Jacques Louis David, 30 Ağustos 1748'de Paris'te dünyaya geldi; Fransız resim sanatını köklü biçimde dönüştürerek neoklasisizmin en güçlü temsilcisi hâline geldi. Fransız Devrimi'nin ateşini tuvale taşıyan, ardından Napolyon Bonapart'ın saray ressamı olan David, hayatının son yıllarını sürgünde geçirdi ve 29 Aralık 1825'te Brüksel'de 77 yaşında hayatını kaybetti.
Erken Yıllar ve Sanat Eğitimi
Dokuz yaşında babasını yitirdi; demirci olan babası bir düelloda can verdi. Mimar ve müteahhit iki amcası onu avukat ya da doktor olarak yetiştirmeyi planlamıştı. Resme duyduğu tutku bu planların önüne geçti; Quatre Nations okulunda öğrenciyken Saint-Luc akademisine de devam etti. Ailesinin yönlendirmesiyle annesinin kuzeni, dönemin gözde Rokoko ressamı François Boucher'in atölyesine girdi.
Bu yıllarda girdiği bir düelloda dudağından yaralandı; yara ömrü boyunca yanağında kalıcı bir şişlik bıraktı. Düşmanları bu durumu "Şiş Yanak David" lakabına dönüştürdü. Konuşma güçlüğü de çekiyordu; kendisini ancak on kadar kişi anlayabilirdi. Bu yüzden insanlarla yalnızca zorunlu olduğunda söze girmeyi yeğledi.
1774'te Roma Ödülü'nü kazanarak hocasıyla İtalya'ya geçti. Bologna'da Guido Reni'yi, Parma'da Correggio'yu, Roma'da ise Michelangelo'yu yakından inceledi; Raffaello ve Caravaggio da bu dönemde derin izler bıraktı. Antik kentlerin havası, Rokoko'nun süslü dünyasından uzaklaşmasını sağladı ve neoklasisizm akımının teorisyenleriyle tanışması bu dönüşümü kalıcı kıldı. 1784'te Krallık Resim ve Heykel Akademisi'ne kabul edildi; 1788'e dek burada öğrenimini sürdürdü.
Fransız Devrimi'nde Sanat ve Siyaset
Devrim yıllarında Robespierre ve Jean-Paul Marat ile omuz omuza durdu. Akademinin kapatılması ve Kral'ın idamı oylamasında devrimcilerin yanında yer aldı; Konvansiyon ile Jakobenlerin üyesi olarak Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne getirildi. Resimleri siyasi birer bildiriye dönüşmüştü: antik temalar üzerinden hem sarayı eleştiriyor hem halka cesaret aşılıyordu. Dönemin soyluları bu mesajın farkında olmadan tabloları satın alıp duvarlara asıyordu.
1784 Louvre sergisinde izleyicinin merakla beklediği eser Horas Kardeşlerin Yemini'ydi. Roma ile Alba arasındaki anlaşmazlığı çözmek için savaşa gönüllü olan üç kardeşin babaları önünde ant içtiği bu tablo; vatanseverlik, fedakârlık ve yas temalarını güçlü bir siyasi alegoriyle buluşturuyordu. Tablonun sağındaki kadınlar, bu adamların arkasından beklemeye ve yas tutmaya razı olmuştu; kızkardeşin nişanlısını kaybetme korkusu yüzüne ustalıkla işlenmişti.
12 Temmuz 1793'te dostu Marat'yı küvette ziyaret etti; ertesi gün Marat, Charlotte Corday tarafından öldürüldü. Haberi alan David büyük bir sarsıntı yaşadı ve bu acıyı Marat'ın Ölümü (1793) adlı tablosuna döktü. Kronik deri rahatsızlığı nedeniyle küvette çalışmak zorunda kalan Marat, tabloda neredeyse bir aziz figürü olarak yansıtıldı. Eser bugün Batı resim sanatının simgelerinden biri sayılmaktadır.
Robespierre'in devrilmesiyle David de tutuklandı. Önce Fermes Konağı'nda, ardından Lüksemburg Sarayı'nda hapsedildi. Penceresinden görünen bahçeyi Luxembourg Bahçesinden Görünüş adlı tablosuna aktardı; Sabinler ile Şiir Okuyan Homeros'un taslaklarını da bu dönemde kâğıda döktü. Ağustos 1795'te kesin olarak af kazandı.
Napolyon Dönemi ve Son Yıllar
Napolyon iktidarıyla birlikte devletin baş ressamı sıfatını yeniden üstlendi. Pek çok portre ve büyük tarihsel kompozisyon üreten David, bu dönemin en görkemli yapıtı olan Le Sacre de Napoléon — Napolyon'un Taç Giyme Töreni (1805) — ile adını tarihe kazıdı. Öne çıkan diğer eserleri arasında şunlar yer alır:
- Sokrates'in Ölümü (1787) — Yunan filozofun baldıran zehirini içmeden önceki anı betimler
- Cupid ve Psyche (1817)
- Sappho ve Phaon (1809, Hermitage Müzesi)
Napolyon'un iktidardan düşmesinin ardından Belçika'ya geçip Brüksel'e yerleşti. Baş kraliyet müteahhitinin kızı Marguerite Charlotte Pécoul ile iki kez evlendi: ilk evliliği 1782-1793, ikincisi 1796-1825 yılları arasında sürdü. Fransız resminin on dokuzuncu yüzyıldaki öncü sesi olarak tarihe geçen David, 29 Aralık 1825'te Brüksel'de hayatını yitirdi.
