İçeriğe Atla
Abdülaziz fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Abdülaziz Kimdir?

Sultan Abdülaziz, 1830'da İstanbul'da doğdu. Osmanlı tahtında 14 yıl boyunca ordu ve donanma modernizasyonu ile büyük idari reformlara öncülük etti.

Diğer adlar: Sultan Abdülaziz, Abdülaziz

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Abdülaziz Hakkında

Osmanlı İmparatorluğu'nun otuz ikinci padişahı ve doksan yedinci İslam halifesi olan Sultan Abdülaziz, 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul'un Eyüp ilçesinde dünyaya geldi. Sultan II. Mahmut'un Pertevniyal Sultan Hanım'dan doğan ikinci oğlu olan şehzade, sarayda oldukça kapsamlı bir eğitim gördü. Şehzadeliği döneminde müzik ve resim gibi sanat dallarıyla ilgilenirken; aynı zamanda güreş, av ve binicilik sporlarında kendini geliştirdi. Abisi I. Abdülmecit'in ölümü üzerine 25 Haziran 1861'de otuz iki yaşında Osmanlı tahtına geçen hükümdar, 14 yılı aşkan saltanatı boyunca hem büyük idari reformlara öncülük etti hem de derin mali krizler ve iç ayaklanmalarla mücadele etmek zorunda kaldı. Meşrutiyet yanlılarının saray baskınıyla tahttan indirilen Abdülaziz, 4 Haziran 1876 tarihinde gözetim altında tutulduğu odada ölü bulundu.

İç İsyanlar ve Dış Politikadaki Mücadeleler

Tahta çıktığında boş bir hazine ve ağır dış borç yüküyle karşılaşan yeni padişah, donanmanın gücünü artırmaya büyük öncelik verdi. Fransız İhtilali'nin yaydığı özgürlükçü fikirlerden etkilenen gayrimüslim tebaa, Avrupalı devletlerin de kışkırtmasıyla isyan hareketlerine girişti. Avrupa devletlerinin baskıları neticesinde tanzimat reformlarını sürdürmek zorunda kalan hükümdar, 3 Nisan 1863'te Mısır'a önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. İlk yıllarında azınlıkların taleplerini karşılamaya çalışan padişah, Balkanlar'daki bağımsızlık arayışlarını dindirmekte güçlük çekti. Sırpların 15 Haziran 1862'de Belgrad Kalesi'ne saldırmasıyla alevlenen gerilim, Hersek isyanıyla birleşerek kısa sürede büyüdü. Ömer Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 23 Ağustos 1862'de Rieka'da Karadağ kuvvetlerini kesin olarak mağlup etmeyi başardı. Bunun üzerine imzalanan 31 Ağustos 1862 tarihli İşkodra Barışı ile Karadağ iç içlerinde bağımsız bir statü elde etti. Sırbistan'daki askeri varlıktan rahatsız olan Sırplar, batılı devletlerin müdahalesi sonucu 1867'de Osmanlı askerlerinin bölgeden çekilmesini sağladı. Bunun yanı sıra 1859 senesinde birleşen Eflak ve Boğdan Romanya Prensliği adını alırken, Osmanlı İmparatorluğu da bu yeni birleşmeyi 28 Haziran 1864 tarihli İstanbul Protokolü ile resmen tanımak zorunda kaldı. Kısa süre sonra imzalanan 8 Mart 1865 tarihli İstanbul Barışı ile Korfu, Kefalonya, Zenta, Çerigo ve Paksa adaları Yunanistan'a bırakıldı. Girit'te baş gösteren ayaklanmaları yatıştırmak adına Mehmet Emin Paşa adaya gönderildi ve 6 Ekim 1867'de yeni bir ferman ilan edildi. Bu yeni statüye göre, ada yönetiminde Müslüman ve Hristiyan yardımcıları olan bir vali görev yapacaktı. Ayrıca adada iki resmi dil kullanılacaktı. Karma meclis ise tarım ve ticareti planlayacaktı.

Avrupa Seyahatleri ve Küresel Politikadaki Gelişmeler

Sultan Abdülaziz, 1867 yılında Paris'te düzenlenen büyük bir sergiye katılmak üzere Fransa İmparatoru III. Napolyon'un davetine icabet etti. İmparatorun davetiyle başlayan bu seyahat kapsamında Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya ve Macaristan rotasını takip eden Sultan Abdülaziz, bu seyahatleri süresince bölgedeki birçok farklı hükümdar ile bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi. Avrupa'ya seyahat eden sultan, ülkeye döndükten sonra da diplomatik temaslarını yoğun şekilde sürdürdü. Rusya'nın Karadeniz'e yönelik kısıtlamaları tanımayacağını duyurması üzerine 13 Mart 1871'de Londra Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Karadeniz'in tarafsızlığı resmen son buldu. Dönemin büyük güçleri olan Rusya, Almanya ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı idaresindeki Hristiyan tebaayı kışkırtarak Şark Meselesi'ni kendi lehlerine kullanmak istediler. Avusturya'nın Selanik'e ulaşma emeli ve yürüttüğü propagandalar, 1875 yılında Bosna-Hersek bölgesinde büyük bir isyanın patlak vermesine yol açtı. Aynı süreçte Sadrazam Mahmut Nedim Paşa'nın devlet borçlarının ödenmesini beş yıl süreyle ertelemesi, Avrupa genelinde büyük bir tepkiye neden oldu. Rusya ise bu mali ve idari zafiyetten yararlanarak Balkanlar'da Panislavizm propagandasını hızla yaydı. Balkanlar'daki bu karşıklığı önlemeye çalışan padişah, içeride kendisini hedef alan gizli bir ihtilal hazırlığıyla karşı karşıya kaldı.

Askeri ve İdari Yenilikler ile Acı Son

Padişahlığı süresince devletin modern bir yapıya kavuşması için gayret eden Abdülaziz, eğitimden ulaşıma kadar geniş bir yelpazede yenilikler başlattı. Donanmanın modernleştirilmesine de büyük önem verildi. Yapılan büyük yatırımlar neticesinde 1875 yılına gelindiğinde Osmanlı bahriyesinde 816 top taşıyan 21 zırhlı ile 173 yardımcı gemiden oluşan son derece modern ve güçlü bir donanma teşkil edildi. Bu dönemde gerçekleştirilen başlıca reformlar şunlardır:

  • İmparatorlukta yeni bir vilayet teşkilatlanmasına geçilerek modern askeri elbiseler kabul edildi.
  • Osmanlı topraklarında ilk kez posta pulu kullanıldı.
  • Süveyş Kanalı açıldı ve sahillere deniz fenerleri kondu.
  • Başkent İstanbul'da tramvay işletilmeye başlandı ve Galata Tüneli inşa edilerek faaliyete geçirildi.
  • Mahkeme-i Nizamiye, İstinaf Mahkemesi, Temyiz Mahkemesi, Rüsumat Eminliği ve Merkez Bidayet Mahkemeleri gibi adli kurumlar kuruldu.
  • Ahmed Cevdet Paşa başkanlığında toplanan Mecelle Cemiyeti tarafından medeni hukuk çalışmaları yürütüldü.
  • Eğitim alanında Sultani Mektepleri, Sanayi Mektepleri, Darüşşafaka Lisesi ile Tıbbiye, Mülkiye, Orman ve Maden mektepleri faaliyete geçti.
  • Şura-yı Devlet ile Divan-ı Muhasebat kurularak kadılık kurumu sıkı denetime alındı.

Padişahlığının ilk dönemlerinde ülkede meşruti yönetimin gelmesini isteyenlerin savunduğu meşrutiyet fikrine sıcak yaklaşan Sultan Abdülaziz, dönemin aydınlarından olan İbrahim Şinası, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile sıcak ilişkiler kurdu. Ancak ilerleyen yıllarda yönetim anlayışını değiştirerek bu fikirleri savunan kişilere karşı sert tedbirler aldı ve onları sürgüne gönderdi. Bu sertleşen politikalar ve yaşanan mali krizler, meşrutiyet yanlılarının padişah aleyhine güçlü bir kamuoyu oluşturmasına zemin hazırladı. Daha önce görevden alınan Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa ve Hasan Hayrullah Efendi gizlice bir ihtilal planı hazırladılar. İntikam amacı güden Hüseyin Avni Paşa, İngilizlerle Londra'da görüşerek bu darbe planını olgunlaştırdı. 30 Mayıs 1876 Cuma sabahı saat 04.30'da harekete geçen askeri birlikler ve Mekteb-i Harbiye öğrencileri Dolmabahçe Sarayı'nı kuşattı. Donanma ise deniz tarafını kontrol altına aldı. Sultan Abdülaziz kayıkla oradan uzaklaştırıldı. Topkapı Sarayı'na götürülerek bir odaya hapsedildi. Daha sonra Fer'iyye Sarayı'na sevk edilen Sultan Abdülaziz, 4 Haziran 1876'da kapatıldığı odada ölü olarak bulundu. Kendisinin vefatının ardından tahta, kardeşi I. Abdülmecit'in oğlu olan V. Murat çıkarıldı. Eski padişahın cenazesi, 5 Haziran 1876'da düzenlenen büyük bir törenle babası II. Mahmut'un Çemberlitaş'taki türbesine defnedildi.

Sultan Abdülaziz Kimdir? Osmanlı'nın Yenilikçi Padişahı | Haberlendin