Reşit Süreyya Gürsey, 1889 yılında Niğde'nin Bor ilçesinde deniz subayı bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen ve tıp, fizik, edebiyat alanlarında ürettiği eserlerle tanınan çok yönlü bir aydındır. Ülkenin ilk radyoloji uzmanlarından biri olan Gürsey, eğitim hayatını dünya çapında fizikçilerin yanında şekillendirerek Türkiye'nin modernleşme dönemine katkı sunmuştur. Türkiye'nin ilk radyoloji uzmanları arasında yer alan ve ömrünü bilime adayan bu hekim, 27 Ağustos 1962 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşama veda etmiştir.
Cephelerden Avrupa Üniversitelerine Uzanan Bir Yaşam
Deniz subayı olan babası Hasan Hüsnü Bey'in görevi nedeniyle çocukluğu farklı şehirlerde geçti. İlköğrenimini Girit'te alan Gürsey, ortaöğrenimini ise Mersin'de tamamladı. Askeri kariyere adım atmak amacıyla İstanbul'daki Kara Harp Okuluna kaydoldu ancak tıp eğitimini seçti. 1908 senesinde Tıp Fakültesine geçiş yaparak mesleki yönünü tamamen hekimliğe çevirdi. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde genç bir askeri doktor olarak cephelerde görev üstlendi. Savaşın ardından, 1918 yılında Azerbaycan'a giderek orada fizik öğretmenliği yapmaya başladı. Bu dönemde hayatının en önemli adımlarından birini attı. Kendisi gibi Türkiye'den Azerbaycan'a gelmiş olan ve ilerleyen yıllarda ülkenin ilk kadın kimya akademisyeni unvanını alacak Remziye Hanım ile 20 Nisan 1920'de evlendi. Milli Mücadele esnasında ülkeye dönen hekim, vatanının bağımsızlık mücadelesinde yer aldı.
Nobel Ödüllü Dehalardan Alınan İlham
Savaş bittikten sonra Ankara ve Niğde'de hekim olarak çalışmaya devam etti. Niğde'de bulunduğu süreçte doktorluğun yanı sıra lisede fizik ve matematik dersleri de verdi. Bilime duyduğu derin merak, onu tıp alanında uzmanlaşmak için Avrupa yollarına düşürdü. Paris'teki Sorbonne Üniversitesi ile İngiltere'deki Cambridge Üniversitesinde eğitim aldı. Avrupa seyahati sırasında tıp ve fizik alanlarındaki gelişmeleri yakından inceleyen araştırmacı, Sorbonne ve Cambridge üniversitelerinde Nobel ödüllü Marie Curie ile Joseph John Thomson'ın derslerine katıldı. Türkiye'ye döndükten sonra Tokat ve Turhal bölgelerinde hekimlik yaptı. O dönemde röntgen uzmanlığı yüksek radyasyon riski nedeniyle son derece tehlikeli bir işti. Gürsey, bu tehlikeler sebebiyle radyologluğu bırakıp yarbay rütbesiyle Kuleli Askeri Lisesine fizik öğretmeni olarak atandı. Burada, geleceğin ünlü yazarı Aziz Nesin'in de öğretmenliğini yaptı. Nesin, "Böyle Gelmiş Böyle Gitmez" isimli ünlü anı kitabında hocasına özel bir bölüm ayıracaktı.
Amerika Yılları ve Bilim Mirası
1935 yılında ordudan emekli olan Gürsey, fizik tutkusunun peşinden gitmeyi sürdürdü. Almanya ve Avusturya'ya giderek Nobel ödüllü Werner Heisenberg ve Erwin Schrödinger'in fizik derslerini takip etti. İkinci Dünya Savaşı'nda tekrar askere çağrıldı. İkinci askerlik vazifesini tamamladıktan sonra yönünü yeni kıtaya çevirdi. Ünlü fizikçi Ernest Rutherford'un yazdığı tavsiye mektubunun sağladığı referansla Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Gürsey, orada nükleer teknoloji alanında geliştirilmekte olan projelere büyük bir ilgiyle yaklaştı. Ancak ABD makamlarının vatandaşlık değiştirme şartı koşması üzerine bu alandaki çalışmalarından vazgeçti. Araştırma rotasını tamamen değiştirerek içten yanmalı motor teknolojileri üzerine yoğunlaşmayı tercih etti.
Bilimle Yoğrulan Bir Aile Mirası
Reşit Süreyya Gürsey'in özel yaşantısı ve geride bıraktığı aile mirası da bilim dünyası için büyük önem taşımaktadır. Remziye Hisar ile 1930 yılında yollarını ayıran Gürsey'in bu evlilikten iki çocuğu oldu. Oğulları Feza Gürsey, uluslararası alanda tanınan çok ünlü bir fizik akademisyeni olarak yetişti. Kızları Deha Gürsey-Owen ise Uluslararası Psikoloji Derneğine kabul edilen tek Türk üye unvanını kazandı.
Reşit Süreyya Gürsey, çok yönlü entelektüel kişiliğiyle yaşamı boyunca farklı disiplinlerde çalışmalar yürütmüştür:
- Tıp ve radyoloji alanında mesleki yayınlar,
- Fizik ve matematik üzerine bilimsel incelemeler,
- Kültür dünyasına katkı sağlayan edebi eserler.
