Abdülaziz İbni Suud, 15 Ocak 1876'da Riyad'ın Neced bölgesinde dünyaya geldi. Abdul Rahman bin Faysal ile Sarah al Sudairi'nin oğlu olan Abdülaziz, gençliğinin büyük bölümünü anavatanından uzakta geçirmek zorunda kaldı; zira babası 1891'de rakip güç İbn Reşit tarafından Riyad'dan kovularak Kuveyt'e sürgüne gönderildi. Uzun süre Kuveyt'te büyüyen Abdülaziz, bu dönemde siyasi ve askeri reflekslerini geliştirdi. Nihayetinde Osmanlı Devleti'nden toprak satın alma yoluyla ailenin yurda dönüşü mümkün oldu.
Riyad'ı Geri Alma ve Hanedanı Yeniden Kurma
1902 yılı, Abdülaziz için tarihi bir dönüm noktasıydı. Babasının yerini alarak harekete geçen genç lider, kardeşi Muhammed ve kuzenleriyle birleşip Reşidilere baskın düzenledi ve Riyad'ın kontrolünü yeniden ele geçirdi. Bu hamleyle birlikte Suudoğulları hanedanı yeniden sahneye çıktı. İki yıl sonra Reşidiler Osmanlı desteğiyle Neced'de hakimiyet kurmaya çalıştıysa da Abdülaziz savunma taktiğiyle orduyu oyalarken kendi güçlerini de büyüttü. Uzun soluklu çatışmaların ardından 1912'de Ahsa ve Katif bölgelerini alan Abdülaziz, Osmanlı valilerini bölgeden uzaklaştırdı ve İhvan adıyla bilinen Vehhabi dini örgütün kurulmasına öncülük etti.
I. Dünya Savaşı yıllarında İngiliz Hükümeti ile anlaşma yapan Abdülaziz, Mekke Şerifi Hüseyin ile ittifak kurarak Osmanlı kuvvetlerine karşı savaşa girdi. Bu ittifakın karşılığında Suud Ailesi'nin toprakları İngiliz güvencesine alındı. İngiliz desteğini arkasına alan Abdülaziz, 1920'de Reşidi kuvvetlerini yendi; 1922'de ise İbni Reşid'i kesin olarak tasfiye ederek tüm Reşidi topraklarını 1924'te hâkimiyetine kattı.
Krallığın İnşası: Hicaz'dan Suudi Arabistan'a
1924'te Kral Şerif Hüseyin'i, ardından 1925'te oğlu Ali'yi Hicaz'dan süren Abdülaziz, 10 Ocak 1926'da Mekke'yi Suudilerin başkenti ilan ederek Necid ve Hicaz Kralı unvanını aldı. 1927-1932 arasında Arabistan yarımadasının denetimini pekiştirmek için çeşitli harekâtlar yürüttü; Mart 1929'da İhvan birlikleri Irak'ın bir bölümüne kadar uzandı. 1932'de yarımadanın neredeyse tamamını tek çatı altında toplayan Abdülaziz, Necid ile Hicaz'ı birleştirerek Suudi Arabistan Krallığı'nı kurdu ve kendisini ilk kral ilan etti.
1938'de ülkede petrol keşfedilmesi, hem Suudi Arabistan'ın hem de Abdülaziz'in kaderini köklü biçimde değiştirdi. Amerikan petrol şirketleriyle yakın ilişkiler kurarak onları ülkeye davet eden kral, kısa sürede büyük bir servetin sahibi oldu. Öte yandan Mekke ve Medine'nin koruyuculuğunu üstlenmesi, onu İslam dünyasında derin bir saygınlığa taşıdı. Göçebe toplulukları yerleşik hayata kazandırma ve ülkeyi kalkındırma çabası da saltanatının öne çıkan yönleri arasında yer alır.
Ailesi ve Mirası
Abdülaziz İbni Suud, ilk kez 15 yaşında evlendi; bu eşi kısa süre sonra hayatını kaybetti. 18 yaşında ikinci evliliğini yapan kral, ilk oğlu Türki'ye kavuştu. Toplamda 22 eşi olan Abdülaziz'in 45 oğlu dünyaya geldi; bunların 36'sı yetişkin çağa ulaştı. Sekizinci eşi Hassa Al Sudairi'den doğan oğulları, tarihte "Yedi Sudairi" olarak anıldı; bu oğulların arasında sonraki yıllarda kral olacak Fehd ve Salman bin Abdülaziz bulunmaktadır. Faysal, Halid ve Abdullah da tahtı devralan diğer oğulları arasındadır.
Abdülaziz İbni Suud, 9 Kasım 1953'te Taif'te 77 yaşında hayatını kaybetti. Yerine oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. Çölün ortasında sürgünden yükselerek modern bir devlet kuran bu lider, bugün Suudi Arabistan tarihinin kurucu figürü olarak kabul görmektedir.
