Türk siyaset tarihinin en radikal ve yenilikçi simalarından biri olan Abdullah Hilmi Tunalı, Jön Türk hareketinin öncülerindendi. O, ömrünü hürriyet mücadelesine adamıştır. 28 Ağustos 1871 tarihinde bugün Bulgaristan sınırlarında kalan Eskicuma kentinde dünyaya gözlerini açan devlet adamı, Osmanlı'nın son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan fırtınalı bir ömür sürerek 26 Temmuz 1928'de nihayete ermiştir. Hem Meclis-i Mebûsan hem de TBMM bünyesinde parlamenterlik yapan Tunalı, döneminin çok ötesindeki yasa önergeleriyle yeni devletin fikri temellerini hazırlamıştır. Kadınların, işçilerin ve köylülerin haklarını en gür sesle savunan ilk isimlerden biri olması onu unutulmazlar arasına taşımıştır.
Gençlik Yılları ve Baskılara Karşı İlk İsyanlar
Hilmi Bey'in çocukluğu, Osmanlı İmparatorluğu'nun en sancılı dönemlerinden birine denk gelmiştir. Annesi Rukiye Hanım Hacıabdullah ailesine mensupken, babası Kantarcıoğulları ailesinden tütün eksperliği ve fabrika sahipliği yapan İsmail Efendi'ydi. Aile, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın getirdiği büyük kaos nedeniyle memleketlerini terk ederek İstanbul'a göç etmek zorunda kalmıştır. Babasının görevi nedeniyle eğitimine farklı yerlerde başladı. İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun değişik köşelerinde tamamladıktan sonra Fatih Askeri Rüşdiyesi'ni bitirip Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi'ne kaydoldu.
II. Abdülhamit'in istibdat idaresine karşı muhalefetin filizlendiği o yıllarda, genç tıbbiyelinin içinde de hürriyet ateşi yanıyordu. Kuleli'deki öğrencilik yıllarında arkadaşlarıyla birlikte el yazısıyla hazırladığı haftalık Teşvik gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Saray aleyhine sert eleştiriler içeren bu yayın organı sebebiyle bir jurnal sonucu ele verilse de, evrakları vaktinde yakarak kendisini kurtarmıştır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'de yükseköğrenimine devam etti. Okulda, sonradan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşecek olan Mektepliler Cemiyet-i Hafiyesi adlı gizli örgütü kurmuştur. Paris'teki muhalif isimlerden Ahmet Verdani'ye maddi destek sağladığı gerekçesiyle tutuklansa da çıkan genel af sayesinde serbest kalmıştır.
Avrupa Sürgünü ve Cenevre'deki Jön Türk Faaliyetleri
Osmanlı topraklarında muhalif seslere karşı baskılar iyice artınca, kurucularından olduğu İttihad-i Osmani Cemiyeti'nin ileri gelenleri hakkında sürgün kararı çıkarılmıştır. Henüz tıp fakültesinin son sınıfında olan Tunalı Hilmi, bu baskılara boyun eğmeyerek 1895 yılında ülkeden kaçmış ve İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşmiştir. Böylece tıp eğitimi yarıda kaldı. Buna rağmen pes etmeyerek Cenevre Üniversitesi'nde pedagoji eğitimi alarak kendini geliştirmeye devam etmiştir. Cenevre'de, o dönem Avrupa'daki muhalif gruplarla birleşen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yerel şubesini açarak mücadelesini sınır dışına taşımıştır.
Cemiyetin liderliğine seçilen Mizancı Murat'ın teşkilat merkezini Cenevre'ye taşımasıyla birlikte Tunalı Hilmi'nin faaliyetleri de hız kazanmıştır. Hem Cenevre'de çıkan Mizan gazetesine hem de Paris'te Ahmed Rıza Bey tarafından yayımlanan Meşveret gazetesine sürekli yazılar göndermiştir. Jön Türklerin temel amaçlarını halka anlatmak için Hutbe isimli broşürler basarak dağıtımını sağlamıştır. Ayrıca Avrupa'da eğitim alan Türk öğrencilere yol göstermek amacıyla Osmanlı Talebe Cemiyeti adında bir dernek kurmuş ve kıtada öğrenim görmenin püf noktalarını anlatan Avrupa'da Tahsil isimli önemli bir kılavuz kitap kaleme almıştır.
Cumhuriyetin Doğuşu ve İlerici Kanun Teklifleri
Meclis-i Mebûsan üyeliğinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk üç döneminde milletvekili olarak görev yapan Tunalı Hilmi, meclisin en renkli simalarındandı. Atatürk devrimlerinin öncüsü kabul edilen teklifleri meclis kürsüsünden dile getirmekten asla çekinmemiştir. Öz Türkçe hareketinin öncülerinden olan politikacı, aynı zamanda toplumun ezilen kesimlerinin haklarını savunmayı kendine görev edinmiştir. Onun mücadelesi tarihe geçmiştir. Tunalı Hilmi'nin ömrü boyunca savunduğu başlıca konular şunlardır:
- Kadın hakları alanında yasal reformlar yapılması ve kadınların toplumsal hayata katılması,
- Köylü hakları ile tarımsal kalkınmanın desteklenmesi,
- İşçi hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi,
- Resmi ve sosyal hayatta yabancı kelimelerden arındırılmış Öz Türkçe dilinin kullanılması.
Tunalı Hilmi, ömrünün son günlerine kadar mecliste bu ilerici fikirleri savunmuş ve geride büyük bir devrimci miras bırakmıştır.
