İçeriğe Atla
Gertrude Stein fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Gertrude Stein Kimdir?

Amerikalı yazar Gertrude Stein (Allegheny, 1874), edebiyatta yıktığı kurallar ve Paris'te keşfettiği kübist ressamlarla avangard sanatın en önemli ismi oldu.

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Gertrude Stein Hakkında

Yirminci yüzyılın en sıra dışı edebi figürlerinden biri olan Amerikalı deneysel yazar Gertrude Stein, 3 Şubat 1874 tarihinde Pennsylvania eyaletinin Allegheny bölgesinde dünyaya geldi. Yahudi kökenli göçmen bir ailenin en küçük çocuğu olan Stein, geleneksel kalıpları yıkan üslubu ve Paris'teki evi etrafında topladığı sanat camiasıyla modern sanatın seyrini değiştirdi. Yaşamı boyunca edebiyatın kurallarını yeniden yazan yazar, özellikle dünyada büyük ilgi gören Alice B. Toklas'ın Özyaşamöyküsü adlı eseriyle geniş kitlelerce tanınmıştır.

Stein ailesinin özgürlükçü atmosferinde büyüyen çocukların hayatı müzik ve resimle sarmalanmıştı. Küçük yaşta Viyana ve Paris sokaklarını adımlayan yazar, Oakland Lisesi'nden mezun olduktan sonra akademik yola koyuldu. Radcliffe Koleji'nde ünlü filozof William James'ten psikoloji eğitimi alan genç kadın, ardından Baltimore'daki Johns Hopkins Üniversitesi'nde tıp eğitimi gördü. Ancak dört yıllık bu sürecin sonunda, ruhunun asıl sığınağının edebiyat olduğunu fark ederek yönünü değiştirdi.

Paris Yılları ve Avangard Sanatın Kalbi

Takvimler 1903 yılını gösterdiğinde genç yazar, hayatının geri kalanını şekillendirecek olan Fransa'nın başkenti Paris'e taşınma kararı aldı. Erkek kardeşi Leo Stein ile birlikte açtığı sanat galerisi, çok geçmeden Avrupa'nın en iddialı modern resim koleksiyonlarından birine dönüştü. İki kardeş, dönemin henüz keşfedilmemiş dehalarının fırçasından çıkan eserleri toplayarak sanata yön veriyordu. Bu isimler arasında kimler yoktu ki:

  • Öncü kübist Pablo Picasso
  • Renklerin ustası Henri Matisse
  • Kübist ekolün mimarlarından Georges Braque ve Juan Gris
  • Klasik esintiler sunan Pierre Auguste Renoir ve Paul Cezanne

Picasso ile kurduğu samimi dostluk, ünlü ressamın 1906 yılında resmettiği ve bugün New York Metropolitan Müzesi'nde sergilenen o meşhur Gertrude Stein portresi ile ölümsüzleşti. Stein'ın Paris'teki evi, sanatçıların ve edebiyatçıların adeta bir çekim merkezi haline gelmişti. Ernest Hemingway'den Ezra Pound'a, Sherwood Anderson'dan Scott Fitzgerald'a kadar dönemin pek çok kült ismi, yazdıkları yeni metinleri ilk kez ona sunar, onun fikrini almadan eserlerini tamamlamazlardı.

Edebiyat Kurallarını Yıkan Çizgidışı Bir Kalem

Yazarın edebiyat dünyasında sarsıntı yaratan ilk eseri, 1909 yılında kendi imkanlarıyla yayımlattığı Üç Yaşam (Three Lives) oldu. Stein, klasik anlatı kalıplarını ve dil kurallarını reddederek nesnelere ve insanlara doğrudan yaklaşmayı hedefliyordu. Ancak yazdığı bin sayfalık devasa romanı The Making of Americans (Amerikalıların Oluşumu) gibi eserler, dönemin yayıncıları tarafından fazlasıyla karmaşık ve anlaşılmaz bulundu. Kitaplarını bastırmakta her zaman ciddi zorluklar çekti.

Hayatı boyunca evini sadece iki kişiyle paylaşan Stein, 1914 yılına kadar kardeşi Leo ile, 1906'dan ölümüne kadar ise hayat arkadaşı Alice B. Toklas ile yaşadı. İkilinin dostlukla örülü lezbiyen birlikteliği, sanat dünyasında derin izler bıraktı. Stein, çocukluğunda aldığı piyano eğitiminin ritmik yankılarını şiirlerine, oyunlarına ve romanlarına başarıyla aktardı. Yazı dilinde geleneksel noktalama işaretlerini ve gramer kurallarını yıkmayı amaçlayarak edebiyata yepyeni bir boyut kazandırdı.

Paris'e ayak basar basmaz kaleme aldığı ilk kısa romanı Quod Erat Demonstrandum, ancak ölümünün ardından 1951 yılında Things As They Are (Her Şey Olduğu Gibi) başlığıyla okurlarla buluşabildi. Şiirsel bir deneysellik barındıran Tender Buttons (Sevecen Düğmeler) kitabı ise Paris'teki Amerikalı göçmen sanatçılar arasında onun edebi otoritesini perçinledi. Stein, nesneleri adlandırma biçimini değiştirerek kelimelerin bilinen anlam sınırlarını zorladı.

Siyasi Tercihler ve Karanlık Vichy İşbirliği

Gertrude Stein, edebiyattaki yenilikçi tavrına zıt olarak toplumsal ve siyasi alanda muhafazakar ve aristokratik bir duruşa sahipti. Sanayi Devrimi'ni toplumsal değerleri yozlaştıran olumsuz bir güç olarak görüyordu. Kendi ülkesi Amerika'daki ekonomik bunalım sonrası uygulanan 'New Deal' devlet harcamaları paketine ve dönemin başkanı Franklin Roosevelt'e açıkça muhalif oldu. Avrupa kaynaklı 'refah devleti' anlayışını şiddetle reddeden yazarın siyasi tercihleri, ilerleyen yıllarda daha da radikalleşti.

İspanya İç Savaşı sırasında faşist General Francisco Franco'yu desteklediğini duyuran yazar, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise çok daha karanlık bir işe imza attı. Kendisi de Yahudi kökenli olmasına rağmen, Nazi işgali altındaki Fransa'da Vichy hükümetinin başkanı Philippe Petain ile işbirliği yolunu seçti. Bu süreçte 75 binden fazla Yahudinin Nazi toplama kamplarına gönderilmesinde aktif rol oynadı. Ne yazık ki bu insanların sadece yüzde 3'lük küçük bir kısmı Holokost vahşetinden sağ kurtulabildi.

Bu fırtınalı ve çelişkilerle dolu yaşam, 27 Temmuz 1946 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te son buldu. 72 yaşında yakalandığı mide kanseri nedeniyle hayata gözlerini yuman Stein, geride dünya edebiyatını derinden etkileyen onlarca eser bıraktı. Naaşı, Paris'in ünlü Père-Lachaise Mezarlığı'na defnedildi.