Aka Gündüz, 1886 senesinde Selanik yakınlarındaki bir dağ köyünde dünyaya gelen, kalemiyle Milli Mücadele'ye can veren ve Cumhuriyet döneminde milletvekilliği yapmış çok yönlü bir Türk yazarı, gazetecisi ve siyasetçisidir. Gerçek ismi Hüseyin Avni Finci olan bu idealist aydın, ömrü boyunca edebiyatı toplumu eğitmek ve vatan sevgisini aşılamak için güçlü bir araç olarak kullanmıştır. Rumeli'nin hüzünlü yıllarından Ankara'dan kuruluş günlerine uzanan bu fırtınalı hayat hikayesi, Türk milletinin küllerinden yeniden doğuşunun da edebi bir vesikası niteliğindedir. Eserlerindeki sade Türkçe ve coşkulu üslup sayesinde geniş halk kitlelerine ulaşmayı başarmış, dönemin en çok okunan isimleri arasında yerini almıştır.
Sürgünlerden Milletvekilliğine Fırtınalı Bir Ömür
Rizeli Fincioğullarından Binbaşı İbrahim Kadri Bey'in oğlu olan yazarın çocukluk yılları Rumeli topraklarında geçti. İlk eğitimini Serez'deki İncili Mektep ve Selanik'teki Şemsi Hoca Mektebinde tamamlayan genç Hüseyin Avni, askeri eğitime yöneldi. Selanik Askeri Rüştiyesinde başladığı orta öğrenimini, 1896 Osmanlı-Yunan Savaşı nedeniyle Eğrikapı Rüştiyesinde sürdürdü. Ardından Galatasaray Lisesi ile Edirne ve Kuleli askeri liselerinde okuyarak Harbiye'ye adım attı. Ancak Harbiye ikinci sınıftayken siyasi faaliyetleri sebebiyle okuldan uzaklaştırıldı. Bu ihraç kararına resmiyette sağlık sorunları gerekçe gösterilmişti.
Okuldan ayrıldıktan sonra Selanik'e dönen yazar, kısa süre sonra eğitim amacıyla Fransa'nın başkenti Paris'e gitti. Paris'te Collège de France, Güzel Sanatlar Okulu ve Hukuk Fakültesi gibi seçkin kurumlarda iki buçuk yıl boyunca dersleri takip etti. Fakat bu okulların hiçbirinden mezun olamadan, üç yılın sonunda İstanbul'a geri döndü. Dışişleri gümrüğünde memurluğa başlayan genç adamın İstanbul macerası uzun sürmedi. Muhalif tavrı nedeniyle kısa süre sonra Selanik'e zorunlu ikamete gönderildi.
1909 yılındaki tarihi 31 Mart Vakası patlak verdiğinde, İstanbul'daki isyanı bastırmak için Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu'na gönüllü er olarak katıldı. Adana'da yaşanan Ermeni hadiselerinin ardından bölgeye görevlendirilen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın ekibinde yer aldı. Adana Vilayet Meclisi İdare Başkatibi sıfatıyla ondört ay boyunca görev yaparken, yerel gazetede vatansever yazılar kaleme aldı. 1919'da İstanbul İngilizler tarafından işgal edilince, milliyetçi duruşu nedeniyle Malta sürgünleri arasına dahil edildi. Sürgünden Ankara Hükümetinin yoğun diplomatik çabaları sayesinde kurtulabildi. Yurda döner dönmez Ankara'ya geçerek kalemiyle Milli Mücadele saflarında yer aldı. Anadolu'da Paşa Kazım ile omuz omuza vererek, işgal yanlısı yayınlar yapan Peyam-ı Sabah gazetesine karşı sert bir fikri muhalefet yürüttü. Cumhuriyet ilan edildikten sonra yeni rejimin temel ilkelerini halka anlatmayı kendine vazife edindi. Bu başarılı çalışmaları onu 1932 ile 1946 yılları arasında Ankara Milletvekili olarak TBMM'ye taşıdı. Özel yaşamında evli ve tek çocuk babası olan siyasetçi, 7 Kasım 1958'de Ankara'da hayata gözlerini yumdu.
Edebi Kimliği ve Milli Edebiyat Çizgisi
Edebi kariyerine henüz 16 yaşındayken, Servet-i Fünun şairlerinin izinden giderek yazdığı lirik şiirlerle başlayan sanatçı, yazı hayatında çok sayıda takma ad kullandı. Enis Avni, Aka Gündüz, Seniha Hikmet, Enis Safvet, Avni, Muallim ve Serkenkebîn imzalarıyla şiir, makale ve mizahi yazılar neşretti. İlk şiiri 1901 yılının Mart ayında Mecmûa-i Edebiyye'de yayımlandığında, Türk edebiyatı yeni bir soluk kazanıyordu. Selanik'te neşredilen Çocuk Bahçesi ve Genç Kalemler dergilerindeki milliyetçi yazılarıyla kısa süre sonra büyük bir şöhrete kavuştu.
Dilin sadeleşmesi hareketinin en kararlı savunucularından biri olan yazar, Milli Edebiyat akımına göndülden bağlandı. Yazılarında halkın anlayabileceği, yabancı kelimelerden arındırılmış yalın bir Türkçe tercih etti. Onun cümleleri kısa, çarpıcı ve adeta birer inanç beyanı gibi ateşlidir. Eserlerinin temel harcını millet sevgisi, geniş halk kitlelerinin çileli yaşamı, Rumeli'de kaybedilen ata topraklarının acısı oluşturur. 1908 yılında haftalık Kadın gazetesini çıkararak kadın hakları ve eğitimi konusuna eğildi. Karagöz gazetesinde başyazarlık yaptı, Hak Yolu adında bir akşam gazetesi çıkardı ve Ercüment Ekrem Talu ile birlikte ünlü mizah dergisi Alay'ı kurdu. Bu zengin yayıncılık hayatında Zaman, Hizmet, Ahenk, Tercüman, Tanin, İleri ve Hakimiyet-i Milliye gibi çok sayıda önemli mecrada imzası yer aldı.
Toplumsal Meseleler ve Sinemaya Uyarlanan Romanlar
Aka Gündüz, ardında yetmişe yakın eser bırakarak Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en verimli yazarlarından biri olmuştur. İmparatorluktan ulusal devlete geçiş sancılarını derinlemesine inceleyen yazar, toplumsal yaralara parmak basmıştır. Romanlarında kadın ve çocuk terbiyesi, batıl inançların zararları, suça sürüklenen insanların psikolojik durumları ve savaşın ahlaki çöküşü gibi temaları işlemiştir. Eserleri halk tarafından o kadar sevilmiştir ki, bazı hikayeleri ve romanları Türk sinemasının altın çağında beyaz perdeye aktarılmıştır.
Yazarın Türk sinemasına ilham veren iki önemli eseri şunlardır:
- İki Süngü Arasında: İlk kez 1952 yılında Şadan Kamil yönetmenliğinde, Mürüvvet Sim'in katılımıyla sinemaya uyarlanmıştır. Eser, 1973 yılında ise Ülkü Erakalın tarafından, Zeynep Aksu'nun başrolüyle yeniden sinemaseverlerle buluşmuştur.
- Bir Şoförün Gizli Defteri: Roman, 1958 yılında usta yönetmen Atıf Yılmaz tarafından Eşref Kolçak'ın başrolüyle beyaz perdeye taşınmıştır. 1967 senesinde ise Süreyya Duru rejisiyle, efsanevi aktör Cüneyt Arkın'ın başrolünde oynadığı kült bir yapıma dönüşmüştür.
Aka Gündüz'ün farklı türlerde kaleme aldığı zengin külliyatından öne çıkan bazı eserler şunlardır:
Romanları
- Dikmen Yıldızı (1927)
- Bir Şoförün Defteri (1928)
- İki Süngü Arasında (1929)
- Üvey Ana (1935)
- Yayla Kızı (1940)
Hikâye Kitapları
- Türk Kalbi (1911)
- Türk'ün Kitabı (1911)
- Bu Toprağın Kızları (1927)
- Kurbağacık (1919)
Tiyatro Oyunları
- Muhterem Katil (1914)
- Yarım Türkler (1919)
- Mavi Yıldırım (1934)
Bu muazzam üretim gücü ve toplumsal duyarlılığı, onu Türk edebiyat tarihinin unutulmaz simaları arasına yerleştirmiştir. Sanatçının bazı şiirleri de bestelenerek müzik dünyasında kalıcı şarkılara dönüşmüştür.
