İstanbul'da 3 Eylül 1946 tarihinde doğan ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Zekı Göker, sanat hayatı boyunca oyunculuk, yönetmenlik, senaristlik ve gazetecilik gibi pek çok alanda eserler vererek adını Türk sanat tarihine altın harflerle yazdırmıştır. İnandığı toplumsal dünya görüşünü gür sesiyle meydanlara ve sahnelere taşıyan usta isim, kendisini her zaman bir 'tiyatro işçisi' olarak nitelendirmiştir. Babası gazeteci İbrahim Necdet Göker, annesi ise Mükerrem Göker'dir.
Sanat Hayatının İlk Yılları ve Adana Dönemi
Tiyatro dünyasına ilk adımını 1959 senesinde Adana Belediyesi Şehir Tiyatrosu çatısı altında atan Göker, burada amatör ruhla büyük işlere imza atmıştır. Belediye tiyatrosuna bağlı şekilde faaliyet gösteren Gençlik Amatör Tiyatro Topluluğu kurucuları arasında yer alarak sanat yolculuğunu hızlandırmıştır. Toplulukla beraber üç yıl boyunca belediye salonunda çeşitli oyunlar sahnelemişlerdir. Bu süreçte sergilenen ilk oyun, Donald ve Edmond Trazenski imzalı sinema senaryosundan uyarlanan Kamp 17 olmuştur. Ardından İ. Hakkı Baltacıoğlu'nun Andaval Palas eseri sahneye taşınmıştır. Topluluk ayrıca Baha Dürder ve Haydar Edizkun'un Ayıkla Pirincin Taşını adlı oyununu oynamıştır. Moliere'in ünlü eseri Zoraki Hekim ile Cahit Atay'ın Pusuda oyunu da seyirciyle buluşan diğer yapımlardır. İlginç bir detay olarak, kadın oyuncu eksikliği nedeniyle Bertolt Brecht'in Carrar Ana'nın Silahları adlı oyunu, Carrar Baba'nın Silahları adıyla sahnelenmiştir. Zeki Göker, bu yıllarda geleneksel sahne sanatlarımızın inceliklerini de öğrenmiştir. Nejat Uygur ve Tevfik Gelenbe gibi kıymetli ustalardan aldığı Geleneksel Türk Tiyatrosu eğitimi, onun oyunculuk yeteneğini pekiştirmiştir.
Adana Sanat Tiyatrosu ve Sahne Mücadelesi
Gençlik Amatör Tiyatro Topluluğu, Kasım 1964 tarihinden itibaren Zeki Göker'in yönetmenliğinde Adana Sanat Tiyatrosu ismiyle sanatsal üretimini sürdürmüştür. Bu yeni dönemde ekip, Turgut Özakman'ın Duvarların Ötesi ve Cahit Atay'ın Karaların Memetleri ile Ana Hanım Kız Hanım yapıtlarını sahneye koymuştur. Ayrıca Aka Gündüz'ün Mavi Yıldırım ve Haldun Taner'in efsanevi Keşanlı Ali Destanı oyunları izleyiciyle buluşturulmuştur. Ancak topluluğun bu çalışmaları dönemin yerel yönetimi tarafından engellemelerle karşılaşmıştır. Adana Belediye Başkanı Ali Sepici, Ana Hanım Kız Hanım oyununun gala gecesinde sol eğilimli bir oyun sergilendiği iddiasıyla sahne almalarına izin vermemiştir. Adana Sanat Tiyatrosu'nu salondan tahliye etmek isteyen belediye yönetimi, Ziyapaşa Oda Tiyatrosu binasını yıktırmıştır. Bu olay, yerel yönetim tarihine tiyatro binası yıkan ilk belediye olarak geçmelerine sebebiyet vermiştir.
Çok Yönlü Sanatçı Kimliği ve Ailesi
Göker'in sanatsal üretimi sadece tiyatro sahneleriyle sınırlı kalmamış, sinema dünyasında da aktif bir rol üstlenmiştir. Beyaz perde için çok sayıda senaryo kaleme alan sanatçı, aynı zamanda bu yapımlarda oyuncu olarak da kamera karşısına geçmiştir. Kendi dünya görüşünün getirdiği sorumlulukla yeteneğini meydanlara taşımayı görev bilmiştir. Mitinglerde ve kalabalık toplumsal gecelerde sunuculuk üstlenen Göker, etkileyici sesiyle şiirler seslendirerek kitleleri derinden etkilemiştir. Sanatçının bu toplumsal performansı Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa'nın pek çok ülkesinde de yankı bulmuştur.
Sanatçının aile yaşantısı da sanatla iç içe şekillenmiştir. Zeki Göker, tiyatro sanatçısı Gül Göker ile evlenmiştir. Çiftin çocukları da anne ve babalarının izinden giderek sanat dünyasına adım atmışlardır. Aile fertlerinin sanatla olan bağı şu şekildedir:
- Eşi Gül Göker tiyatro sanatçısı olarak sahne almıştır.
- Kızı Elif Sumru Göker müzik grubu Grup Yorum bünyesinde yer almıştır.
- Çocukları Bilge Can Göker ve Güney Zeki Göker de anne babaları gibi tiyatro sanatçısıdır.
Değerli sanatçı, 19 Aralık 2006'da doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur.
