Asıl adı Hüseyin Avni olan ve Türk edebiyat dünyasında Aka Gündüz olarak tanınan yazar, 1884 yılında Selanik'te dünyaya geldi. Gazeteci, yazar ve siyasetçi kimliğiyle tanınan bu önemli şahsiyet, ömrünü harflerle ve memleket meseleleriyle örerek 7 Kasım 1958 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Meşrutiyet'in sancılı yıllarından Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar uzanan tarihi süreçte aktif rol oynayan Aka Gündüz, yazdığı popþler eserler ve yaptığı milletvekilliği göreviyle toplumsal dönüşümün öncülerinden biri oldu.
Çocukluk Yılları ve Eğitim Yolculuğu
Hüseyin Avni ismi, dönemin ünlü sadrazamı Hüseyin Avni Paşa gibi başarılı bir asker olması temennisiyle kendisine verilmişti. Kültürlü ve çok dilli bir hanım olan Sapancalı Melek Hanım ile Rizeli Fıncıoğulları sülalesinden gelen Binbaşı İbrahim Kadri Bey'in evladı olarak doğan küçük Hüseyin, çocukluk günlerini Serez'de geçirdi. Annesini henüz ufak yaşta kaybetmesinin ardından Fransız bir mürebbiyenin terbiyesi altında büyüdü. Eğitim hayatına Serez'deki İncili Mektep'te başlayan yazar, daha sonra Selanik'teki Şemsi Efendi Mektebi'ne devam etti.
İlkokul eğitimini tamamladıktan sonra Selanik Askeri Rüştiyesi'nde okumaya başladı. Ancak 1896-1897 Türk-Yunan Savaşı patlak verince babası Binbaşı Kadri Bey cepheye gitti. Evde kalan üvey annesinin kendisini okula göndermemesi üzerine genç Hüseyin evden kaçtı. Eğitimine devam edebilmek için İstanbul'daki amcasının yanına sığındı. İstanbul'da yatılı misafir olarak Galatasaray Sultanisi'ne devam etti ve ardından Eyüpsultan'daki Askeri Baytar Rüştiyesi'ne girdi. Genç Hüseyin, 1896 yılında rüştiyeden başarıyla mezun oldu.
Aka Gündüz'ün eğitim hayatı, ülkenin farklı şehirlerindeki askeri ve sivil kurumlar arasında mekik dokuduğu renkli bir seyir izlemiştir:
- Serez İncili Mektebi ve Selanik Şemsi Efendi Mektebi
- Galatasaray Sultanisi ve Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesi
- Edirne Askeri İdadisi ve Mekteb-i Harbiye-i Şahane
- Paris Collège de France, Paris Güzel Sanatlar Okulu ve Hukuk Fakültesi
Baytar Rüştiyesi'nde öğrenim gördüğü sırada, hayatında derin izler bırakacak olan ünlü hikayeci Ömer Seyfettin ile tanıştı. İkilinin dostluğu, 1896 yılındaki mezuniyetin ardından da sürdü. Ömer Seyfettin'in Edirne Askeri İdadisi'ne gitmesi üzerine o da bu okula kaydını yaptırdı. Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında iyice filizlendi; bu dönemde Çocuk Bahçesi ve Genç Kalemler dergilerinde ilk yazıları neşredildi. Edirne'den 1900 yılında mezun olarak İstanbul'a döndü ve Mekteb-i Harbiye-i Şahane'ye kaydoldu.
Siyasi Mücadele, Sürgün ve Paris Yılları
Harbiye'deki öğrencilik yıllarında siyasi faaliyetlerle ilgilendiği iddiasıyla yargılandı. Divanıharp önüne çıkarılan genç yazar mahkemece serbest bırakılsa da sağlık sorunları nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Eğitimine devam etmek amacıyla rotasını Paris'e çevirdi. Collège de France, Paris Güzel Sanatlar Okulu ve Hukuk Fakültesi'ne devam eden Aka Gündüz, yaklaşık iki yıl kaldığı Fransa'daki bu eğitimlerini yarıda bırakarak İstanbul'a geri döndü.
Yurda dönüşünün ardından, İkinci Abdülhamit yönetimine karşı muhalefet yürüten İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne dahil oldu. 1907 yılında Gümrük İdaresi'nde çalışmaya başladıysa da yaklaşık dört aylık bir çalışmanın ardından Selanik'e sürgün edildi. İkinci Meşrutiyet ilan edildiği sırada Selanik'te bulunuyordu. Padişahın ve şeriatın kontrolünü yeniden tesis etmek isteyenlerin 13 Nisan 1909'da İstanbul'da çıkardığı ayaklanmayı bastırmak için Selanik'te hazırlanan Hareket Ordusu'na katılarak İstanbul'a geldi.
Edebi Üretkenlik ve Meclis Dönemi
Aka Gündüz, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin en çok okunan ve sevilen yazarları arasında kendine sarsılmaz bir yer edindi. Dönemin toplumsal meselelerini ve hislerini ustalıkla yansıtan kalemiyle geniş okur kitlelerine ulaştı. Yazar, edebi kariyerinin yanı sıra siyasi alanda da ülkesine hizmet etmeyi sürdürdü. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dördüncü, beşinci ve altıncı dönemlerinde Ankara milletvekili olarak görev yaparak genç Cumhuriyet'in yasama faaliyetlerinde etkin rol oynadı. Hem yazar hem de bir devlet adamı olarak ülkesine hizmet eden Aka Gündüz, Türk edebiyatında ve siyasi tarihinde silinmez bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.
