eğitim alan Cihat Burak, ortaöğrenimini 1937 senesinde meşhur Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. Ardından mimarlık dünyasına adım atmak amacıyla İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Burada Sedat Hakkı Eldem, Bonatz ve Emin Onat gibi Türk mimarisinin duayen isimlerinin öğrencisi olma şansına erişti. Zorlu ve verimli geçen bir eğitimin ardından 1943 yılında bu saygın kurumdan mezun oldu. Aynı yıl Ankara Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalışmaya başlayarak meslek hayatına resmi bir giriş yaptı. Ankara Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ile İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesindeki proje bürolarında önemli deneyimler kazandı. 1951 yılına gelindiğinde Ankara Bayındırlık Bakanlığı bünyesindeki Yapı İşleri Başkanlığı makamına atandı.
Bakanlıktaki başarılı mesaisinin ardından 1952 yılında Birleşmiş Milletler bursunu kazanan mimar, eğitim amacıyla Fransa'ya gönderildi. Paris'te kaldığı üç yıllık süre zarfında hem mimarlık hem de resim alanında kendini geliştirme fırsatı buldu. 1955'te memlekete dönerek Bayındırlık Bakanlığı'ndaki memuriyetine devam etti. Uluslararası alanda tanınırlığı artan sanatçı, 1957 yılında Afganistan'ın başkenti Kabil'deki Büyükelçilik Binası projelerini hazırlamak üzere görevlendirildi. 1961'e gelindiğinde bu kez Fransa Hükûmeti'nin sağladığı bir bursla yeniden Paris yollarına düştü. Burada prefabrik inşaat teknikleri üzerinde araştırmalar yaptı. Çalışmaları bittiğinde ise Paris'te kalıp tamamen resme yönelmek adına bakanlıktaki görevinden istifa etti. 1965 yılında Türkiye'ye dönen sanatçı, Özel Işık Mimarlık Okulu ile Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda dersler vererek yeni nesil sanatçıların yetişmesine öncülük etti.
Tuvalden Kile Uzanan Dışavurumcu ve Fantastik Sanat
Cihat Burak, ilk kişisel sergisini Fransa'da ürettiği eserlerle 1957 yılında İstanbul Beyoğlu Şehir Galerisi'nde sanatseverlerin beğenisine sundu. Eserlerinde toplumsal gerçekçilik çizgisini benimseyen sanatçı, bununla yetinmeyerek fantastik kurgulara da yöneldi. Özellikle Dolmabahçe Saray Kapısı, Mezar Taşları ve İncili Kız gibi tablolarında bu düşsel yaklaşımın izleri açıkça görülür. Ölüm temasına eğildiği Kanaryam Güzel Kuşum Ben Sana Vurulmuşum çalışması ise onun hüzünlü ve derin iç dünyasını yansıtır. Sanatçı sadece hayali konuları değil, yakın çevresindeki ünlü simaları da resmetti. Portre çalışmaları arasında şu isimler öne çıkmaktadır:
- Yahya Kemal Beyatlı
- Nâzım Hikmet
- Neyzen Tevfik
- Eren Eyüboğlu
- Aliye Berger
Yaşamının son evrelerinde ise yoğun biçimde ürettiği kedi resimleriyle dikkat çekti. Geçinebilmek için mimarlık yaptığını, fakat resmi sadece kalpten gelen bir sevgiyle icra ettiğini her fırsatta dile getirdi. Sadece tuval resmiyle de sınırlı kalmadı. Metal baskı çalışmaları, porselen tasarımları, cam işleri, pişmiş toprak heykeller ve büstler de üretti. Tüm bu farklı mecralardaki plastik çalışmalarında, resimlerinde olduğu gibi dışavurumcu bir yaklaşım hakimdir.
Edebiyat Sahnesi ve Sanatçının Ölümünden Sonraki Mirası
Görsel sanatların yanı sıra edebiyat dünyasında da iz bırakan Cihat Burak, yazarlık yeteneğiyle adından söz ettirdi. Sanatçının ilk öykü kitabı olan Cardonlar, 1981 yılında okurlarla buluştu. Bu ilk denemenin ardından yazmaya devam eden Burak, 1992 yılında yayımlanan Yakutiler adlı eseriyle büyük bir başarı yakaladı. Kitap, prestijli Yunus Nadi Armağanı Yarışması'nda birincilik ödülüne layık görülerek onun edebi yetkinliğini tescilledi. Yaşamı süresince kitaplarına dahil etmediği diğer hikayeleri ise vefatından sonra unutulmadı. Sanatçının geride bıraktığı el yazısı notları ile daktilo metinleri özenle derlendi. Bu çalışmalar ölümünün dokuzuncu yılında, yani 2003'te Zenci Kalınız! başlığı altında basılarak edebiyat dünyasına kazandırıldı. Değerli sanatçı, üretken ömrünün son bulduğu 1994 senesinde İstanbul'da yaşama veda etti. Sonraki dönemde de unutulmayan Burak'ın hatırasına sahip çıkıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı, 2020 yılında başlattığı mezarlık düzenleme projesine ünlü sanatçıyı da dahil etti. Bu kapsamda sanatçının kabrinin restore edilmesi ve düzenlenmesi için çalışmalar başlatılmıştır.
