Ernest Rutherford, 30 Ağustos 1871'de Yeni Zelanda'nın Nelson bölgesindeki Spring Grove kasabasında küçük bir çiftlikte dünyaya geldi. James ve Martha Rutherford çiftinin on iki çocuğundan dördüncüsü olan Rutherford, Yeni Zelanda'ya 1843'te İskoçya'dan göç etmiş bir ailenin torunuydu. Babası araba tamirciliği yapıyordu. Üniversite eğitimini Christchurch'teki Canterbury College'da tamamladı; 1892'de lisans, ertesi yıl üstün başarıyla yüksek lisans derecesi aldı.
Cavendish'ten McGill'e: Bilimsel Yükselişin Temelleri
Mezuniyetinin ardından bir yıl daha üniversitede kalarak demirin yüksek frekanslı manyetik alanlardaki mıknatıslanma özelliklerini araştırdı. 1894'te Cambridge Üniversitesi'nde ünlü fizik bilgini Joseph John Thomson'ın yanına çalışmak üzere İngiltere'ye geçti. Cavendish Laboratuvarı'nda geçirdiği ilk yılında radyo dalgaları, ikinci yılında yeni keşfedilmiş X-ışınları üzerinde yoğunlaştı. Bu dönemde ilgisi giderek radyoaktiviteye kaydı; ömrünün sonuna dek peşini bırakmayacak bir alan oldu bu.
1898'de McGill Üniversitesi onu fizik profesörlüğüne davet etti. Henüz yirmi yedi yaşındaydı; bir yanda prestijli bir kürsü, öte yanda vazgeçmesi güç Cavendish Laboratuvarı vardı. Maddi sıkıntıları da kararı zorlaştırıyordu: Nişanlısını İngiltere'ye getirmeye yetecek parası yoktu, üstelik yolculuk masrafı için bile borçlanmıştı. Sonunda çağrıyı kabul etti. McGill Üniversitesi'ndeki yaklaşık on yıllık çalışma döneminde hem radyoaktif atomların kendiliğinden başka atomlara dönüştüğünü kanıtladı hem de atom çekirdeğine dair çığır açan bulgulara ulaştı. Asistanı Soddy ile birlikte radyoaktivitenin element dönüşümündeki rolünü deneysel olarak ortaya koyması, 1908'de Nobel Kimya Ödülü'nü getirdi.
Radyoaktiviteye ilişkin ilk önemli katkısı, uranyumdan yayılan ışınımı "alfa" ve "beta" olarak ikiye ayırmasıydı. Bu sınıflandırma, nükleer fiziğin temel kavram dağarcığına girdi ve bugün hâlâ kullanılıyor.
Altın Folyo Deneyi ve Atom Çekirdeğinin Keşfi
Manchester Üniversitesi'ne geçtikten sonra Rutherford, araştırmacıları Hans Geiger ve Ernest Marsden ile birlikte 1909'da tarihin en belirleyici fizik deneylerinden birini gerçekleştirdi: altın folyo deneyi. Bir radyum kaynağından çıkan alfa parçacıkları son derece ince bir altın folyoya yöneltildi. Parçacıkların büyük çoğunluğu folyoyu düz geçerken küçük bir bölümü beklenmedik açılarda saptı, bir kısmı ise geriye döndü. Bu beklenmedik sonuç, atomun neredeyse tamamının boş uzaydan oluştuğunu ve kütlesinin küçük, yoğun, pozitif yüklü bir çekirdekte toplandığını gösterdi. Modern atom modelinin temel taşı burada atıldı.
1914'te "Lord" unvanını alan Rutherford, 1919'da Cavendish Laboratuvarı'nın başına geçti. Yönetiminde laboratuvar kısa sürede dünyanın önde gelen deneysel fizik merkezlerinden biri hâline geldi. Bu dönemde alfa parçacıklarını nitrojen atomlarına çarptırarak bir elementi yapay yollarla başka bir elemente dönüştürmeyi başardı; deneyin ürünlerinden biri pozitif yüklü temel parçacıktı ve Rutherford bu parçacığa "proton" adını verdi. Elektrik yükü taşımayan üçüncü bir parçacığın varlığını da öngördü; asistanı James Chadwick bu parçacığı —nötronu— 1932'de buldu.
Mirası ve Son Yılları
Cavendish'teki araştırmalar, dönemin kısıtlı olanaklarıyla sürdürüldü. Rutherford, pahalı araçlara değil, titiz deney tasarımına ve parlak öğrencilere yatırım yaptı. Yetiştirdiği fizikçiler onlarca yıl boyunca bilime yön verdi. Atom çekirdeğindeki enerjinin hiçbir zaman açığa çıkarılamayacağını düşünüyordu; ölümünden yalnızca iki yıl sonra bu öngörünün yanlış olduğu anlaşıldı ve atom bombası gerçeğe dönüştü.
1900'de Mary Newton ile evlenen Rutherford'un Eileen adında bir kızı oldu. Ernest Rutherford, 19 Ekim 1937'de bağırsak felci nedeniyle 66 yaşında hayatını kaybetti.
