Türk sanat müzik tarihinin en seçkin seslerinden biri olan, Beni Hatırla ve Güz Gülleri gibi hafızalara kazınan eserlerle gönüllerde taht kuran Samime Sanay, 1946 yılında Ankara'da dünyaya gözlerini açtı. Hem akademik kariyeri hem de müzikal yeteneğiyle öne çıkan usta sanatçı, radyoculuk yıllarından büyük gazinoların assolistliğine uzanan görkemli yolculuğunda Türk müziğine yön veren isimlerden biri haline geldi. Ankara'da geçen çocukluk ve gençlik yıllarının ardından aldığı nitelikli eğitimle hayatını şekillendiren Sanay, profesyonel müzik kariyerine de bu dönemde ilk adımlarını atmıştı.
Akademik Yıllar ve Radyo Tutkusu
Sanatçının eğitim hayatı oldukça parlak ve disiplinli bir çizgide ilerledi. Sosyal Hizmetler Akademisi'ndeki yükseköğrenimini 1966 yılında başarıyla tamamlayan Sanay, öğrenme açlığını dindirmek adına hemen ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Pedagoji bölümüne kaydoldu. Buradan da başarıyla mezun olarak eğitimci kimliğini kazandı. Genç Samime'nin okul koridorlarında koşturduğu bu verimli dönem, hayatının dönüm noktası olacak radyo serüveniyle de tam anlamıyla kesişmekteydi. Henüz 1960 senesinde, büyük bir heyecanla Ankara Radyosu'nun açtığı zorlu sınavlara katıldı ve bu sınavları başarıyla geçti.
Onun asıl gayesi, bir yandan sosyal hizmetler mütehassısı olarak topluma faydalı bir meslek icra etmek, diğer yandan ise radyoda profesyonel bir ses sanatçısı olarak mikrofon başında yer almaktı. Ne var ki dönemin katı personel kanunları, öğretmenlik haricinde iki farklı görevin aynı anda yürütülmesine kesinlikle izin vermiyordu. Üniversiteyi bitirmesinin ardından, yasal sınırları aşmamak adına bir süre sosyoloji öğretmenliği yaptı. Hayatın acı ve tatlı sürprizlerini bir arada yaşadığı bu evrede, hem sevgili annesini hem de babasını kaybederek derin bir keder yaşadı.
Acı kayıplarına rağmen akademik hayallerinden kopmayan Sanay, kariyerini bir adım öteye taşıyarak doktora yapmaya karar verdi. Ancak hayatın akışı onun için başka bir plan hazırlıyordu. Son yüksek lisans sınavını tamamlamasının üzerinden henüz iki gün geçmişken, yaşamını avukat Edip Aktaş ile birleştirdi. Evlilik hayatının başlamasıyla birlikte, eşinin akademik çalışmalara sıcak bakmaması sebebiyle çok istemesine rağmen doktora eğitimini yarıda bırakmak durumunda kaldı. Yine de içindeki müzik aşkını söndürmedi ve Ankara Radyosu'ndaki mikrofon mesaisine kararlılıkla devam etti.
Altın Plaklar ve Sahne Dönemi
TRT çatısı altında tam on beş yıl boyunca aralıksız olarak müzik eğitimi alan ve bu birikimi uygulamaya döken sanatçı, sesini tüm Türkiye'ye duyurmayı başarıdı. İlk stüdyo albümünü 1977 senesinde Kervan Plakçılık etiketiyle dinleyicilerin beğenisine sundu. Yalnız Benim Ol adını taşıyan bu ilk uzunçalar, onun geniş kitleler tarafından tanınmasının kapılarını araladı. 1981 yılına gelindiğinde ise radyo kadrosundan kendi isteğiyle istifa eden usta yorumcu, profesyonel sahne hayatına adım atarak dinleyicileriyle doğrudan buluşmaya karar verdi.
Sanatçının sahneye çıkışı Türk sanat müziği dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. Bu dönemde özellikle İzmir Fuarı'nda ve İstanbul'un ünlü Maksim Gazinosu'nda assolist olarak sahne alarak adını en üst sıraya yazdırdı. Albüm çalışmalarına da hız kesmeden devam eden Sanay, peş peşe yayınladığı plaklarla satış rekorları kırdı. 1984 yılında çıkardığı Beni Hatırla ve bir yıl sonra müzikseverlerle buluşturduğu Sevgi Üzerine Sohbet albümleri, Türkiye genelinde çok büyük satış rakamlarına ulaşarak sanatçıya iki adet altın plak ödülü kazandırdı. Yurt içindeki yoğun sahne programlarının yanı sıra gurbetçilerle buluşmak adına yurt dışında da pek çok konser verdi.
Samime Sanay'ın kariyerinde önemli yer tutan ve müzikseverlerin gönlünde yer edinen albümleri kronolojik olarak şu şekildedir:
- Yalnız Benim Ol (1977)
- Ölürsem Yazıktır (1984)
- Beni Hatırla (1984)
- Bir İlkbahar Sabahı (1985)
- Sevgi Üzerine Sohbet (1985)
- Yudum Yudum Sevdayım (1986)
- Sevgi Bağları (1988)
- Sarsam Diyorum (1990)
- Ben Sana Mecburum (1993)
- Afedersin (2006)
- Hoşgeldin Aşk (2006)
Sessizlik Dönemi ve Muhteşem Dönüş
1993 yılında çıkardığı Ben Sana Mecburum albümünün ardından, Türkiye'deki müzik sektörünün içine girdiği genel durgunluk ve gerileme dönemi sanatçıyı da derinden etkiledi. Sanay, bu olumsuz koşullar sebebiyle müzik dünyasından uzun yıllar sürecek bir sessizlik dönemine geçiş yaptı. Bu inziva sürecinde sanattan uzak kalırken boş durmadı ve Ege'nin incisi Kuşadası'na yerleşerek burada emlakçılık sektörüyle ilgilendi. Ticaret hayatında edindiği bu deneyimin ardından, 2006 yılında müzikal suskunluğunu bozarak dinleyicilerine büyük bir sürpriz yaptı. Klasik alaturka eserleri modern ve popüler bir tarzda senfonik olarak yeniden yorumladığı Hoşgeldin Aşk albümüyle müzik piyasasına muhteşem bir geri dönüş gerçekleştirdi.
Özel Yaşamı ve Devlet Sanatçılığı Mirası
Sanatçının özel hayatı da en az sanat yaşamı kadar kamuoyunun ilgisini çekmiştir. Avukat Edip Aktaş ile gerçekleştirdiği evlilikten 1979 yılında Anıl Aktaş adında bir erkek evlat sahibi olan usta yorumcu, eşi Edip Aktaş ile olan evliliğini 25 Ekim 1985 tarihinde sonlandırarak yollarını ayırdı. Müzik sanatına yaptığı eşsiz katkılar ve sunduğu benzersiz eserler dolayısıyla 1998 yılında kendisine Devlet Sanatçısı unvanı layık görüldü. Türk halkının gönlündeki yeri o kadar derindir ki, Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde yer alan Ören Mahallesi'ndeki bir sokağa usta sanatçının adı yeniden verilerek hatırası ölümsüzleştirilmiştir. Seslendirdiği Şarkılardan Fal Tuttum gibi klasikler, bugün halen Türk sanat müziğinin en değerli hazineleri arasında kabul edilmektedir.
