Türk çağdaş sanat sahnesinin öncü ressamlarından biri olan Mithat Şen, 1957 yılında İstanbul'da doğmuş ve tuval üzerine kurduğu özgün görsel evrenle modern resmimize yön vermiştir. Eğitimini 1981 yılında Marmara Üniversitesi bünyesindeki Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Resim Bölümünde tamamlayan sanatçı, ilk solo sergisini ise 1982'de İstanbul'daki Galata Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşturmuştur. Sanatında insan anatomisini alışılmışın dışında yorumlayan Şen, eserlerinde coğrafya ile beden ilişkisini estetik bir düzlemde sorgulamaktadır.
Sanatsal Üslup ve Şemanın Doğuşu
Sanat hayatının ilk yıllarından itibaren insan vücudunu temel alan etütler yapan sanatçı, 1980'li yıllarda ürettiği desenler ve akrilik çalışmalarla kendine has bir yol çizmiştir. 1987 öncesinde ürettiği siyah-beyaz yapıtlarında karşımıza çıkan dinamik imgeler, sonraki dönemlerde olgunlaşacak meşhur gövde formlarının ilk müjdecisi olmuştur. Başlangıçta hareketli ve serbest olan bu biçimler, zamanla kapalı, durağan ve heykelimsi kalıplara evrilmiştir. Renk paletinde de belirgin dönüşümler yaşayan ressam, 1988 yılında gül pembesi, kavuniçi ve gri-mavi gibi pastel tonları tercih ederken, 1989'dan itibaren canlı kırmızı, yeşil, mavi ve mor renkleri kompozisyonlarına taşımıştir. Sanatçı, her bir tuvalinde bu canlı tonlardan yalnızca ikisini ve onların derecelerini kullanmayı ilke edinmiştir. Mithat Şen'in biçimsel araştırmaları zaman içinde derinleşerek insan anatomisini aşmış ve yalnızca kendini temsil eden özel bir yapıya ulaşmıştır. Bu süreç, sanatçının yaklaşık kırk yıldır üzerinde çalıştığı, 13 parçadan meydana gelen ünlü 'Mithat Şen şeması'nı ortaya çıkarmıştır. Bu şema onun imzasıdır. Sanatçı, izleyiciyi herhangi bir yöne yönlendirmek istemez. Eserlerine isim vermekten özenle kaçınır.
Malzeme Çeşitliliği ve Coğrafi Derinlik
Mithat Şen'in sanatı sadece desen ve tuval ile sınırlı kalmamış, zengin bir malzeme çeşitliliğine kavuşmuştur. Sanatçı eserlerini kağıt ya da tuval üzerine yağlı boya, akrilik, sulu boya ve kara kalemle aktarmaktadır. Bazen boyayı tuval yüzeyinden kazıyarak çıkaran ressam, çalışmalarında keten ve farklı kumaş türlerini kullanmış, hatta oğlak derisini de sanatına dahil etmiştir. 1990'lı yılların başında ise tuvali eşit karelere ve katlarına bölerek tek bir imgeyi parçalara ayırma yöntemini uygulamıştır. Bu yaklaşım ipek baskılarında da mevcuttur. Son yıllarda mermer, paslanmaz çelik ve diğer metalleri de sanat üretimine ekleyerek heykel serileri yapmaya başlamıştır.
Sanatçının resimlerindeki bedenler, fiziksel sınırların ötesinde adeta başka bir kozmosa aittir. Hem el yazısını hem de insan figürünü çağrıştıran bu yapılar, aslında ne tam bir kaligrafi ne de somut bir figürdür. Bu benzersiz anatomiler, ait olduğu coğrafyanın kainat algısını oluşturan bütüne ait bilgileri bünyesinde barındırır. Her eser bu bütünün parçasıdır. Şen, kırk yıla yakın bir süredir bu beden imgeleri üzerinden parçanın bütünle olan kozmik bağını araştırmaktadır. Bu arayış hiç bitmez. Tekrarın getirdiği güçle, her seferinde bütüne dair bu bilgiyi farklı formlarda yeniden kurar.
Küresel Temsil ve Seçkin Sergiler
Sanat yaşamı boyunca ulusal ve uluslararası pek çok önemli platformda boy gösteren Mithat Şen, 1990 yılında 44. Venedik Bienali'ne katılarak ülkemizi küresel sanat arenasında temsil etmiştir. Sanatçının kırk yılı aşan kariyerinde yirmiden fazla kişisel sergi gerçekleştirilmiş, sayısız karma sergi ve fuarda eserleri sergilenmiştir.
Sanatçının öne çıkan bazı kişisel sergileri ve projeleri şunlardır:
- Nefes (2022) - Galeri Bosfor, İstanbul
- Âlem (2020) - Art On İstanbul, İstanbul
- İstif (2017) - Art On İstanbul, İstanbul
- İhtimaller (2013) - Siyah Beyaz Sanat Galerisi, Ankara
- Etene (2012) - Doruk Art Project, İstanbul
- Oluş-Bozuluş (2010) - PG Art Gallery, İstanbul
- İlk Kişisel Sergi (1982) - Galata Sanat Galerisi, İstanbul
Ayrıca sanatçı, Türkiye'de ve yurt dışında birçok prestijli karma sergide yer almıştır. 1987 yılında düzenlenen 1. İstanbul Bienali ve 1989'daki 2. İstanbul Bienali gibi tarihi etkinliklerde eserlerini sergilemiştir. Sanatçının yapıtları, Kopenhag'dan Madrid'e uzanan geniş bir coğrafyada uluslararası koleksiyonlarda yer bulmuştur. Son yıllarda ise özellikle Contemporary Istanbul fuarlarında eserleri düzenli olarak sergilenmeye devam etmektedir.