Türk resim sanatının özgün figüratif diliyle tanınan akademisyen ve ressam Cihat Aral, 1943 yılında Sivas'ın Kangal ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Usta sanatçı, toplumsal çalkantıların ortasında biçimlenen sanat anlayışıyla Türk resminde derin izler bıraktı. Eserlerinde insanlık dramını, renk lekeleri ve ışığın gücüyle tuvaline aktarır. Sanatçı, günümüzde yaşamını ve çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir.
Akademik Yolculuk ve Paris Yılları
Sanat eğitimine 1964 yılında adım atan Cihat Aral, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Resim Bölümü'nde öğrenim gördü. Burada Türk resminin duayen isimlerinden Neşet Günal'ın atölyesinde sanat tarzını olgunlaştırma fırsatı buldu. Akademi yıllarını 1969'da başarıyla tamamlayan genç yetenek, çok geçmeden ilk kişisel sergisini açmak için kollarını sıvadı. Resimlerini 1970 senesinde Taksim Sanat Galerisi'nde sanatseverlerin beğenisine sunan sanatçı, aynı dönemde yönünü yurt dışına çevirdi. Sanatını uluslararası bir boyuta taşımak amacıyla Fransa'ya giden Aral, Paris Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek Okulu bünyesinde resim dalında yüksek lisans derecesi elde etti.
Fransa'daki eğitiminin ardından 1974'te vatanına geri dönen usta fırça, mezun olduğu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çatısı altında bu kez öğretim görevlisi sıfatıyla dersler vermeye başladı. Sanatsal üretimlerinin yanı sıra meslek örgütlenmelerinde de aktif roller üstlendi. Aral, 1976 ile 1980 yılları arasında Görsel Sanatçılar Derneği'nde genel sekreterlik ve başkanlık görevlerini yürüttü.
Siyasi Çalkantılar ve Sansür Dönemi
Cihat Aral'ın sanat hayatı, Türkiye'nin zorlu siyasi dönemlerinin izlerini de taşır. Sanatçı, 1976 senesinde Antalya'da 250 metrekare gibi devasa bir alana yayılması planlanan 'Analar ve Çocukları' isimli anıtsal kompozisyonunu hazırlıyordu. Ancak bu iddialı çalışma, henüz tam olarak nihayete erdirilemeden dönemin Antalya Valiliği tarafından yasaklanarak engellendi. Bu sansür olayı, sanatçının kariyerindeki baskıcı dönemlerin adeta ilk habercisiydi.
12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından gelen baskı dönemi, usta ressamı da doğrudan etkiledi. 1983 yılında kolluk kuvvetleri tarafından tutuklanan Aral, Mamak Askeri Cezaevi'nde 9 ay boyunca tutsak kaldı. Bu süreçte akademideki eğitimcilik görevinden de uzaklaştırıldı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen sanata olan inancını hiç yitirmedi. Usta isim, 1989 yılında akademideki görevine yeniden iade edildi.
Akademide Yükseliş ve Sanatsal Miras
Eğitimcilik kariyerine kaldığı yerden devam eden sanatçı, akademik basamakları hızla tırmandı. 1994 yılında doçentlik unvanını kazanan Aral, 1999 senesinde ise profesörlük payesine layık görüldü. Sanat dünyasındaki tecrübesiyle 2003-2004 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi müdürlüğü görevini üstlendi. Kurumsal alandaki bu son idari görevinden sonra, 2004 yılında kendi isteğiyle emekliliğe ayrıldı.
Usta ressamın kariyerindeki dönüm noktalarından bazıları şunlardır:
- 1964-1969 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde sanat eğitimi aldı.
- 1970 yılında hem ilk sergisini Taksim Sanat Galerisi'nde açtı hem de Paris'te yüksek lisans çalışmalarına başladı.
- 1976-1980 yılları arasında Görsel Sanatçılar Derneği bünyesinde idari sorumluluklar yüklendi.
- 2003-2004 döneminde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi müdürlüğü görevinde bulundu.
Cihat Aral'ın tuvalinden çıkan yapıtlar, günümüzde hem yurt içinde hem de sınır ötesindeki pek çok müze ile seçkin özel koleksiyonda yer bulmaktadır. Sanatçının resim dili, çoklu figür kompozisyonlarında sergilediği teknik ve tematik derinlikle karakterize edilir. Özellikle renk lekelerini ve ışığı dramatik bir biçimde kullanarak insanın varoluşsal çelişkilerini, acılarını ve yaşamın derinliklerinde saklı psikolojik olguları eleştirel bir üslupla betimler. Bu özgün duruş, sanatçıyı modern Türk resminde insan tragedyasını en sarsıcı şekilde yansıtan isimlerden biri kılmaktadır.
