Oğlak burcunun kararlılığını taşıyan, asıl ismi Jean Baptiste Poquelin olan Fransız tiyatro yazarı Moliere, 15 Ocak 1622 tarihinde Paris'te mobilyacı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Sahne sanatlarında çığır açan bu dahi sanatçı, kalıplaşmış komedi anlayışını yıkarak güldürürken düşündüren yepyeni bir üslup geliştirdi. Tiyatro sahnesini toplumsal aksaklıkları ve insan doğasının gülünç yönlerini sergilemek için adeta bir ayna olarak kullandı. Dönemin elit tabakasına ve yozlaşmış kurumlara yönelttiği cesur yergileri yüzünden pek çok saldırıya uğrasa da tiyatroyu halkla buluşturmayı başardı. 17 Şubat 1673 gecesi, sahne üzerinde rolünü oynarken geçirdiği rahatsızlık sonucu 51 yaşında hayata veda etti.
Hukuk Sıralarından Sahne Işıklarına
Mobilya ustası Jean Poquelin ile Marie Cresse çiftinin oğlu olan Jean Baptiste, henüz on yaşındayken annesini kaybetmenin acısını yaşadı. Annesinin vefatının ardından bir süre baba mesleğini devam ettirdi. Eğitim hayatına Clermont Koleji bünyesinde adım atan genç Jean, 1636 ile 1641 yılları arasında devam eden öğrencilik yıllarında Latin ve Yunan edebiyatının önde gelen klasik yazarlarını derinlemesine inceleme imkanı elde etti. Kolejden ayrıldıktan sonra Orleans Üniversitesi'nde hukuk eğitimi alarak kariyerine farklı bir yön çizdi. Ancak içindeki tiyatro tutkusu onu bambaşka bir yola sürükleyecekti. Nitekim 1643 yılında İllustre-Théâtre adını verdiği ilk tiyatro topluluğunu kurarak sahne dünyasına adım attı. Bu dönemde, Fransa'nın güneyindeki Midi bölgesinde bulunan Vigan şehri yakınlarındaki bir köyden esinlenerek Moliere sahne adını kullanmaya başladı.
Taşradan Saraya Uzanan Komedi Serüveni
Genç tiyatrocunun kurduğu ilk topluluk ne yazık ki uzun ömürlü olamadı ve 1646 yılında dağıldı. Bu başarısızlığın ardından pes etmeyen Moliere, 1645-1658 yılları arasında gezici bir tiyatro ekibi kurarak Fransa taşrasını karış karış gezdi. Bu süreçte hem oyuncu hem yazar hem de yönetici olarak tiyatronun her alanında pişti. Otuz bir yaşındayken Conti Prensi'nin himayesine girdi ve İtalyan komedi tarzından uyarladığı oyunları sahneledi. Otuz üç yaşına geldiğinde ilk komedi eseri olan Şaşkın'ı yazdı; ardından Küskün Aşıklar adlı oyununu kaleme aldı. Moliere ve beraberindeki tiyatro topluluğunun tüm geleceği, 1658 senesinde Louvre Sarayı'nda bizzat Fransa Kralı XIV. Louis huzurunda sahneledikleri ve büyük sükse yaratan Nicomede temsiliyle kökten ve kalıcı olarak değişti. Bu büyük başarının ardından otuz sekiz yaşında ekibiyle birlikte Paris'e yerleşti. Topluluk, Kralın Kardeşleri Topluluğu adını alarak saray nezdinde meşruiyet kazandı.
Paris'te sahnelenen ilk oyunu olan ve sosyetenin kibar tavırlarına özenen iki taşralı genç kızı konu edinen Les Precieuses ridicules (Gülünç Kibarlar) adlı eseriyle büyük ses getirdi. Bu yapıtında, toplumsal kuralların dayattığı yapay kibarlık ile bireylerin içgüdüsel eğilimleri arasındaki uyumsuzluğun doğurduğu gülünçlüğü son derece başarılı bir biçimde işledi. Ekip, 1661 yılından itibaren Theatre du Palais-Royal çatısı altında düzenli oyunlar sahnelemeye başladı.
Güldürürken Düşündüren Toplumsal Taşlamalar
Moliere, o güne dek sadece kaba güldürüye dayanan komedi anlayışını kökten değiştirerek tiyatroda adeta bir devrim gerçekleştirdi. İnsan doğasının zayıflıklarını ve toplumsal aksaklıkları yalın, doğal ama son derece çarpıcı bir üslup ve yaklaşımla sahneye taşıdı. Yarattığı karakterler, gerçek hayattan kopup gelen ve mizahla yoğrulmuş kanlı canlı bireylerdi. Eserlerinde dönemin soylularını, cimrilerini, sahte dindarlarını ve şarlatan hekimlerini acımasızca alaya aldı. Bu cesur tavrı nedeniyle pek çok meslek grubunun şiddetli tepkisini çekti. Örneğin, sahte dindarları eleştirdiği ünlü yapıtı Tartuffe, ilk gösteriminin ardından yasaklandı ve ancak beş yıllık bir mücadelenin sonunda yeniden sahnelenme izni alabildi.
Sanatçı, 1662 yılında Armande Bejart ile dünya evine girdi. Bu evlilikten dünyaya gelen üç çocuktan yalnızca biri hayatta kalabildi. Sarayla ilişkileri oldukça iyi olan Moliere'e, 1662 yılında kral tarafından yıllık 1.000 livre maaş bağlandı. İlerleyen dönemde kral, yazarın oğlunun vaftiz babası oldu ve bu yakınlığın etkisiyle yıllık maaşı 7.000 livreye yükseltildi.
Sahnede Kapanan Perde ve Türkçe Uyarlamalar
Moliere, klasik dönemin ve günümüzün modern kalıplarına göre profesyonel bir edebiyatçı kimliği taşımıyordu. Oyunlarını geleceğe kalacak edebi eserler olarak yayımlamak için değil, doğrudan ve hızlıca sahnelenmek amacıyla kaleme alıyordu. Hayatı boyunca toplam otuz altı oyun yazan sanatçının bu eserlerinden on üç tanesi danslı ve müzikli gösteriler şeklinde tasarlanmıştı. Hayatının son döneminde kaleme aldığı ve başrolünü kendisinin üstlendiği ünlü eseri Hastalık Hastası oyununun 17 Şubat 1673 tarihindeki gösterimi esnasında, tiyatro tarihine geçecek son derece dramatik ve hüzünlü bir olay gerçekleşti. Verem hastası olan yazar, oyunun dördüncü sahnesinde aniden fenalaşarak yere yığıldı. Kanlı öksürük krizine rağmen çevresindekilerin tüm ısrarlarını geri çevirdi ve büyük bir profesyonellikle oyununu tamamladı. Ancak bu krizin ardından evine döndükten birkaç saat sonra geçirdiği ikinci fenalıkla 51 yaşında yaşamını yitirdi.
Türk edebiyatında da derin izler bırakan Moliere'in birçok eseri dilimize kazandırılmış ve sahnelerimizde izleyiciyle buluşmuştur. Özellikle 1870'li yıllarda yapılan bazı önemli uyarlamalar şunlardır:
- Ahmet Vefik Paşa'nın George Dandin'den uyarladığı Yorgaki Dandini (1872) ile Hastalık Hastası'ndan uyarladığı Merakı (1876),
- Teodor Kasap'ın Le Cocu imaginaire'den uyarladığı İşkilli Memo (1874) ile Cimri'yi uyarladığı Pinti Hamid (1873),
- Direktör Ali Bey'in Scapin'in Dolapları'ndan uyarladığı Ayyar Hamza (1871) ve Ahmet Vefik Paşa'nın Cimri'den uyarladığı Azarya (1876) adlı eserler tiyatro tarihimizin önemli parçalarıdır.
%20-%20Google%20Art%20Project%20(cropped).jpg?width=640)