Tarihin akışını değiştiren en nüfuzlu askeri liderlerden biri olan Napolyon Bonapart, 15 Ağustos 1769 tarihinde Korsika'nın Ajaccio kentinde dünyaya geldi. Carlo Buonaparte ile Marie Letizia Ramolino çiftinin ikinci oğlu olan bu sıra dışı subay, askeri okullardaki parlak eğitimiyle hızla yükselerek Fransız Devrimi'nin en önemli generali haline geldi. Cumhuriyetin ilk başkanı olmasının ardından yaptığı reformlar ve askeri dehasıyla 18 Mayıs 1804'te Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı unvanlarını aldı. Ömrü boyunca kazandığı görkemli zaferler ve yaptığı yasal düzenlemelerle modern Avrupa'nın haritasını yeniden çizdi.
Korsika'dan Paris Sokaklarına Uzanan Askeri Kariyer
1779'da Brienne'de başladığı eğitimini 1784'te Paris'teki Parisian Ecole Royale Militaire askeri akademisinde sürdüren Napolyon, Nisan 1785'te Valence'daki topçu alayına katıldı. Korsika'da Jakobenlerle yürüttüğü aktif faaliyetler nedeniyle asker kaçağı sayılsa da 1792'deki Avusturya savaşıyla affedilerek yüzbaşı rütbesiyle göreve döndü. Korsika'daki bağımsızlık yanlılarına karşı yürüttüğü siyasi mücadele sebebiyle ailesiyle Fransa'ya kaçmak zorunda kaldı.
Paris'te Konvansiyon hükümetini savunarak Barras ve Carnot kuvvetlerine katılan Napolyon, bir süre ihanet suçlamasıyla tutuklu kalsa da koruyucuları sayesinde kurtuldu. Aralık 1793'te Toulon'da İngiliz ve kralcı ittifakına karşı kazandığı topçu zaferiyle tuğgeneral rütbesine yükseldi. İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na getirilerek saygın bir otorite haline gelen genç komutan, 10 Nisan 1796'da Josephine de Beauharnais ile evlendi.
Düğününden iki gün sonra Kuzey İtalya ordularının başkomutanı olarak Avusturya kuvvetlerini mağlup etti. Viyana'ya yürüyerek Avusturya'yı barşa zorladı ve 17 Ekim 1797'de antlaşma imzalandı.
Doğu Seferi ve Konsüllük Reformları
İngiltere'yi denizlerde alt etmenin zorluğunu görerek doğrudan İngiliz ticaret yollarını kesmek amacıyla 1798'de Mısır seferine çıktı. Malta ve İskenderiye'yi alıp Piramitler Savaşı'nda Memlükleri yense de Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Abukir Körfezi'ndeki Fransız filosunu batırmasıyla ikmal hattı kesildi.
Fransa'ya karşı birleşen Birleşik Ordu'nun Status şunu korumak için ilerleyişine karşı 13 bin askeriyle Gazze, Yafa ve Hayfa'yı fethetti. Yafa'da teslim olan iki bin Türk askerini süngületip sivilleri katlettiren Napolyon, üç bin esiri daha öldürttü. Suriye harekatı ise Akka'da Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki sert Osmanlı savunmasına çarptı. Salgın hastalıklarla sarsılan ordu, 21 Mayıs 1799'da Akka kuşatmasını kaldırarak Mısır'a döndü.
Ordusunu Mısır'da bırakıp 23 Ağustos 1799'da Fransa'ya dönen general, 9 Kasım 1799'da askeri bir darbeyle ülke yönetimini ele geçirdi. Yeni anayasayla 'Birinci Konsül' unvanını alarak Fransa'nın mutlak hakimi konumuna yükseldi. Kral XVI. Louis'nin idamıyla sarsılan ülkede şu köklü idari reformlara imza attı:
- Fransa Merkez Bankası'nın 1802 yılında kurulması,
- Valilerin ve belediye başkanlarının sivil kesimden seçilerek tek merkeze sorumlu kılınması,
- Mahkemelerin ve emniyet birimlerinin yeniden düzenlenmesi,
- Code Napoleon (Napolyon Kanunları) adıyla anılan medeni kanunun 1804'te yürürlüğe girmesi.
1800 yılında Alp Dağları'nı aşarak İtalya'ya giren Napolyon, Milano'yu aldı ve Avusturya'ya karşı zaferler kazandı. 1801'deki Luneville ve 1802'deki Amiens antlaşmalarıyla Avrupa'da geçici bir barş dönemi başlasa da Fransa'nın kıtadaki ekonomik ve siyasi üstünlüğünden rahatsız olan İngiltere, Mayıs 1803'te yeniden savaş ilan etti.
Kralcı bir komployu bahane ederek 1804'te kendisini imparator ilan etti. 2 Aralık 1804'te Notre Dame Katedrali'nde Papa VII. Pius önünde taç giyerken, tacı papanın elinden alıp önce kendine takması ve ardından eşi Josephine'i imparatoriçe ilan etmesi büyük yankı uyandırdı. 26 Mayıs 1805'te ise İtalya Kralı unvanını da aldı.
Deniz savaşlarında tecrübesiz olan imparatorun filosu, 21 Ekim 1805'teki Trafalgar Deniz Savaşı'nda İngiliz donanmasına yenilince karaya odaklandı. Ulm ve Austerlitz zaferleriyle Avusturya ile Rusya'yı mağlup etti. Eylül 1806'da Prusya'yı Jena'da, ardından Rusları Friedland'da hezimete uğratarak Temmuz 1807'de Çar I. Aleksandr ile Tilsit Antlaşması'nı imzaladı.
İlk evliliğinden varis sahibi olamayan Napolyon, Josephine ile anlaşarak boşandı ve Mart 1810'da Habsburg Hanedanı'ndan Marie-Louise ile evlendi. Bu birliktelikten 1811 yılında resmi varisi II. Napolyon doğdu.
Rusya Seferi'nin Yıkımı ve Waterloo Muharebesi
22 Haziran 1812'de 453 bin kişilik ordusuyla Rusya seferine çıkan Napolyon, Polonyalıların krallık ve kölelerin azatlık taleplerini reddetti. Rus ordusu ise meydan savaşından kaçıp tüm ekinleri yakarak iç kesimlere çekildi. Açlık ve dondurucu soğuklarla yıpranan ordu, 7 Eylül'deki kanlı Borodino Savaşı'nın ardından 19 Ekim'de felaketle sonuçlanan bir geri çekilme sürecine girdi.
Ordunun idaresini Joachim Murat'a bırakarak Paris'e dönen Napolyon, artan vergiler nedeniyle halkın desteğini kaybetti. Müttefik kuvvetler 1814'te Paris kapılarına dayanınca tahttan indirilip Elbe Adası'na sürgün edildi. Ancak 7 Mart 1815'te sürgünden kaçıp Paris'te yeniden ordu kurarak Belçika'ya saldırdı. 18 Haziran 1815'teki tarihi Waterloo Muharebesi'nde İngiliz ve Prusya güçlerine kesin olarak mağlup oldu.
İkinci kez tahttan feragat eden Napolyon, Amerika'ya kaçmayı başaramayınca İngilizlere teslim oldu. Atlantik'teki ücra St. Helena Adası'na sürgün edilerek anılarını yazdı. 5 Mayıs 1821'de 52 yaşındayken hayata gözlerini yuman imparatorun cenazesi 1840'ta Paris'teki Les Invalides katedraline gömüldü. Zehirlendiği de öne sürülen liderin mirasını, 1851'de imparator olan yeğeni III. Napolyon devraldı.
