Klasik Türk halk edebiyatının en gizemli ve güçlü figürlerinden biri olan ve 17. yüzyılın ortalarında doğduğu tahmin edilen Gevherî, Osmanlı coğrafyasında derin izler bırakmış seçkin bir saz şairidir.
Medrese eğitimi alarak kâtiplik mertebesine yükselmiştir.
Usta sanatçı, asıl adının Mehmed olduğunu şiirlerindeki "Garip Mehemmed" ifadesiyle fısıldar.
İstanbul merkezli bir ömür sürmüştür.
Buna rağmen devlet görevleri ve askerlik nedeniyle Şam'dan Rumeli'ye uzanan geniş bir coğrafyayı adımlamıştır.
Yaşadığı dönemin askeri seferlerine ve kayıplarına da eserlerinde geniş yer vermiştir.
Saz şairleri onu Kırımlı kabul ederler.
Sanatçı, halkın sesini sazıyla duyururken klasik şiirin inceliklerini de hece ve aruzla harmanlamıştır.
Kâtiplikten Saz şairliğine: Gevherî'nin Yaşam Serüveni
Hayatı hakkındaki ayrıntılar oldukça sınırlıdır.
Buna karşın sanatçının son derece nitelikli bir eğitim süzgecinden geçtiği bellidir.
Medrese sıralarında kazandığı donanım sayesinde kâtiplik yapacak seviyeye ulaşmıştır.
Nitekim 1700 senesinde vefat eden ünlü ozan ve hattat Bahri Paşa'nın divan kâtipliğini üstlenmesi, bu yeteneğin kanıtıdır.
Gevherî, yalnızca paşa divanında kâtiplik yapmakla kalmamış, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli kültür ve yönetim merkezleri olan İstanbul ve Bursa gibi büyük şehirlerde de bu görevini başarıyla sürdürmüştür.
Onun gezgin bir halk ozanı olmadığı, daha çok İstanbul'da ikamet ettiği anlaşılmaktadır.
Zaman zaman resmi vazifeler gereği seyahat eden aydın bir şahsiyettir.
Coğrafi Sınırları Aşan Devlet Görevleri ve Askerlik
Devlet kademelerindeki resmi görevleri onu Şam ve Bağdat gibi şehirlere sürüklemiştir.
Bu bölgelerde bir süre devlet görevlisi olarak çalışmıştır.
Şair, Arabistan ve Rumeli sınırlarına kadar uzanan geniş topraklarda seyahat etmiştir.
şiirlerindeki hitap tarzları, onun asker bir şair olduğuna dair güçlü izlenimler sunar.
Gevherî, IV. Mehmet döneminde düzenlenen Avusturya seferleri için başarı dileyen şiirler kaleme almıştır.
Bu seferler 1663 ve 1683 yılları arasında gerçekleşmiştir.
Ayrıca Rumeli tarafına geçtiği dönemlerde Eğri Kalesi savunmasında kahramanca şehit düşen büyükbabası Alay Beyi Ahmet Ağa'nın aziz hatırasına ithafen derin bir acı içeren dokunaklı bir mersiye kaleme almıştır.
Edebi Çizgisi: Aruz ve Hece Arasında Bir Köprü
Edebi gücünü iki farklı kaynaktan besleyen usta sanatçı, hem hece hem de aruz ölçüsünü başarıyla uygulamıştır.
Aruzla yazdığı divan ve müstezatlarında Fuzuli başta olmak üzere klasik dönem şairlerinin bariz etkisi hissedilir.
Ancak Gevherî'nin asıl dehası, hece ölçüsüyle söylediği koşma, türkü ve türkmanilerde kendisini gösterir.
Bu şiirlerinde halktan süzülen deyişleri, ortak duyuşları ve canlı mecazları büyük ustalıkla kullanmıştır.
Konuşma diline hakimiyeti olağanüstüdür.
Musiki alanında da adından söz ettiren sanatçı, kendi ismini taşıyan Gevherî makamı ile Türk halk ezgilerine yön vermiştir.
Gevherî Mirası ve Yapılan Modern Araştırmalar
Oldukça uzun bir ömür sürdüğü bilinen şairin vefat tarihi hakkında kesin bilgi yoktur.
Fakat bir şiirindeki "sene bin yüz elli yazıldı tarih" dizesi önemli bir ipucu verir.
Buradan hareketle sanatçının Miladi 1737 yıllarında hayatta olduğu ve bu dönemde vefat ettiği tahmin edilmektedir.
Usta şairin edebi mirasının gün yüzüne çıkarılması ise üç önemli dönüm noktasıyla gerçekleşmiştir:
- Edebiyat tarihçisi Sadettin Nüzhet Ergun, 1928 yılında onun şiirlerini ilk defa derleyen isim olmuştur.
- Daha sonra 1958 senesinde yazar Mehmet Halit Bayrı "Gevherî- Hayatı ve Eserleri" adıyla kıymetli bir kitap çıkarmıştır.
- Bu alandaki en kapsamlı ve mükemmel araştırmayı ise 1987 yılında Şükrü Elçin yayınlamıştır.
