Çocukluğu ve eğitimi
Jacques Derrida, 15 Temmuz 1930'da Cezayir'in El-Biar kentinde bir yazlık evde doğdu. Babası Haïm Aaron Prosper Derrida şarap imalatçısı, annesi Georgette Sultana Esther terziydi. Sefarad Yahudisi olan ailenin beş çocuğundan üçüncüsüydü. Küçük yaşta ağabeyi Paul Moïse öldü. 1942'de Cezayir'deki Fransız yöneticiler, Vichy hükümetinin belirlediği antisemitizm kotalarını uygulayarak onu lisesinden uzaklaştırdı. Okuldan uzak kaldığı dönemde Rousseau, Nietzsche, Camus, Sartre, Bergson ve Gide gibi yazarların eserlerini okudu. 1949'da Paris'e taşındı, 1952'de École normale supérieure'e girdi; orada Louis Althusser ile tanıştı, Claude Lévi-Strauss ve Jean Hyppolite'ten dersler aldı. Harvard Üniversitesi'nden bir burs alıp 1956-57 akademik yılını Widener Kütüphanesi'nde James Joyce'un Ulysses'ini okuyarak geçirdi. 1960-1964 arasında Sorbonne'da felsefe öğretti ve Georges Canguilhem, Jean Wahl ve Paul Ricoeur'ün asistanlığını yaptı.
Akademik yaşam ve siyasal tutumu
1970'lerden itibaren Paris'te ve ABD'de Johns Hopkins, Yale, Harvard ve Kaliforniya üniversitelerinde akademik kariyerini sürdürdü. Geliştirdiği yöntem ve kavramlar edebiyat eleştirisinden sosyolojiye, kimlik sorunundan felsefeye pek çok alanda etkili oldu. Michel Foucault, Gilles Deleuze ve Félix Guattari gibi postyapısalcı felsefenin öncüleri arasında sayılır. Etkinliği felsefeyle sınırlı kalmadı: 1960'lardan sonra ırkçılık karşıtı hareketlerde yer aldı, Fransa'daki Cezayirli mültecilerin haklarını ve Soğuk Savaş dönemi Çekoslovakya'sındaki muhalefeti destekledi; bu nedenle 1982'de Çekoslovakya'da tutuklandı. Körfez Savaşı sırasında Jürgen Habermas ile birlikte Frankfurter Allgemeine'de kaleme aldıkları yazıyla dünya entelektüellerini ABD'nin Irak'a karşı saldırısına tavır almaya çağırdı.
Yapısökümcülük ve düşüncesi
1960'lı yıllardan itibaren düşünce tarihine yönelttiği köktenci eleştiriler ve yazının doğası üzerine kuramsal önermeleriyle geniş bir entelektüel kesimin dikkatini çekti. Yapısökümcülük olarak bilinen yöntem, metnin derin yapılarını ayrıştırmayı hedefler; edebiyat kuramı, dilbilim, felsefe, hukuk, sosyoloji, kültür kuramı ve mimarlık gibi alanlarda yeni açılımlar getirdi. Platon'dan günümüze metafizik felsefeyi sorgulayarak Marx, Freud ve Nietzsche gibi düşünürlerin yeniden değerlendirilmesine olanak verdi. Ona göre dil, yapısalcıların sandığından çok daha oynak ve belirsizdir; anlam başka bir anlama gönderme yapmadan doğamaz ve göstergeler asla kapatılamaz. Bağımsız bir gösterilenler alanının olamayacağını ve herhangi bir gösterge dizgesinden kaçılamayacağını savundu. 1967'de yayımlanan De la grammatologie ile yazı üzerine yazdığı diğer iki çalışma, düşüncesinde dönüm noktası sayılır; bu metinlerde fenomenolojiyi (Husserl), dilbilimi (Saussure), psikanalizi (Lacan) ve yapısalcılığı (Lévi-Strauss) eleştirdi. 8 Ekim 2004'te Paris'te öldü.
Kaynakça: Bu biyografi, Vikipedi'deki Jacques Derrida maddesinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansı altındadır.
