Cumhuriyet döneminin en özel sanatçılarından biri olan Ahmet Samim Bilgen, 12 Nisan 1910 tarihinde Selanik'te dünyaya gözlerini açtı. Hem başarılı bir hukukçu hem de profesyonel bir kemancı olan Bilgen, Atatürk'ün müzik alanındaki atılımları doğrultusunda Türkiye'de çoksesli müziğin benimsenmesi amacıyla ömrü boyunca özveriyle çalıştı. Sanatçı, çocukluk yıllarında kendi çabalarıyla piyano ve keman çalarak başladığı bu serüveni, zamanla ulusal ve uluslararası başarılarla taçlandırdı. Türkiye'nin müzik hafızasında derin izler bırakan usta sanatçı, 9 Eylül 2005 günü Ankara'da yaşama veda etti.
Hukuk ve Sanatla Şekillenen Eğitim Hayatı
Müziksever bir aile ortamında büyüyen Samim Bilgen, nota ve melodiyle çok küçük yaşlarda annesi sayesinde tanıştı. Annesiyle başladığı piyano çalışmalarını, içlerleyen yıllarda kendi kendine metodik olarak sürdürdü. Armoni, kontrpuan ve füg konularında Friedrich Richter'in kaynak kitaplarından faydalanarak teorik altyapısını güçlendirdi. İstanbul Belediye Konservatuvarı çatısı altında Seyfeddin Asal'ın keman sınıfına katılarak enstrüman hakimiyetini üst seviyeye taşıdı. Eğitim hayatı sadece müzikle sınırlı kalmadı. Haydarpaşa Alman Okulu ve Kabataş Lisesi'nden mezun olduktan sonra yükseköğrenim için hukuk alanını tercih etti. Yükseköğrenimini önce İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde sürdüren sanatçı, ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek dünyanın en saygın eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi'nde hukuk tahsilini başarısıyla tamamladı.
Orkestralardan Ödüllü Albümlere Uzanan Kariyer
Hukuk fakültesinde okuduğu dönemde müzikten hiç kopmayan sanatçı, profesyonel müzik yaşantısına erken yaşlarda adım attı. Hasan Ferit Alnar yönetimindeki İstanbul Şehir Opereti Orkestrası bünyesinde kemancı olarak görev aldı. Eğitimine devam ederken, 1930 ve 1935 yılları arasında dönemin en büyük müzik insanlarından Cemal Reşit Rey yönetimindeki Konservatuvar Orkestrası'nda keman sanatçısı olarak görev yapmayı da sürdürdü. İstanbul Hukuk Fakültesi'ndeki öğrencilik yıllarında İnkılap Lisesi'nde müzik öğretmenliği görevini yürüttü. Kadıköy Halkevi'nde müzik kolu başkanlığı ve piyano öğretmenliği yaptı. 1930 ile 1932 yılları arasında öğretmenlik yapmayı sürdüren sanatçı, İstanbul'da oda müziği topluluklarında ve çeşitli orkestralarda aktif roller üstlendi.
Kendi özgün eserlerini üretmeye başlayan sanatçı, 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinin açtığı kompozisyon yarışmasında ödül kazandı. Bu başarı, onun müzikal üretimini daha da kamçıladı. Bilgen, 1937 ile 1940 yılları arasında üç albümden oluşan "Türkü Albümü" serisini yayınladı. Bu değerli çalışmalar Milli Eğitim Bakanlığı ile Halkevleri tarafından satın alınarak kütüphanelere kazandırıldı. Sanatçının hazırladığı "Türk Halk Havaları" albümü, Paris Konservatuvarı'nın saygın profesörlerinden E. Borrel'in büyük takdirini topladı.
Müzik tarihinde onun adını ölümsüzleştiren en önemli yapıt ise herkesin hafızasına kazınan Ilgaz şarkısı oldu. Bu eşsiz şarkı, Türkiye sınırlarını aşarak uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Ayrıca piyano için bestelediği Nocturne ve Ballade isimli eserleri de Amerikan basınında övgü dolu yorumlarla karşılandı.
Kamusal Sorumluluklar ve Çoksesli Müziğe Adanmış Bir Ömür
Samim Bilgen, sanat hayatını sürdürürken devlet kademelerinde de kritik görevler üstlendi. 1936 yılından başlayıp 1985 yılına kadar devam eden süreçte avukatlığın yanı sıra birçok önemli makamda bulundu. Sanatçı, bu dönemde şu görevleri başarısıyla yürüttü:
- Danıştay Raportörlüğü
- Bayındırlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği
- Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği
- Muhakemat Genel Müdürlüğü
Bürokrasideki yoğun mesaisine rağmen müzik çalışmalarına ara vermeyen Bilgen, 1931-1935 yılları arasında altı farklı müzikli oyun besteledi. Eski Okul ve Gençlik Müzikalleri'nden "ANILAR" albümünde yer alan bu oyunlar, İstanbul ve Ankara'daki okullarda sahnelendi. Eserler aynı zamanda İstanbul'daki Fransız Tiyatrosu'nda da seyirciyle buluştu.
Bestecinin 1933 yılında hazırladığı Otello komedisi, Ankara Ziraat Enstitüsü öğrencileri tarafından halkevinde sergilendi. Bu özel gösterimi Mustafa Kemal Atatürk de izledi. Atatürk, oyun sonrasında sahneye çıkarak genç oyuncuları tebrik etti. Temsilin büyük beğeni toplaması üzerine oyun Ankara köylüleri için bir kez daha sahneye taşındı.
Batı normlarındaki çoksesli müziğin Türkiye genelinde geniş halk kitlelerince sevilmesi ve benimsenmesi adına ömrünü adayan Bilgen, sivil toplum örgütlenmelerinde de aktif olarak yer aldı. Sevda Cenap And Müzik Vakfı danışma kuruluna 1973'te katıldı. Ayrıca Ankara Çoksesli Müzik Derneği'nin kurucu üyeleri arasında yer alarak sanatın geleceğine yön verdi.
