Alman edebiyatının ve aydınlanma çağının en büyük isimlerinden biri olan Johann Wolfgang von Goethe, 28 Ağustos 1749 tarihinde Frankfurt'ta dünyaya gelmiştir. Soylu bir avukat babanın ve belediye başkanının kızının ilk evladı olan deha, yaşamı boyunca kaleme aldığı eşsiz dramaları, şiirleri ve tabiat felsefesi çalışmalarıyla Avrupa'nın entelektüel çehresini tamamen değiştirmiştir. Coşkunluk olarak bilinen Romantizm Akımı'nı başlatan bu çok yönlü yazar, Weimar Klasisizmi'nin inşasında Friedrich Schiller ile birlikte başrolü oynamıştir. Ünlü başyapıtı Faust başta olmak üzere, edebiyata kazandırdığı ölümsüz eserler ve bilimsel teorilerle tüm kıtada derin izler bırakmıştir.
Seçkin Bir Eğitimden Sanatın Büyüsüne
Küçük yaşlardan itibaren babası Johann Caspar'ın gözetiminde özel öğretmenlerden dersler alan dahi çocuk, dil öğreniminde üstün bir yetenek sergilemiştir. Almancanın yanı sıra Latince, Yunanca, Fransızca, İbranice ve İngilizceyi de bu dönemde öğrenmiştir. Goethe, sadece dillerle yetinmemiş; binicilik, dans ve eskrim gibi soylu uğraşlarda da kendini yetiştirmiştir. 1759 yılındaki Fransız işgaliyle evleri karargah haline gelince, Fransız komutan vasıtasıyla bu kültürün sanat dünyasıyla tanışma imkanı bulmuştur. İşgal yıllarında Racine ile Moliere'in oyunlarını izleme fırsatı yakalamış, güzel sanatlara ilgi duymaya başlamıştir. Babasının isteğiyle 1765'te Leipzig Üniversitesi'nde hukuk eğitimine başlamıştir. Burada Rokoko kültürünün etkisinde kalarak resim dersleri almış ve ilk aşkı Kathchen Schönkopf için neşeli mısralar yazmıştir. Leipzig'deki ünlü restoran 'Auerbachs Keller', Faust'un birinci bölümüne esin kaynağı olacaktır. Sağlık sorunları sebebiyle 1768'de Frankfurt'a dönen şair, 'Annette' adık ilk şiir kitabını yayımlamıştir.
Doğanın Organik Ruhu ve Werther Fırtınası
Yarım kalan hukuk eğitimini tamamlamak için 1770'te Strazburg'a gitmiştir. Orada tarihçi Johann Gottfried Herder ile tanışmıştir. Herder dostluğu, genç yazarın düşünsel dünyasında yepyeni ufuklar açmıştir. Alsace bölgesinin büyüleyici tabiatında yaptığı gezilerle doğayı organik bir bütün olarak algılamaya başlamıştir. Sesenheim yolculuğunda tanıştığı Friederike Brion'a beslediği platonik aşk, modern Alman şiirinin ilk örnekleri kabul edilen 'Willkommen und Abschied' ile 'Maillied' manzumelerini doğurmuştur. Asıl büyük çıkışını ise 1774 yılında yayımladığı Genç Werther'in Acıları romanıyla gerçekleştirmiştir. Charlotte Buff'a duyduğu karşılıksız sevdadan derin izler taşıyan bu mektup-roman, tüm Avrupa'da büyük bir melankoli dalgası yaratmış ve gençlerin intiharına yol açacak derecede güçlü bir etki uyandırmıştir. Bu dönemde serbest vezinli 'Prometheus' gibi başyapıt şiirleriyle sınırları zorlayan Goethe, kalıpları yıkarak dünya edebiyatına yeni bir soluk getirmiştir.
Weimar Yılları ve Faust Efsanesi
Genç yazar, 1775 yılında Weimar Dükü Carl August'un daveti üzerine bu şehre yerleşerek idari görevler üstlenmiştir. Weimar'da yürüttüğü bilimsel çalışmalarda bitki morfolojisi, ışık, renk ve anatomi üzerine teoriler geliştirmiş; 1784 yılında insan kafatasındaki ara çene kemiğini deneysel olarak keşfetmeyi başarmıştir. Sarayda Kur'an tefsirlerini ve Doğu edebiyatını incelemiş, Rumi, Hafız, Saadi gibi şairlerin eserleriyle ilgilenmiştir. 1786'da gizlice çıktığı İtalya seyahatinde Roma, Venedik ve Verona'yı gezmiştir. 1788'de Weimar'a geri döndüğünde Christiane Vulpius ile derin bir aşka yelken açmış ve ünlü eseri 'Roma Ağıtları'nı onun için yazmıştir. 1796'da başlayan Friedrich Schiller dostluğu ise yazarın hayatındaki en verimli dönemi başlatmıştir. Schiller'in teşvikiyle 'Hazine Avcısı' ve 'Büyücü Çırağı' gibi olgun baladlarını yazmış, 'Wilhelm Meisters Lehrjahre' romanını tamamlamıştir.
Schiller'in 1805'teki vefatıyla sarsılan şair, hayatının son döneminde otobiyografik nitelikteki 'Dichtung und Wahrheit' ile 'Maximen und Reflektionen' eserlerini yayımlamıştir. Ancak onun yaşamının en büyük eseri, yazımına 1770'lerde başladığı ölümsüz trajedisi Faust olmuştur. Şeytan Mefisto ile Doktor Faust arasındaki iddiayı konu alan bu trajedi, insanın erdem arayışını ve irade gücünü sembolik bir dille anlatmaktadır. Eserin ilk bölümünü 1808'de yayımlayan yazar, ikinci bölümü ancak ömrünün son günlerinde tamamlayabilmiştir. 22 Mart 1832'de Weimar'da hayata gözlerini yuman deha, arkasında sadece Alman edebiyatını değil, tüm dünya kültürünü şekillendiren devasa bir miras bırakmıştir.
Öne Çıkan Başyapıtları
- Genç Werther'in Acıları (1774)
- Faust I (1808) ve Faust II (1832)
- Wilhelm Meisters Lehrjahre (1796)
- Roma Ağıtları (1790)
- Götz Von Berlichingen (1773)
.jpg?width=640)