Sami Paşazade Sezai, 1859 yılının Temmuz ayında İstanbul'un Taşkasap semtindeki aile konağında, Osmanlı Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa ile Gülarayiş Hanım'ın evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Tanzimat döneminin en genç kalemi olarak bilinen sanatçı, Türk edebiyatında modern kısa öykünün ve gerçekçi roman akımının kurucu isimleri arasında yer alır. Kendi döneminin sosyal yaralarına mercek tutarak, Doğu ve Batı sentezini kendi üslubunda harmanlamış, özellikle esaret konusunu işleyen ünlü Sergüzeşt romanıyla edebiyat dünyasında büyük bir çığır açmıştır. Bu değerli yazar, saray ve elçilik çevrelerinden Paris'in hürriyet mücadelesine uzanan yetmiş yedi yıllık ömrünü, 26 Nisan 1936'da yine doğduğu şehir olan İstanbul'da tamamlamıştır.
Konaktan Londra Elçiliğine Uzanan İlk Yıllar
Genç Sezai, çocukluk ve gençlik yıllarını babasının Taşkasap'taki büyük konağında, dönemin en iyi hocalarından özel dersler alarak geçirdi. Burası adeta özel bir akademiydi. Konak hayatı ona çok şey kattı. Eğitim sürecinde Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca dillerine hâkim oldu. İlk gençlik döneminde, 17-18 yaşlarındayken edebi fikir dünyasını derinden etkileyecek olan Namık Kemal ile tanıştı. Bu tanışıklık, ömür boyu sürecek olan yoğun bir mektuplaşma ve fikir alışverişi zincirine dönüştü. Edebi alandaki ilk kıvılcımını ise henüz 1874 yılında, Kamer gazetesinde neşredilen "Maarif" başlıklı söylev türündeki yazısıyla gösterdi. Genç yaşta edebiyata yöneldi. 1879 yılına gelindiğinde ilk kitabı olan üç perdelik tiyatro eseri "Şir" yayımlandı.
Aynı yıl ağabeyi Suphi Paşa'nın idaresindeki Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi'nde memuriyet hayatına adım atan yazar, bürokrasi basamaklarını tırmanmaya başladı. 1880 yılında Londra Elçiliği ikinci katipliğine atanması, onun dünya görüşünü ve edebi ufkunu kökten değiştirdi. İngiltere'de geçirdiği dört yıllık verimli süreçte İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından inceleme fırsatı buldu. Bu sürede İngilizceyi de öğrendi. Ancak 1885 yılında diplomatik temsilcilerin şapka giyme yasağına muhalefet etmesi sebebiyle elçilikteki görevinden azledildi. İstanbul'a dönen sanatçı, İstişare Odası Muavini olarak ikinci memuriyet dönemine başladı. 1885 yılından 1901'e kadar süren bu verimli dönemde sanatını olgunlaştırarak en kıymetli eserlerini verdi. Bu süre zarfında Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı ve Abdülhak Hamit Tarhan ile Recaizade Mahmut Ekrem gibi dönemin dev isimleriyle yakın dostluklar kurdu.
Sergüzeşt ve Paris Yıllarında Hürriyet Arayışı
Sami Paşazade Sezai'nin sanat hayatındaki en büyük dönüm noktası, 1889 yılında yayımlanan tek romanı "Sergüzeşt" oldu. Türk edebiyatında romantizmden realizme (gerçekçiliğe) geçişin ilk başarılı örneklerinden kabul edilen bu eser, toplumsal bir yara olan kölelik ve cariyelik mücessesesini cesurca eleştirdi. Eser çok büyük yankı uyandırdı. Konakta geçen bir aşk hikayesi etrafında şekillenen eser, dönemin siyasi çevrelerinde rahatsızlık uyandırdı. Bu eseri sebebiyle göz hapsine alındığını düşünen yazar, üzerindeki baskılardan kurtulmak amacıyla 1901 yılında Marsilya'ya, oradan da Paris'e kaçarak Jön Türkler'in safına katıldı. Paris onun için yeni bir sığınaktı. Paris'te yedi yıl boyunca İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin merkezinde aktif görevler üstlendi ve örgütün yayın organı olan Şura-yı Ümmet gazetesinde İkinci Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimine karşı sert makaleler kaleme aldı.
Yazar, bu heyecanlı firar sürecini ve Fransa'daki sürgün yıllarını Servet-i Fünun Dergisi'nde yayımlanan "1901'e Ait Bir Hatıra" adlı yazısında okuyucuyla paylaştı. Paris günlerini ise "1901'den İtibaren Paris'te Geçen Seneler", "Paris Hatıratından" ve "Paris'te Yedi Sene" başlıkları altında ölümsüzleştirdi. Bu dönemde Alphonse Daudet'nin ünlü "Jack" (Jak) isimli romanını Türkçeye kazandırarak çeviri alanında da yetkinliğini gösterdi. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle vatan hasreti son bulan Sezai, büyük bir sevinçle İstanbul'a geri döndü.
Diplomasi, Hayal Kırıklıkları ve Edebi Miras
İstanbul'a dönüşünün ardından 1909 yılında Madrid Büyükelçiliği görevine getirilen Sami Paşazade Sezai, İspanya'da bulunduğu dönemde Selanik'teki İttihat ve Terakki toplantısına katılarak Mustafa Kemal Atatürk ile tanıştı. Birinci Dünya Savaşı patlak verince Madrid'den İsviçre'ye geçen yazar, savaşın sonuna kadar bu ülkede yaşadı. Savaş yılları oldukça zorlu geçti. Yurt dışında geçirdiği Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yılları, onun Batı medeniyetine dair beslediği hayranlığı sarsarak derin bir fikir değişikliği yaşamasına neden oldu. Vatan topraklarının haksız işgallere uğraması karşısında hissettiği büyük ızdırap ve hayal kırıklığı; "Çanakkale'ye Dair", "Kahraman Türk Zabiti", "Yaralı Bir Asker", "Malta Geceleri" ve "Çalınmış Ülkeler" başlıklı yazılarında tüm çıplaklığıyla kendini gösterdi.
1921 yılında emekliye ayrılarak nihayet vatanına dönen yazar, İspanya seyahatini "Gırnata ve El-Mescidü'l Camia: Elhamra", İsviçre günlerini ise "İsviçre Hatıratı" adı altında neşretti. İstanbul'da bir müddet Süleymaniye Kız Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptıktan sonra yaş haddinden ötürü meslek hayatını noktaladı. 1927 senesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla kendisine "vatana hizmet" tertibinden aylık bağlandı. Yaşamının son demlerini Kadıköy'ün Mühürdar semtindeki hanesinde geçiren usta yazar, 26 Nisan 1936'da zatürreye yenik düşerek hayata gözlerini yumdu. Mühürdar'daki evinde sessizliğe çekildi.
Sanat Anlayışı ve Edebi Eserleri
Sami Paşazade Sezai, "sanat sanat içindir" prensibini benimseyerek milli ve yerli hayatı konu alan özgün eserler üretti. Romanıyla elde ettiği devasa şöhret öykücü yönünü biraz gölgede bıraksa da, o aslında Türk edebiyatına kısa hikâye türünü kazandıran asıl kurucu güçtür. Namık Kemal'in etkisinde süslü ve bazen uzun cümleler barındıran dili, "Küçük Şeyler" adlı öykü kitabıyla Servet-i Fünun neslinin yolunu aydınlatmıştır. Az ama öz yazan bir sanatçı olarak ardında silinmez izler bırakan yazarın eserleri şunlardır:
- Roman: 1889 - Sergüzeşt
- Öykü: 1892 - Küçük Şeyler, Müdafaa-i Zulüm
- Oyun: 1879 - Şir (arslan) Mantemeden
- Sohbet-Eleştiri-Anı: 1900 - Rumuzu'l-Edeb, 1923 - İclal
