Andre Gide, 22 Kasım 1869'da Paris'te dünyaya geldi. Tam adı André Paul Guillaume Gide olan yazar, 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en özgün seslerinden biri olarak tarihe geçti. Hukuk profesörü Katolik bir babadan ve köklü bir Protestan ailesinden gelen anneden doğan Gide, çocukluğundan itibaren birbirine zıt iki inanç dünyası arasında büyüdü. Babası 1880'de, yani Gide henüz 11 yaşındayken hayatını kaybedince, çocuk yetiştirme sorumluluğu annesinin katı otoritesine bırakıldı.
Erken Yıllar ve Edebi Yolculuğun Başlangıcı
Paris'teki Alsace Okulu'nda başlayan öğrenimi, sık yaşanan hastalıklar yüzünden defalarca sekteye uğradı. Buna karşın 1889'da Alsacienne Lisesi'nden başarıyla mezun oldu. Sınavların ardından kendini müziğe ve yazıya verdi; Frederic Chopin'in yapıtları bu dönemde başlıca ilham kaynağı oldu. 1891'de yayımladığı André Walter'in Günlükleri ve Narsis Üstüne İnceleme ile edebiyat dünyasına adım attı; ancak her iki eser de o sırada yeterince ilgi görmedi.
1893'te çıktığı Kuzey Afrika gezisi, Gide'nin dünya görüşünü kökten değiştirdi. Arap kültürünün özgür ruhu ile Fransa'nın sert Victoria dönemi anlayışı arasındaki derin fark onu sarstı. 1894'teki ikinci Afrika yolculuğunda Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas ile karşılaştı; bu tanışma, uzun süredir bastırdığı eşcinselliğini kabul etmesinde belirleyici bir dönüm noktası oldu. 1896'da Normandiya'da bir komüne belediye başkanı seçildi. 1895'te ise kuzeni Madeleine Rondeaux ile evlendi.
Olgunluk Dönemi Eserleri ve Tartışmalar
20. yüzyılın başında kaleme aldığı L'Immoraliste (Ayrı Yol, 1902), iç dünyasındaki çatışmaları bir roman zeminine taşıyan ilk büyük yapıtı sayılır. 1908'de bir grup seçkin yazarla birlikte kurduğu Nouvelle Revue Française dergisi, Fransız edebiyatının yönlendirilmesinde onlarca yıl etkili oldu. Gide'i geniş okuyucu kitlesine tanıtan ise 1909'da yayımlanan La Porte Étroite (Dar Kapı) oldu. 1923'te Elizabeth van Rysselberghe ile olan ilişkisinden kızı Catherine dünyaya geldi.
1924'te yayımladığı Corydon, eşcinselliği açıkça savunması nedeniyle dini çevrelerin sert tepkisini çekti. Bunun hemen ardından 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na uzanan bir yolculuğa çıktı; sömürgeci sömürüyü yerinde gözlemleyip Fransa'ya döndükten sonra bu deneyimleri eleştirel yazılara dönüştürdü. Yolculuğun meyvesi olan Kalpazanlar (Les Faux-Monnayeurs, 1925) romanı, onun en karmaşık ve çok katmanlı kurgu denemesi olarak öne çıkar. 1926'da otobiyografik yapıtı Tohum Ölmezse (Si le grain ne meurt) okuyucuyla buluştu.
1932'de komünizmi benimsediğini kamuoyuyla paylaştı; ancak 1936'da Sovyetler Birliği'ne yaptığı gezi, bu inancı paramparça etti. Dönüşünde kaleme aldığı SSCB Dönüşü adlı eser, hayal kırıklığını dürüstçe aktardığı için hem sol hem sağ çevrelerden yoğun eleştiri aldı.
Son Yıllar ve Mirası
II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinin ardından 1942'de yeniden Kuzey Afrika'ya geçti; savaşın bitişine dek orada kaldı. 1947'de Oxford Üniversitesi ona Edebiyat Doktoru unvanı verdi; aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Eşi Madeleine 1938'de hayatını kaybetmişti; Gide ise 19 Şubat 1951'de Paris'te, 82 yaşında gözlerini yumdu.
Gide'nin yapıtlarında bireysel özgürlük, ahlakın sorgulanması ve içtenlik sürekli dönen temalar arasındadır. Symphonie Pastorale (Kır Senfonisi) sinemaya da uyarlandı. Rabindranath Tagore ve William Shakespeare'den yaptığı çeviriler de Fransız edebiyat çevrelerinde yüksek değer taşır. Düşüncelerindeki tutarlılık ve üslubundaki yalınlık, onu Fransız yazınının kalıcı isimleri arasına taşımıştır.
Başlıca Eserleri
- Dar Kapı (La Porte Étroite, 1909) — roman
- Kalpazanlar (Les Faux-Monnayeurs, 1925) — roman
- Ayrı Yol (L'Immoraliste, 1902) — anlatı
- Tohum Ölmezse (Si le grain ne meurt, 1926) — otobiyografi
- Kır Senfonisi (Symphonie Pastorale, 1919) — roman
- Corydon (1924) — diyalog
- Vatikan Zindanları (1914) — öykü
- SSCB Dönüşü (1936) — gezi/inceleme
